Hemen bir itirazınızı duyar gibiyim; “İlahi Adnan bey; Haziran ve Temmuz ayları zaten sıcak… Bu da laf mı, yani!”

Haklısınız. Ama benim anlatmak istediğim “siyaseten” sıcaklık.

Ne mi demek istiyorum

Hatırlayınız;

Geçen yazımda şunları yazdım;

“Önümüzdeki Ağustos ayında Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacak. Cumhuriyet tarihinde ilk kez cumhurbaşkanını halk seçecek. Bakalım ne olacak deniliyor ama bazı sorular hâlâ netlik kazanmış değil; mesela, kimler aday olacak Abdullah Gül’ün yeniden aday olmasının önünde bir engel bulunmuyor. Gül aday olacak mı, olmayacak mı Bu yollu soruları, “Daha seçimlere çok var, hele o gün gelsin bakalım.” diyerek savuşturuyor, Cumhurbaşkanı. Ama bu sorunun cevabı esasen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın tutumuna bağlı. Erdoğan, mahalli seçimlerde iyi bir oy alır da Köşk’e aday olursa o zaman Gül’e AKP Genel Başkanlığı ve Başbakanlık yolu açılabilir. Ancak, Gül’ün AKP Genel Başkanlığına sıcak bakmayan partililerin olduğu da âşikâr. O halde ne olacak İşte bu sorunun cevabı, 2014 yerel seçimleri farklı kılan önemli noktalardan biri.”

***

İşte bu muğlaklık bir bakıma biraz daha vuzuha kavuştu; Başbakan Erdoğan, seçimlerde arzu ettiği sonucu aldığına göre Köşk’e de aday olabilir.

Peki, bu durumda nasıl bir tablo oluşacak

Gelin birlikte antrenman yapalım;

*   Öncelikle Köşk seçimleri hakkında genel bazı bilgileri okurlara aktarmak isterim; Cumhurbaşkanı seçimi ile ilgili düzenlemeler anayasanın 102. maddesinde belirtiliyor.  Köşk seçiminin, Cumhurbaşkanının görev süresinin dolmasından önceki altmış gün içinde; makamın herhangi bir sebeple boşalması halinde ise boşalmayı takip eden altmış gün içinde tamamlanması gerekiyor.

*   Genel oyla (Eskiden parlamentoda seçiliyordu, ilk kez halk seçecek) yapılacak seçimde, geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilmiş olacak.

*   İlk oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamayı izleyen ikinci pazar günü ikinci oylama yapılacak. Bu oylamaya, ilk oylamada en çok oy almış bulunan iki aday katılacak ve geçerli oyların çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilmiş olacak.

*   İkinci oylamaya katılmaya hak kazanan adaylardan birinin ölümü veya seçilme yeterliğini kaybetmesi halinde; ikinci oylama, boşalan adaylığın birinci oylamadaki sıraya göre ikame edilmesi suretiyle yapılacak. İkinci oylamaya tek adayın kalması halinde, bu oylama referandum şeklinde yapılacak. Aday, geçerli oyların çoğunluğunu aldığı takdirde Cumhurbaşkanı seçilmiş olacak. Cumhurbaşkanı göreve başlayıncaya kadar görev süresi dolan Cumhurbaşkanının görevi devam edecek.

*   Şimdi; Köşk seçimleri önümüzdeki Ağustos ayında. Diyelim ki Başbakan Erdoğan “ben de varım, adayım” dedi. Bu şu anlama geliyor; Türkiye’de önümüzdeki Temmuz ve Haziran aylarında siyasetin harareti tavan yapacak. Diyeceksiniz ki bizim ülkemiz siyaseten ne zaman duruldu ki Siz de haklısınız. Ama burada bir ilk yaşanacağı ve de 12 yıldır ülkeyi yöneten Recep Tayyip Erdoğan’ın da adaylığı söz konusu olduğu için daha bir önem kazanıyor, bu Köşk seçimleri.

* Başbakan Erdoğan Köşk seçimlerine aday olduğu takdirde “3 dönem” şartından da etkilenmeyecek. Zira, milletvekili olarak seçimlere katılabilecek.

* Tekrarlayayım; rengi oldukça koyu, kıvamı son derece kavi, üslubu bugüne kadar az görülmüş, sert bir seçim sürecini geride bıraktık ama daha sıcak hatta kavurucu bir ortam bizi bekliyor. Haydi hayırlısı…

AKLA AYKIRI YORUMLAR…

30 Mart 2014 Mart Mahalli sonuçları geldi, geçti.

Geride ise son derece ilginç bir siyasi atmosfer bıraktı.

Seçimden hemen sonra öylesine dolaşırken kendimi bir anda son derece ilgi çeken bir think-thank grubunda buldum. Anlatılanlar öyle-böyle değildi.  Konuşulanlara ilk tepkim, “Yok ya! Bu kadar da olmaz.” şeklinde oldu. Merak edersiniz diye sizinle de paylaşmak istiyorum bu dedikoduları, ya da “akla aykırı” yorumları;

*   Başbakan Erdoğan Cemaat’i, seçim propaganda çalışmalarında, hemen her mitingte “Örgüt, Pensilvanya, haşhaşi, abla, abi, fesat, takiyye” gibi argümanlarla ifade etti. “Çocuklarınızı bunların okullarından, dersanelerinden, yurtlarından alın.” dedi. Kimilerine göre, seçim sonrası bu kesime yönelik ciddi bir soruşturma süreci yaşanacak. Benim kanaatim ise şu; suçu belli olmadan, belgesi, bilgisi bulunmadan bir kişiyi, cemaati, camiayı peşinen suçlu ilan etmek, devlet aygıtını önyargılı şekilde kitlelerin üzerine salmak çok doğru bir tutum değil. Kaldı ki, “affetmek” de büyüklüktür, ayrıca. Ben böyle düşünüyorum. 

Peki, burada “akla aykırı yorum” nerede Şurada; Cemaat başka partilere oy verecek deniliyordu ya, hani O toplantıda, Cemaat’in oylarının büyük oranda iktidar partisine gittiği vurgulandı. Benim gözlerimi faltaşı gibi açmama sebep olan iddia ise şuydu; “Tüm bu yaşananlar esasen bir oyundu. AKP ve Cemaat böyle bir oyun üzerinde anlaştı. Birbirlerine karşıymış gibi durdular, hatta bunu linç noktasına getirdiler. Ama sonuçta iktidar partisi umduğundan da fazla bir oy oranına kavuştu. Abla ve abiler herkesin bildiğinin aksine iktidara çalıştı…”

Ben, “Peki ama Cemaat’in çok önem verdiği dersanelerin kapatılması ne olacak ” diye soracak oldum. Bunun da cevabı hazırdı; “Kaz gelecek yerden tavur esirgenmez…”

“Kaz” neydi, tavuk neydi, sahi Anlamadım.

O beyin jimnastiğinin yapıldığı ortamdan, “Hadi oradan be, bunu başka yerde anlatmayın, gülerler size…” diyerek uzaklaştım.

*   “Hadi oradan be” diyerek oradan uzaklaştım ama aklım da orada konuşulanlarda kaldı. Dünkü bazı yorumları da dinleyince zihnim daha da karıştı. Mesela, kamuoyu araştırmalarına güvendiğim, yorumlarına sempatiyle baktığım Adil Gür bir anda, “Türkiye’de tüm cemaatlerin oyu yüzde 5 civarında. Hizmet Hareketi olarak nitelendirilen Cemaat içerisinde önemli bir bölüm AK Parti’ye oy verdi…” demesin mi

Sizi bilmem ama benim aklım iyice allak bullak oldu…

NOT:  Bugün 02 Nisan 2014 Çarşamba... 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!