Siyasilerin “günlük telaş” içinde yaptıkları kimi ölçüsüz konuşmalar hiç hoş olmuyor!
Bu tür konuşmaları kendilerine yakıştıramıyoruz! Bir siyasi, “Kimsenin nasihatine ihtiyacımız yok” diye gurur ve kibir abidesi kesildiğinde içimiz bir tuhaf oluyor! Aslında, “Nasihate ihtiyacımız yok” diye diklenmenin onlara bir şey kazandırmadığının bir farkına varabilseler!
Ama bulundukları “makam ve mevkiler” kendilerini öylesine gaza getiriyor ki! Gözleri hiçbir şeyi görmüyor!
Bu makam ve mevkilerin etkisiyle önce “gururlanıyorlar” sonra da o gururlanma “kibirlenmeyi” beraberinde getiriyor!
Ve kendilerini “tüm nasihatlere” kapatıyorlar! Yazık! Onlar adına üzülüyoruz! İçine girdikleri bu “gurur ve kibir” ikliminin etkisiyle konuşmayı sürdürüyorlar! Bu defa, “Kim ne derse desin bizi bağlamaz” havasını estiriyorlar! Bu “hoş bir davranış” mı? “Hoş değil” elbette!
Kendilerine hiç yakışmıyor! “Kim ne derse desin bizi bağlamaz” denileceğine, “Denilen her şeyden istifade etmenin yollarını arıyoruz” deseler çok daha şık olmaz mı? Bu ölçüsüz konuşmalar ancak kendini beğenen ve kendinden başka kimseleri önemsemeyen, adam yerine koymayan kafalar tarafından yapılabilir! Nitekim öyle de oluyor!
Sadece kendilerini beğenen ve kendilerinden başka kimsenin doğru düşünemeyeceğini ve doğru bir şey söyleyeceğini varsayanlar esip gürlemeyi sürdürüyor!
Oysa geçmişe dönüp şöyle bir bakabilseler!
Geçmişte kendileri gibi “esip gürleyenlerin” isimlerini şimdi hatırlayan bile çıkmıyor! Tarihin içinde “kaybolup” gitmişler!
Yarın kendilerini de “aynı akıbet” bekliyor! Bu nedenle diyoruz ki siyasiler ağızlarını açtıkları zaman “güzel şeyler” söylemeliler!
“Hoş olmayan ifadeler” ile hatırlanmamalılar!
Yani kendilerine “yakışanı” yapmalı ve gelip geçici bu fani dünyada “nahoş sesler” bırakma yerine “hoş sedalar” bırakmalılar!