Diriliş nesli onlar. Kurtuluş nesli. Ben onları Altın Nesil olarak görüyorum.

Kapanmamış çağların hâlâ devam eden akıncıları.

Hani nasıl organik tarım diye ata tohumlarının üzerine titriyorsak,

Onlar da atalardan, devlet analardan, bacı beylerden kalan bozulmamış, özünü yitirmemiş, ender bulunabilen, özenle yetiştirilen nesil.

İmam hatiplerde öğretmenlik yaptığım yıllardan biliyorum otuz kırk sene önce bile kendi yaşıtlarından ayrılan hayran olduğum saygıları, edepleri, terbiyeleri beni hep o okullarda öğretmenlik yapmaya sevk etti.

İlle de kız imam hatip okulları.

Adeta birkaç kuşak önceki soylu adabı, nezaketi, zarafeti kuşanmışlardı.

Toplumlarında akranlarına imam, önder, arkadaş, dost, kardeş olacak bir format ile imrendiğim bir ruh yüceliğinde idiler.

Ne ki 28 Şubat sürecinde bunak bir fırtına ile örselendiler.

Ülke genelinde derecelere girdiler, birincilikler kazandılar fakat halkın yoksul çocuklarına acımayan, onların hakkını gasp eden çığırtkanların puanlarını düşürmesi ile istedikleri bölümden uzak düşen, hayallerini yitiren fakat yine de ülkelerine küsmeyen onurlu nesil.

Her nerede karşılaştı isem.

İşlerini düzgün yapmaktalar ve o saygılı edepli hallerini korumakta, bu tavırlarından ötürü hemen tanınmakta idiler.

Bu yıl üniversite sınavlarına giren çocuğum olmasa da heyecanla onların başarılarını takip ettim.

Kazandıkları üniversiteler ile gururlandım.

Mühendislik, tıp, hukuk, sosyal bilimlerde en güzel bölümlere yerleştiler.

Güzel haberleri arkadaşlarımızla gruplarımızda paylaştık;

“Uşak Ertuğrul Gazi Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencisi ikiz kardeşler Rumeysa ve Hayrunnisa Gencer, hiç dershaneye gitmeden okulda aldıkları eğitimle hayallerini gerçekleştirdi.

Tıp fakültesini kendi çalışma azimleri ile kazanan Gencer kardeşler, iyi bir doktor olup insanlara şifa dağıtmak istediklerini söylediler.”

Ve bu onurlu nesle hiç hak etmedikleri bir hakaret.

“Sapık.”

Söyleyen ise, sesi ile değil bedeni ile gündeme gelen bir şarkıcı.

Hatta geçenlerde bir konserinde ilçenin belediye başkanı sahneye çıkıp şarkıcıya, “Kıskananlar çatlasın. Ancak hoşuma gitmedi. Gülşen’imizi böyle kapalı görmeye alışık değiliz” dedi.

Şarkıcı her zamanki gibi o gün fazla açık giymediği için başkanın hoşuna gitmemiş.

Bir insana yapılabilecek en büyük hakarete gülüp geçiyor şarkıcı.

Belediye başkanının yanında eşi var.

Bu cinsiyetçi söyleme başkanın eşi de kahkaha ile gülüyor.

Bir insana hakarete şarkıcı, başkan ve eşi birlikte gülebilmekte.

Şarkıcının bu onursuz söylem yüzünden uzun uzun düşünüp uğradığı hakareti içine sindirememesini, sesini dinlemeye değil bedenini seyretmeye gelmiş bu söyleme isyan etmesini bekliyorsunuz.

Ne gezer.

Sadece gülüyor.

İmam hatiplere hakaret ederken de, bütün salon gülüyor.

Her şeye gülerek tepki vererek, bütün sorunlardan azade olduklarını mı sanmaktalar.

Diriliş Nesli’ne hakaret edenlere, gülenlere kızamıyorum bile.

Sadece acıyorum.

Üzülüyorum.

Altının değerini anlamayan teneke nesillerin bu denli artmasından endişeleniyorum.