Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı, haftalık Sosyal Gündem Analiz Raporu kapsamında bu hafta “Gıda İsrafının Önlenmesi” başlığını ele aldı. Raporda, dünyada milyonlarca insanın açlık ve yetersiz beslenmeyle mücadele ettiği bir dönemde büyük miktarlarda gıdanın üretimden tüketime kadar geçen süreçte kaybedilmesinin ekonomik, çevresel ve sosyal sonuçları bulunduğu vurgulandı. Türkiye’de her yıl yaklaşık 18 milyon ton gıdanın kaybedildiği veya israf edildiği, bunun toplam gıda üretiminin yaklaşık beşte birine karşılık geldiği ifade edildi. Ayrıca hane halkı düzeyinde yıllık gıda israfının yaklaşık 8,7 milyon ton, kişi başına düşen yıllık israfın ise 102 kilogram seviyesinde olduğu belirtildi.
GIDA İSRAFI SADECE GIDANIN KAYBI DEĞİL
Raporda, sofraya ulaşmadan veya tüketilmeden çöpe atılan her ürünle birlikte su, toprak, enerji, emek ve sermayenin de boşa harcandığına dikkat çekildi. Dünya nüfusunun artması, su kaynakları üzerindeki baskının yükselmesi ve tarımsal üretim maliyetlerinin artması nedeniyle mevcut gıdanın korunmasının stratejik önem taşıdığı belirtilerek, meselenin yalnızca üretimi artırmak olmadığı, üretilen gıdanın kayıp ve israf edilmeden tüketiciye ulaştırılması gerektiği kaydedildi. Birleşmiş Milletler verilerine de yer verilen raporda, dünya genelinde her yıl yaklaşık 1,05 milyar ton gıdanın israf edildiği, buna karşılık yaklaşık 733 milyon insanın açlıkla mücadele ettiği aktarıldı.
İSRAF ÜRETİMDEN TÜKETİME KADAR SÜRÜYOR
Gıda kayıplarının yalnızca hane halklarında yaşanmadığına da dikkat çekildi. Üretim aşamasından perakendeye kadar birçok noktada israf meydana geldiği belirtildi. Üretim aşamasında şekil, renk ve boyut bakımından piyasa standartlarına uymayan ürünlerin tarlada bırakılabildiği, düşük piyasa fiyatları, yüksek işçilik maliyetleri ve yanlış hasat planlamasının da kayıpları artırdığı ifade edildi. Hasat sonrasında ise uygun olmayan depolama koşulları, sıcaklık ve nem kontrolünün yetersizliği, ambalajlama sorunları ve soğuk zincirdeki eksikliklerin özellikle yaş meyve ve sebzelerde ciddi kayıplara yol açtığı bildirildi. Marketlerde estetik görünümün öne çıkarılmasının da tüketilebilir durumdaki ürünlerin satış dışı kalmasına neden olduğu belirtilirken, stok yönetimi, açık büfe uygulamaları ve son tüketim tarihi yaklaşan ürünlerin değerlendirilememesi de israfın başlıca nedenleri arasında gösterildi.
EVLERDE EN FAZLA MEYVE VE SEBZE İSRAF EDİLİYOR
Raporda, hane halklarında yaşanan israfın başlıca nedenleri arasında plansız alışveriş, ihtiyaçtan fazla ürün satın alınması, uygun olmayan muhafaza koşulları ve gereğinden fazla yemek hazırlanmasının bulunduğu belirtildi. Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi (TETT) ile Son Tüketim Tarihi (STT) arasındaki farkın yeterince bilinmemesinin de israfı artırdığı ifade edildi. Türkiye İsraf Araştırması'na göre tüketicilerin yalnızca yüzde 31’inin alışverişe liste hazırlayarak gittiği, satın alınan gıdaların yaklaşık yüzde 23’ünün tüketilmeden çöpe gittiği kaydedildi. Evlerde en fazla israf edilen ürün gruplarının ise meyve-sebzeler ile süt ve süt ürünleri olduğu aktarıldı.
SAADET PARTİSİ’NDEN KAPSAMLI MÜCADELE ÇAĞRISI
Gıda israfının önlenmesi için kamu kurumları, yerel yönetimler, üreticiler, gıda sanayii, marketler, restoranlar ve tüketicilerin ortak hareket etmesi gerektiği belirtilen raporda, ulusal bir gıda kaybı ve israfı izleme sistemi kurulması önerildi. Ayrıca hasat sonrası kayıpların azaltılması için depolama ve soğuk zincir yatırımlarının artırılması, gıda bankacılığının güçlendirilmesi, tüketilebilir durumdaki fazla gıdaların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması ve marketlerde yalnızca görünümü nedeniyle satış dışı bırakılan ürünlerin değerlendirilmesini sağlayacak düzenlemelerin yapılması istendi. Restoranlarda porsiyon seçeneklerinin artırılması, artan yemeklerin paketlenmesinin teşvik edilmesi ve okullarda gıda okuryazarlığı ile israf bilincinin güçlendirilmesi de çözüm önerileri arasında sıralandı. Belediyelerin organik atıkları kompost ve biyogaz tesislerinde değerlendirmesi, üretim, stok ve tedarik süreçlerinde dijital teknolojilerden daha etkin yararlanılması gerektiği de raporda yer aldı.
TEKİN: “İSRAF EDİLEN SADECE GIDA DEĞİL”
Rapora ilişkin değerlendirmelerde bulunan Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Sosyal İşler Başkanı Av. Sinan Tekin, gıdanın insanlara verilen önemli nimetlerden biri olduğunu belirterek israfın ekonomik boyutunun yanı sıra toplumsal ve ahlaki yönüne de dikkat çekti. Türkiye’de milyonlarca ton gıdanın çöpe gitmesinin kabul edilemez olduğunu ifade eden Tekin, “İsraf edilen yalnızca ekmek, sebze ya da meyve değildir. Aynı zamanda toprağımız, suyumuz, çiftçimizin emeği, üreticimizin alın teri ve milletimizin kaynakları da israf edilmektedir” değerlendirmesinde bulundu. Tekin, mücadelenin yalnızca vatandaşlara “israf etmeyin” çağrısıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, üretimden tüketime kadar uzanan gıda zincirinin daha verimli hale getirilmesi gerektiğini söyledi.
“GIDA İSRAFIYLA MÜCADELE MİLLÎ BİR GÖREVDİR”
Hasat sonrası kayıpların azaltılması, depolama ve soğuk zincir altyapısının güçlendirilmesi, gıda bankacılığının yaygınlaştırılması ve tüketilebilir ürünlerin değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Tekin, özellikle çocukların israf konusunda bilinçlendirilmesinin önemine işaret etti. Yerel yönetimlerin organik atıkları kompost ve biyogaz tesislerinde değerlendirmesi gerektiğini belirten Tekin, dijital teknolojilerle üretim, stok ve tedarik süreçlerinin daha etkin yönetilebileceğini ifade etti. Tekin, “Milletimizin alın terini, çiftçimizin emeğini ve ülkemizin kaynaklarını korumak hepimizin ortak sorumluluğudur. Gıda israfıyla mücadele millî bir görevdir. Kamu kurumlarını, yerel yönetimleri, özel sektörü ve tüm vatandaşlarımızı bu konuda ortak sorumluluk bilinciyle hareket etmeye davet ediyor; daha adil, daha bereketli ve israfın olmadığı bir Türkiye'nin mümkün olduğuna yürekten inanıyoruz” dedi.




