Rabbimiz, yiyeceklerimizin önce helal olmasını, sonra temiz olmasını ister. (Bakınız Bakara 178, Maide 88)  Mikroplu yiyecekler, hormonlu yiyecekler tenimize zarar verir. Haram yiyecekler ise dinimize zarar verir ve cehennemde yanmayı sağlar.

Onun için biz, hem tenimize dikkat edeceğiz ve yiyeceklerimizin temiz olmasına dikkat edceğiz ama ondan önce helalığına dikkat edeceğiz.

Sivas Valisi Hızır Paşa, Sivas ın ileri gelenlerine bir yemek verir.

Yemeğe Pir Sultan Abdal da davetlidir.

"Muhammed in üç beni var yüzünde. Biri sabır, biri şükür, bir dua. Kudret ile yanar anın çırağı biri sabır, biri şükür, bir dua" diyerek Hz. Muhammedi (s.a.v.) örnek veren,

"Eli ile komadığın alırsa. Yalan söyler. Hakk a asi olursa. Tövbe etmez günah gümrah olursa. Cehennem oduna yanar billahi" diyerek başkasının malına el uzatan haramilerin cehennemde yanacağını söyleyen Pir sultan Abdal, Sivas Valisi Hızır Paşa nın sofrasında, yiyeceklere şöyle bir bakıp hemen geriye çekilmiş.

Paşa şaşırmış.

"Bir şey mi oldu pirim "

Pir Sultan, "Hızır, bu yemeklerde haram kokuyor. İçinde yetim hakkı var, sen bunları haram para ile yaptırmışsın."

Hızır Paşa "Yok pirim" dediyse de dinletememiş. Ama bir hayli de içerlemiş.

Pir Sultan biraz daha ileri gidip, "Bunları ben değil, köpeklerim bile yemez. İstersen çağırayım da gör" demiş.

Hemen ünlemiş, köpekler anında gelmişler. Bir tepsiye haram yemek, bir tepsiye helal yemek konmuş. Önce haram yemekler getirilmiş. Köpekler şöyle bir koklayıp geri geri çekilmişler.

Arkasından helal yemeklerle dolu kendi yaptırdığı tepsi gelmiş. Köpekler onu da kokladıktan sonra, kuyruklarını sallaya sallaya yemeye başlamışlar.

Afganistan da, Irak ta yüz binlerce Müslüman ı öldüren, çocuklarını anasız, babasız bıraktığı yetmediği gibi attığı bombalarla beşikteki çocukları bile parçalayan, ölmeyenleri ambargo adı altında ilaçsız bırakan katiller başı Bush, Müslümanlarla alay edercesine sağ kalanlara ve vurulma sırasını bekleyenlere, kurbanını besleyen kasap gibi iftar sofrası açmıştı geçen Ramazan ayında.

Hatta iftara davet edilenler, edilmeyenlere hava bile atmışlar. Sofrada iken çekilen fotoğrafları çerçeveletmişler.

Rabbimiz bizi uyarır:

"Onlar ki, müminleri bırakıp kâfirleri dost ve yönetici edindiler. İzzeti, o kâfirlerin yanında mı arıyorlar Şüphesiz izzetin tamamı Allah a aittir." (Nisa suresi 139)

Dünyaca ünlü eli kanlı bir zalimle Beyazsaray da beraber olmaktansa, bir mazlumun viranesinde ağlaşmayı tercih edelim.

Bir leşin başında toplanan çakal sürüleriyle işbirlikçi olmaktansa tek başına dolaşan aç aslan olmayı seçelim.

İşbirlikçilerin beraberliği leşin başında beraberlik fotoğrafını çektirinceye kadar sürer. Fotoğraf çekildikten sonra paylaşma kavgası başlar.

Rabbimiz kafir topluluklarının psikolojisini bize haber verirken şöyle buyurur:

"Onlar sizinle ancak, sûrlarla çevrili şehirlerde veya duvarların arkasında savaşırlar. Onların kendi aralarındaki çatışmaları çetindir. Sen onları birlik sanırsın, kalpleri paramparçadır. İşte bu, onların akılsız bir toplum olmalarındandır." (Haşr suresi 14)

"Ey iman edenler, kendinizden olmayanı sırdaş edinmeyin. Onlar, size kötülük yapmada kusur etmezler. Sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların, (size olan) kinleri ağızlarından taşmaktadır. Göğüslerinin gizlediği ise daha büyüktür. Size ayetleri açıkladık eğer akıl ederseniz." (Al-i İmran 118)

"İşte siz, onlar sizi sevmezken onları seven ve kitapların hepsine iman edenlersiniz. Onlar size rastladıklarında "İman ettik" derler. Yalnız kalınca da size olan kinlerinden parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: "Kininizle geberin" şüphesiz Allah göğüslerdeki özü hakkıyla bilir." (Al-i İmran 119)

"Size bir iyilik dokunsa onları tasalandırır. Size bir kötülük dokunsa onunla neşelenirler. Eğer sabreder ve sakınırsanız onların hilesi hiçbir şeyle size zarar veremez. Şüphesiz Allah yaptıklarını kuşatmıştır." (Al-i İmran 120)

Hatta Müslüman olmuş bir Amerikalıyı bile yabancı gözüyle görüyor ve iki yüz senedir Amerika da oturan bu Müslüman a terörist muamelesi yapıyor. Rabbimiz onların bu durumuna da açıklık getiriyor:

"Onlar, bir mü min hakkında akrabalığı da antlaşmayı da gözetmezler. İşte asıl saldırgan onlardır." (Tevbe suresi 10)

"Hocam, devir değişti. 1992 den bu yana onlarda bir yumuşama var. Beni çok seviyorlar. Bunu bakışlarından ve ifadelerinden anladım" diyenlere "Kasap da kuzusunu pek sever. Onu kendi eliyle besler. "Kuzucuğum" diyerek sırtını sıvazlarken kesim zamanının gelip gelmediğini tespit eder" derim. Ve Rabbimizin şu ayeti kerimesinin kulaklarımıza küpe olmasını tavsıye ederim:

"Sen onların dinine uymadıkça, Yahudiler de Hıristiyanlar da asla senden hoşnut olmazlar. De ki: "Gerçekten doğru yol, Allah ın yoludur." Sana gelen bu ilimden sonra onların arzularına uyarsan, sana Allah tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı vardır." (Bakara 120)