Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam edelim…

-BU YAZILAR SEÇİMDEN SONRA YAPILMASI GEREKENLER YAZISIDIR-

Kooperatif demek ortaklık demek…

Kooperatif demek dayanışma demek…

Kooperatif demek birlikte olmak demek…

Kooperatif demek her türlü beraberlik demek…

Kalkınmayı, hem de çok yönlü kalkınmayı yani bizim her zaman ve her vesileyle hatırlattığımız hayatımızın dinî-ilmî-iktisadî-idarî/siyasî dört alanındaki kalkınmayı da hedefliyorsak, kooperatifleşme ana hedefimiz olmalı…

Ortaklık, dayanışma, birlikte olma ve her türlü beraberliklerimizi gerçekleştirmek için çalışacaksak, bizim 50-60 yıllık birikim ve tecrübelerimize istinaden tekrar tekrar hatırlatıp diyorum ki; kooperatifleşme seçim sonrasında da ana hedefimiz olmalı…

Bu konudaki ilk yazımızda ne dedik, her şeyden önce neyi hatırlattık?

İlk paragrafımızı tekrar hatırlayalım: “Bu yazılar -bu seçim atmosferi günlerinde- özellikle seçimden sonra öncelikle yapılması gerekenleri içeren önerilerimizle ilgili yazılardır ve bu bakış açısıyla okunmalıdır…” 

Devamında da dedik ki; “Bu başlık altında yazacaklarımızın iki sebebi olacak.”

Detaylar şöyle: “Kooperatifleşme yani ortaklaşma konusu çok önemli… Bize göre geleceğin dünyası “teavün/ortaklık dünyası” olacak… Akevler Kredi ve Yardımlaşma Kooperatifi’mizi 1967 yılında kurduk… O zamandan beri yani tam 57 yıldır bu konuda ilmî ve amelî çalışmalar yapıyoruz… Bu çalışmalar sayesinde yaptıklarımızı bilenler biliyor… Bilmeyenler ve özellikle gençler için bir kere daha hatırlatıyorum… Bu çalışmalarımız sayesinde Türkiye’nin ilk toplu konutunu kurmuş olduk… Merhum Turgut Özal TOKİ’yi kurmayı işte bu örnek projeden ilham alarak kurdu…

Bu çalışmalar sayesinde ülkemiz için;

-ADİL DÜZEN…-ADİL EKONOMİK DÜZEN…

Yine bu çalışmalar sayesinde bütün beşeriyet için;

-ADİL DÜNYA DÜZENİ…

-ADİL DÜZENE GÖRE İNSANLIK ANAYASASI…

Ve diğer ilmî/amelî çalışmalar gerçekleştirildi… Çalışmalarımız devam ediyor…”

Evet, çalışmalarımız çok yönlü olarak devam ediyor; elhamdülillah…

Buraya kadar olan girizgâhı yapmamın bir sebebi var…

“Dayanışma” başlıklı bir yazı buna sebep oldu…

Mustafa Kutlu’nun tekrar yayımlanan yazısı…

Önemine binaen biz de tekrar hatırladık…

Yazı son olarak 24.05.2023 Çarşamba günü Yeni Şafak’ta yayımlandı, önceki yayımlanma tarihi 24 Aralık 2008; böylesi önemli yazıları tekrar hatırlamakta yararlar var…

Bu hatırlatmalar, bu önemli uyarılar, bu mutlaka uygulanası öneriler, bu “SOSYAL TUFAN” seviyesindeki sorunlarımızın sona erdirilmesi çok ama çoook önemli… Bunlar uygulanıncaya kadar hatırlatmaya devam edeceğiz… Öyleyse “Dayanışma”yı okuyalım…

“Dayanışma konusunda başarılı olduğumuza inanıyorum.

Kapitalist düzenin ve tüketim kültürünün alabildiğine köşeye sıkıştırıp yalnız bıraktığı ferdi bizim toplumumuzda destekleyen unsurlar var.

Bunların başında aile dayanışması geliyor. Büyük aile her ne kadar dağılmış, çekirdek aile hâkim konuma gelmiş olsa da, çocuklarla-torunlarla ana-babaların manevî bağları kopuk değildir. Ardından akrabalık dayanışması geliyor. Onu hemşerilik veya aşiret dayanışması izliyor. Her ne kadar mahalle dağılmış, onun koruyan-kollayan sıcacık ortamı kaybolmuş olsa da “komşuluk ilişkileri” büsbütün yok olmamıştır.” Yoksulluğun kol gezdiği mahallerde, semtlerde “size kim yardımcı oluyor” sorusuna “komşularımız” cevabı veriliyor.” (Devamı var.)