“Herkes sussun! Kendimi duyamıyorum..” diye haykırmak isterdim. Yalnızlığımı beklediğimi, akleden yanımı murad ettiğimi, gözyaşlarımın sıcaklığını aradığımı Şubat’ın soğuğunda…

Ama ne çokta onu özlediğimi haykırmak isterdim.

Büyük harflerle ahkâm kesenlerden, ihanetine dramalar dizenlerden, dizilerden etkilenenlerden, yalan söylemeyi meslek haline getirenlerden, inancını paspas yapıp önce kendi çiğnemişlerden bıktım usandım artık. Ben attığı her adımla zalime endişe havale eden, her platformda mazluma umut devşiren, lafını esirgemeyen, ağzından çıkan her kelimenin kefaretine hazır duruşu olan o adam gibi adamı özledim. Meclis kürsüsünden “Bana ne Amerika’dan” diye haykıran, “Ben bunları bana oy versinler diye yapmıyorum. Allah rızası için yapıyorum… Allah rızası için!” diye öfkesine inancını damıtan adamı…

Arada gözlerim onu aramıyor değil hani. Ne zaman yüreğim kabarsa hemen başparmağımı hazır ediyorum. Soğukta yalın ayak gezen her çocuk bir kat fazla üzüyor beni. Ümmet dendiğinde herkesin aklına bir tanım gelirken benim gözümün önünden acıyla yoğrulmuş niceleri film şeridi gibi geçiyor. Uzuyor film. Bitmek bilmiyor. Hemen yanı başımda onu görüyorum. Gözyaşlarını görüyorum inci tanesi. Sonra titreyen sesi kulağıma obasını kuruyor. “Heyecan istiyorum” diyor. Müslümanların et ile tırnak gibi olduğunu okuyorum yüzünden, sesinden, adımlarından. Bir Müslüman nasıl olur bilgisinin üzerinden geçiyorum. Hayatı tanımlamak için yazılmış eserlere ihtiyaç duymuyor olmam bu yüzden olsa gerek. Ben yazılandan değil de… yaşanandan okuyorum manayı. Cesaretlendiriyor beni görmek. Daha bir inandırıyor. Mücadele ne demektir ondan okuyorum. Nasıl yürünür bu yolda ve nasıl aşılır engeller. Arabanın gitmediği yere adımlarda mı gidemez Bu yüzdendi belki ayakta kalmak kadar düştükten sonra ayağa kalkabilmeyi de öğrenmek. Düşmemeyi değil, tekrar ayağa kalkmayı öğrendim ben ondan.

Yaratan ile yaptığımız anlaşma şartlarını kaçınız hatırlıyorsunuz Kampanyalardan ne kadar haberdarsınız Yoksa kredi kartı başvurusu evrakı gibi okumadan mı imzaladınız Anlaşma basit. Ben sana hayat verdim diyor Yaratan. Hakkını ver hayatın. Hakkı nedir peki Ben adil değil miyim Adalet yeryüzüne hâkim olsun diye sana verdiğim nefesler adedince çabadır. Çünkü “geri durmakta ar, ilerlemekte şeref vardır”

Benim için engelli atlama dünya şampiyonudur o! Karşısına çıkan hiçbir engel onu yolundan döndürememiş, istikametten ayıramamıştır. Şahidim. Daha çok şey vardı şahitlik etmek istediğim. Ama hayat. Her istediği olmuyor insanın..

Daha erken gelmek isterdim dünyaya. Seninle biraz daha vakit geçirebilmek için. Yargılanıp içeri atıldığında parmaklıklara bakıp “Burası medrese-i Yusufiyedir” deyişine şahit olmak isterdim…

Sen zindandan kızına mektup yazarken, postacın olmak isterdim…

Bir köyde sen taşlanırken köylüler tarafından ben Peygamberin Taif duasını hatırlamak isterdim…

Sen savunurken davanı, elif misali dimdik dururken sana düşman kesilmişlerin karşısında… Hemen arka sırada oturup Fetih suresi okumak isterdim.

Her kapatma davasının iddianamesi okunurken, Fatih, Yavuz, Kanuni kurucular olarak anıldığı gerekçe gösterilirken, toplantılara besmeleyle başlanıyor olması kapatma gerekçesi sayılırken yanında olup seninle birlikte “Elhamdülillah” diyerek tebessüm etmek isterdim.

Sen tırnaklarınla bu millete hizmet etmek için kazıya kazıya toplarken oyları… Tüm pusulaların “evet”i olmak isterdim…

Topyekün batıl değişik kılıklara bürünüp sana saldırırken, ben Gahhar isminin mahfazasında öfkelenmek isterdim.

Hararetli bir şekilde sen yeni bir dünyanın nasıl kurulacağıyla alakalı brifingler verirken, sana bir bardak su getirmek isterdim..

İl il gezip gençlerin elini kaldırarak “Bunları size emanet ediyorum. Ankara’ya göndereceksiniz” dediklerinin gün gelip sana sırtlarını döneceklerini söylemek isterdim..

Tarihin akışına serpiştirdiğin her bir noktanın mürekkebi olmak isterdim..

Seni anlamayanlara meal olmak isterdim..

Sen son nefesine kadar mücadele etmek sorunda olduğunu biliyordun. Antlaşma böyleydi çünkü. Sana yaşlı diyen dillerimizi dağlamak isterdim.

Daha neler neler var istediğim. Saymakla biteceğini sanmıyorum. Fakat bıraktığın istikametin kıymetini bilmeyenlere öfke olup yağmak istiyorum. Hiçbir makamın, hiçbir koltuğun, hiçbir mülkün mazlumların felahından kıymetli olmadığını bağırmak isterdim.

Seni üzmek istemem sadece. Nasıl anılmak istediğini hatırlıyorum. Sen farklısın. Sen hayattayken kendi efsanesini kendi yazansın. Sen her daim liderimiz, sen her daim hocamızsın..

Sen Mücahid Erbakansın…biliyorum!

Hala baş parmağım havada…ne yaparsın işte, özlüyorum!