Hep şikayetçi olmuyor muyuz?
* Nedir bu bıktıran dijital hayat!
* Nedir bu ekran bağımlılığı?
* Nedir bu tüm hayatımızı ihata eden elektronik dünya!
* Hele hele bu cep telefonları yok mu; yahu neden bu cep telefonları 24 saat bizimle?
* Gece yarısı bile düt düt diye öten mesaj sesleri, bildirimler, beğenilmeler, kalpler, emojiler vb. …
* Yutuplar, tiktoklar, instragramlar, durumlar…
* Hiç mi kendimize vakit ayırmayacağız?
* Peki ya çocuklarımız… Robotlaşan çocuklarımız…
* Yemek yedirirken bile ellerine cep telefonu tutuşturduğumuz 2-3 yaşındaki çocuklarımız…
ESASEN ÇÖZÜM VAR!
Elbette saydığımız tüm bu şikayetlerin bir çözümü var; aslımıza dönmek!
Peki, ama aslımıza nasıl döneceğiz?
Ne neler yapmalıyız ki bu cendereden kurtulalım?
“Dijitalden Geleneksele dönüş yapmak mümkün mü?
* Kökbörü, sayokan ve midilli gösterileri…
* Mangala ve dokuz taş gibi geleneksel oyunlar…
* Yüzme…
* Ekran kullanımının dikkate etkisini göstermek için bilişsel testler ve duyu illüzyonu…
Dijitalleşmenin bireyler üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekmek…
PRATİKTE NASIL UYGULANACAK, ASIL SORUN BURADA?
Bir uygulaması da yapıldı bu anlattıklarımızın…
Ekran bağımlılığına karşı bilim ve spor güçlerini birleştirdi.
Gazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü ile Nörobilim ve Nöroteknoloji Enstitüsü iş birliğiyle: Ekrandan Sahaya Uyanış” projesinin ilk etkinliği yapıldı.
Üniversite öğrencileri dijitalleşmenin etkilerini bilim ve spor temelli uygulamalarla deneyimledi.
Uygulama, dijital bağımlılık, dikkat eksikliği ve hareketsiz yaşam gibi sorunlara karşı Türkiye geneline yaygınlaştırılacak
Elbette aslımıza dönelim…
Zaten “aslihu neslihu” (herşey sonuçta aslına döner) esas değil mi?
Peki, ama pratikte nasıl uygulanacak bunlar? Bu dikey mimaride bunları uygulamak mümkün mü değil mi?
İşte asıl sorun burada galiba…





