Türkiye seçime gidiyor!
14 Mayıs’ta seçim yapılacak!
Bu seçim daha önceki seçimlerden çok farklı!
14 Mayıs seçimlerinde “kucaklayıcı söylem” mi kazanacak, yoksa “kutuplaştırıcı ya da kamplaştırıcı söylem” mi göreceğiz!
“Kutuplaştırıcı ya da kamplaştırıcı” söylemler nedeniyle ülke siyasetinde tansiyon çok yüksek!
Bir kesim ülke sorunlarının çözümü için farklı görüşler taşıyan insanların birbirlerini “rakip” gibi değil de “düşman” gibi görmesi için uğraşıp duruyor.
Kendileri ve kendileri gibi düşünenleri “vatansever”, farklı düşünceler taşıyanları ise “vatan haini” olarak lanse edip sokaktaki insanları kamplaştırmaya çalışıyorlar!
Bir kesim ise böylesi “kutuplaştırıcı ya da kamplaştırıcı” söylemler yerine “kucaklayıcı” söylemleri tercih ederek vatandaşlar arasında bir “dostluk havasının” esmesine çabalıyorlar.
Bunun en canlı örneğini de farklı dünya görüşlerini temsil eden “altı partinin liderlerinin” bir araya gelip ülke meseleleri hakkında “kafa yormaları” ve “ortak çözüm arayışının” içine girmeleri oluşturuyor.
Elbette bu arayış, altı partinin liderlerinin bugüne kadar savunageldikleri fikir ve düşünceleri “artık terk ettikleri” anlamına gelmiyor!
Yani altı parti, tek parti haline gelmiyor!
Sadece farklı dünya görüşlerini temsil eden bu partilerin “hangi ortak noktalarda” birlikte hareket edebilecekleri saptanmış oluyor.
Demek ki birbirlerine hakaret etmeden, birbirlerini düşman gibi görmeden bir masanın etrafında oturabilmek ve ortak sorunlara çözüm yolları aramak mümkünmüş.
Seçimde milletin önünde bu iki seçenek olacak!
Bir kutuplaştırıcı ve kamplaştırıcı söylemden yana olanlar!
Bir de buna karşı çıkarak kucaklayıcı söylemle vatandaşlar arasında dostluk bağını kurmak isteyenler!
Millet, her iki tarafın söylemlerine bakıp kararını verecek.
Bize de verilen bu karara saygı duymak kalacak.
Evet, tercih milletin, ne derse o olacak!