Seçim kampanyaları, partiler için bir hizmet yarışı, bir başka ifadeyle ülke sorunlarına üretilmiş çözümlerin kamuoyuna sunulmasını sağlamalı ama öyle görünüyor ki, seçim takviminin açıklanması özellikle iktidar tarafından ülke sorunlarının ikinci plana itilme vesilesi olarak kullanılıyor. Aslında 20 yıldır iktidarda olan bir siyasi hareketin var olan sorunlarda hiçbir payı yokmuş havası estirmesi belli bir ölçü içinde normal kabul edilebilir ama tüm sorunların sorumlusu muhalefet, bu arada eğer varsa bazı kazanımların sahibi kendileri olduğu havasını estirerek toplumda bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Bir seçim kampanyasında belki bu tür algı operasyonları normal görülebilir ama bu algı yalan ve iftiralarla, bunun da ötesinde toplumu kamplaştırarak kendilerini güçlendirmeye ya da güçlü göstermeye çalışarak yürütülecek bir seçim kampanyasından nasıl bir sonuç alacaklarını çok değil iki ay sonra hep birlikte göreceğiz.

Hemen belirteyim ki, son deprem felaketi yeni sorunları gündeme getirdi. Bu sorunların el birliği ile çözüme kavuşturulması gerekirken ayrıştırıcı bir üsluptan nasıl bir sonuç alınabileceğini iktidar sahiplerinin oturup düşünmeleri gerekirken hâlâ bildikleri yolda yürümeyi tercih ediyorlar. Edebilirler ama bu gerçekleri gizleme, var olan sorunları halının altına süpürülmesi sorunların giderildiği anlamına gelmiyor.

Çünkü ülkede maddi ve manevi kalkınmada iddia edildiği ciddi sonuçlar alınmış değil. Medyaya yansıyan tonlarla ifade edilen “uyuşturucu yakalandı” haberleri, bunun ötesinde uyuşturucu kullanımının 10 yaşa kadar düştüğü, bunun da ötesinde, cezaevlerindekilerin büyük bir kısmının uyuşturucu kullandığı, iktidar yanlısı bir gazetenin manşetten verdiği, “Eve teslim uyuşturucu” haberleri, ister istemez nereye gittiğimizi sorgulamaya zorluyor insanı. Özellikle de 20 yıldır iktidarda bulunulmasına rağmen devleti yönetenlerin her ne sebeple olursa olsun, gençliğimizin geleceğini karartacak bu tür alışkanlıklara karşı yeterince mücadele edilmediğini düşünmek yanlış olmaz sanıyorum. Elbette buna izin veriliyor diyor değilim. Ancak uyuşturucu ile mücadelede yeterli hukuki altyapının oluşturulamadığını, verilen mücadelede yetersiz kalındığını söylemek yanlış olmayacaktır. Bu durum da ülkeyi yönetenleri sanıyorum sorumluluktan kurtarmaz. Çünkü özellikle böylesine toplumu çürüten alışkanlıklarla her türlü mücadeleyi yürütmek iktidarların asli görevidir. Emniyet güçleri, yargı devletin kullanabileceği vasıtalar olduğuna göre yapılması gerekenlerin neler olduğunu tespit de iktidarlara düşer.

Bu arada bir de depremin ardından büyük bir tahribatın ortaya çıkmasının sebebi muhtemel bir depremin tahribatını azaltmak için yapılması gerekenlerin, alınması gereken tedbirlerin tam olarak alınmadığı açıkça görüldü. 10 binlerce insan hayatını kaybetmiş, yuvalara ateş düşmüş iken yürütülen seçim kampanyasında bunun insanlarımızı yaralayacak bir aşırılığa düşürülmemesi gerekiyor. Ancak iktidar sahipleri de deprem sonrası yaşanan bazı aksaklıkların dile getirilmesini de örtmeye çalışmamalıdır. Böyle bir hareket tarzı suçluların suçlarını gizleme telaşından öteye geçmeyecektir. Çünkü 1990’larda yaşanan depremlerin ardından alınması gereken tüm tedbirler dile getirilmiş olmasına rağmen ciddi bir adımın atılmadığı da görülüyor. Böyle olunca ister istemez bunun sorumluları hesap vermek durumundadırlar. Eğer gerekli hesap sorulmadan unutulmaya terk edilecekse ortaya ciddi bir ihmal ve suç çıkar diye düşünüyorum. Bunun için seçim kampanyaları ülke sorunlarının unutulması için değil, gerekli çözümlerin ortaya konulmasına vesile olmalıdır. Çünkü yüzyılın felaketi depremin açtığı yaraların uzun süre içinde tedavi edilebileceği görülüyor. Benzer bir tahribat ile tekrar karşılaşmamak için tespit edilen eksiklerin giderilmesi için hiç olmazsa bu defe işler sıkı tutulmalıdır.