Muhafazakar demokratlık , yani bildiğiniz sağcılık, dini
neredeyse satılır bir meta olarak algılar oldu. Dinin kutsalları bile dindar
insanları gıdıklayacak ibarelerle birer kâr amacı na dönüştürüldü. Din
istismarı tam da bu değil mi
Patateste veya domateste Allah yazısını görüp coşan yeni
dindar prototipi var ve neredeyse görmese inanmayacak bir kafaya doğru gidiyor.
Allah ın varlığına ve mucizelerine inanmak için Müslümanın sanki ille görmesi
veya dokunması gerekiyor! Öyleyse eğer, ılımlı İslam dan dert yanarken bir de
materyalist bir İslam anlayışı başımıza bela olacaktır ki, Allah muhafaza. Bu
ne saçmalıktır böyle
Yakmayan kefenden kıbleyi gösteren kredi kartına kadar
bilumum meta, dindarların beğenisine sunuluyor. Adeta Çin malı ürünlerin
satıldığı 1 milyoncu dükkanları misali, para getirebilecek her şey, İslami bir
sosa bulanıyor ve dini motifli bir satış-pazarlama faaliyetiyle dindarlara
sunuluyor. Öyle ya, kıbleyi gösteren kredi kartınız yoksa ya da ezan okuyan
seccadeye sahip değilseniz ne kıbleyi bulabilirsiniz ne de ezan sesi
duyabilirsiniz. Mağarada yaşıyor ve sıfır bilgiyle yaşıyorsunuz çünkü!
Son dönemin sihirli ve satan formülüne dönüştürülmüş bir
ifadeyi önümüze koyuyorlar. Toplumun dini hassasiyetini, yine toplumun iyiniyet
ve maalesef cehaletinden faydalanıp bir ticari kazanç unsuruna dönüştürme işi
bu. Son dönemin hem ticarette hem siyasetteki en kârlı işi. Tatil köyü veya
otel mi açacaksınız, İslami otel deyin, fiyatları 1.5 la, 2 yle çarpın!
Son dönemin Sülün Osman ı olan bir şahsiyet, ta Maldivler de
aklın almayacağı bir tatil projesinin tanıtımını yaparken bile dini
kullanmaktan çekinmemişti. Maldivler de Müslümanların adası olacak mottosuyla
reklamları yapılan bu projeye talep yağmıştı. Bugün ise mağdurların feryatları
duyuluyor. Yapılacak lüks otel in ismi de din sömürüsünün özetiydi. Kutlu bir
sahabenin ismini, yani Ebu Eyyub el Ensari nin adını kullanarak reklamını
yapmışlardı. Ebu Eyyub el Ensari House ifadesine dişe dokunur bir tepki
duymadık o dönem. Hoş, şimdi olsa yine kimse önemsemeyecek muhakkak.
Bir başkası çıkıyor, yaptığı sıradan konut projesini
muhafazakarlara özel vs diye pazarlıyor. Kimse de kalkıp bu ülkedeki diğer
tüm insanlar gavur gibi mi yaşıyor da kendini özel siteye hapsedecek dindarlar
demiyor Çünkü devir, muhafazakarların her şeyin en iyisi ve en özeline
haklarının olduğu devir ya! Sefil insanlarla bir arada mı yaşasın bizim
muhafazakar şimdi
Devlet bankası reklam çekiyor, sonuna bir başörtülü
sokuşturuyor , banka bir anda abdest almış sayılıyor . Beriki banka
reklamında vebalden, bereketten bahsediyor. Dinin sattığını herkes kavramış
durumda. Bereket, vebal vs bankalara kalmış, hale bak!!
Artık faizle, sömürüyle, emperyalizmle en ufak bir sorunu
kalmamış muhafazakar kafa, dünyevi zevklerin peşinde koşma ve bunu da güya dini
bir ambalaja sokma derdinde. Öte taraftan da manevi tatmini hala Allah diyen
aslan veya içinde Allah lafzı görünen patates gibi şeylerde aramakta.
Gidişat kötü!
Dinle daha fazla haşır neşir olduğu iddia edilen
muhafazakarımız, işin ilginci dindarlaşacağı yerde dinden kopuyor aslında. Bir
nevi din komasına sokuluyor, ancak işin içinde dine dair bir şey yok. Dinden
uzaklaşma, dindarlaşma maskesiyle örtülüyor.
Bunun adı sağcılaşmadır. Özal döneminden beri olan da
budur. Artık başörtülü kızımız Acun beyin yılbaşı programında kafasına Noel
baba kukuletası takıp dansla birlikte coşabilmektedir. Artık Milli Piyango
çekilişlerini kafası kapatılmış kızlar sunabilmektedir. Başörtülülerin girip
çıkmadığı hiçbir yer, hüçbir lüks muhit kalmamaktadır. Karşımızdaki bu garabet
tablo sağcı kafanın ürünüdür ve tesadüf de değildir. Ilımlı İslam dedikleri
budur tam da!