Yine ve yeni bir telaş başlayacak. Sabah erkenden kalkılması ne güzel. Uykuya kaptırmayacağız vakti. Tüm mahalle ayaktadır şimdi. Kaç zamandır görmediğim akrabaları göreceğim yine. Sarılacağım hepsine. Arada geçen zamandan konuşacağız. Nelerin değiştiğinden. Nelerin aynı kaldığından. Kimlerin göçtüğünden… bir an duraksayacağız orada. Sadece bir an SONu  düşüneceğiz. Cesaret bulabilirsek içimizde daha eskileri düşünmeye çalışacağız. Bir yanda hasreti künye yapmış Yakup düşecek fikrimize. Dilimize bizde birer Yusuf duası ekleyeceğiz. Nuh’u düşüneceğiz ve gemiyi. Hayat gemimizde kimlere yer açtığımızı… kimleri bindirdiğimizi, hangi limanları  es geçtiğimizi. Dalıp biraz düşünmeli belki işin burasında. Ve Eyyub düşmeli aklımıza. Varken yokla imtihan edilişini, vücudu yaralar içindeyken dilinin şükre iyileşmesini. Sonra kendimizi düşünsek. Nelere sahip olduğumuzu ve dilimizin şükre ne kadar aşina olduğunu. Dilimizde Musa misali pelteklik olsa da söyleyebilmeli gerçekleri. Her zaman Harunlar olmaz insanın yanında. O zaman ne yapmalı. Kimsesizlerin kimsesini düşünmeli belki. Babasız bir peygambere nurundan üfleyeni.  Ve efendimizi… “Ben iki kurban edilenin oğluyum” diyen Efendimizi(SAV).

Düşünmek yormasın sakın sizi. Aklettikçe sevimli olduğunu bilmeli, insan yaratıcısının katında. Bu yüzden hiçbir nimetini yalanlamadan, anlayarak kavrayarak, hakkını vererek harcamalı. Sermayenin farkında olarak. Ömür saatinin pilini çıkarsan da çalışmaya devam ettiğini unutmamak. Biçilen kadar bir hayat yaşadığın gibi, biçilen rolleri de üstlenmeyi bilmelisin. Yoksa  Eşref olmanın hakkını nasıl vereceksin…

Şimdi İbrahim düşsün fikrime. Ay, güneş, yıldız…ona verdiği akılla kendini buldurana şükürler büyüsün dilimizde. Ve en sevdiğinden vazgeçmesi istendiğinde bir baba yüreğinin sızısı burnumuzu sızlatsın bizim de. Ya İsmail. Annesinden aldığı teslimiyetle narin boynunu uzatışını. İbrahim gözlerinden baba yaşlarını oğlunun boynuna akıtırken…İsmail gözlerini kapatmış, kalbinde bir ferhalık, beklerken…anne yüreği ya, yaşlı gözlerini kaçırırken… Rahmeti rahman ve ilahi nefesi kuşatır hepsini… delili bir koçtur. Gökten indirir onu Alemlerin Sahibi. Buyur eder merhametine. Acaba koç farkında mıdır nasıl bir zamanda geldiğinin. Kimin yüreğine nasıl bir su serptiğinin Bir babanın evladına karşılık olduğunu bilseydi eğer, ağlamaz mıydı o da Rahmetin karşısında!!!

Bunları düşününce irkiliyor insan. Nasıl irkilmesin ki Kaçınız ilahi emir gelse vazgeçebilir evladından. Kurban dediğin ne mübarek bir durummuş Ya Rabbi! Şükürler olsun…şükürler olsun…

Bu bayram ben eş dost akrabayla beraberim. Ama bir yanım Afrika da, bir yanım Filistin’de, Gazze’de. İkisinin semalarında da adım okunuyor. Benim adıma beni oraya götürenlere dualar dilimde. Bu kadar bizim için kolaylaştıranlara. Böyle kutsal bir ibadeti bize tarifsiz bir hazla yaşatanlara…ne mutlu size ve bize.

Akrabalarıma baktığımda onlarda da benzeri tebessümler seziyorum. Sonra sebebini anlıyorum. Amcamların bir yanı Bosna’da bu bayram. Dayımlar Uzakdoğu’yu seçmiş. Teyzemler Kafkasları. Ne güzel…

Ve dünyanın dört bir yanında bir ibadeti beraber yaşamak için gözü yollarda binlerce Müslüman duaya açıyor şimdi ellerini. Gözlerinde bu zamanı beklettikleri yaşlarını azad ediyorlar, çünkü tam vakti. Vakit şimdi İsmail gibi teslim olma vakti, İbrahim gibi emri ilahi karşısında tir tir titreme vakti. Bizim içinde durum aynı.

Bu yüzdendir bu bayramı paylaşabilenlerin Kurban’ı bayram olsun…

***

Her vaktin kendi içinde bir kıymeti vardır. Kıyas kabul etmez bu kıymet… her birine ayrı ayrı hakkını da vermelisin. Verebilmelisin. Hatırlamak istiyorsan insanlığını…farkına varmak istiyorsan yaşadığının…nefeslerin hakkını ödemek diliyorsan…haydi uzat şimdi elini… ve tut hayatının ellerinden. Bırakma!!! Unutma hem yolunu hem de duanı bekleyenleri. Aç ellerini tüm mazlumlar adına. 2 damla gözyaşının fakiri olma bu bayram sabahında…

Bir daha ki vakte dek;

Her zerrede hükmünü icra eden ilim ve kudret sahibi yüce Zat’a…

Alemleri yaratan, alemlere sığmayıp insanın kalbine sığana…

Kalbinizin sahibine emanet olun…

EYVALLAH!!!