Milli Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın yıllar önceki bazı cümlelerini hatırlatmak istiyorum; Erbakan Hocamız, 29 Kasım 1987’de yapılan genel seçimlerden sonra bir konuşmasında şu öneriyi getiriyor;
* “Hemen seçimin ardından biz bir proje ortaya koyduk. Türkiye bu felaketlerden nasıl kurtulur? Bugün ANAP yüzde 36 oy aldı. Muhalefet partileri toplamda ne kadar oy aldı, yüzde 64. Biz bu muhalefet partilerine 'gelin bir beraberlik yapalım. Herkes kendi zihniyetinde kendi partisinde yürüyecek, bugünkü kanunlar içerisinde. Biz öyle bir beraberlik yapalım ki Özal'ın oynadığı bu oyunu kendisine oynarız' dedik.”
* “Bu Özal'ın oynadığı oyun nedir? En fazla oy alan partiye bir sürü avantaj veriliyor. Peki, Özal yüzde 36, bunun karşısında muhalefet ise yüzde 64'lük bir topluluk koyarsa ne olacak? Bu takdirde aynı kanunlar, Özal'a sadece 50 milletvekili bırakacak, yüzde 64'lük topluluk ise 400 milletvekili alacak. Bugünkü SHP 98 milletvekili aldı bizim projemizi tatbik ederse 150 milletvekili alacak. Bugünkü DYP 59 milletvekili aldı bizim projemizi kabul ederse bu takdirde 100 milletvekiline çıkacak. DSP 70 milletvekili alacak, Refah Partisi de 60 milletvekili alacak. Böylece 400 tane milletvekili taksim edilmiş olacak. ANAP ise 50 milletvekili alacak. Nasıl oluyor? İşte ANAP'ın yaptığı kanun böyle olur.”
* “Eğer benim bahsettiğim bu dört parti bir araya gelirse ANAP'ın bu oyununu bozar. Bir araya gelmek demek tek parti olmak demek değil; bir seçim beraberliği. Seçim beraberliği de tek liste ile çıkmak değil. Çok rahatlıkla tatbik edilebilecek bir projedir.”
>Bugünkü tartışmalar ışığında Erbakan Hoca’mızın bu cümlelerini değerlendirdiğimizde nasıl bir sonuç ortaya çıkıyor?
İŞTE O KARAR!
Milli Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Başbakanlığı döneminde Filistin’e asker gönderildi. Nasıl bir karardı bu? Türkiye Büyük Millet Meclisi Tutanaklarından aktarıyorum;
* “Türkiye tarafından Hebron (El-Halil)'a askeri personel gönderilmesi hususunda hükümetin yetkili kılınması için, Anayasanın 92’nci Maddesine göre izin verilmesine dair.
( Resmi Gazete ile yayımı: 22.2.1997 Sayı: 22913). Karar No: 487. Karar Tarihi: 20.2.1997.
Hebron (El-Halil)'un Filistin Ulusal Yönetimi'ne devrinden sonra uluslararası gözlemcilik görevini üstlenmek üzere Türkiye, Danimarka, İtalya, İsveç, İsviçre ve Norveç tarafından oluşturulacak mevcudiyet hakkında adı geçen ülkeler arasında 30 Ocak 1997 tarihinde Oslo'da imzalanan ve 4/2/1997 tarihli ve 97/9075 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan ‘Hebron'da Geçici Uluslararası Mevcudiyet Kurulması Hakkında Anlayış Muhtırası’nda ve ‘ İsrail ile Filistin Ulusal Yönetimi'ne Tevdi Edilecek Mektup’ta belirtilen kurallar ve amaçlar çerçevesinde görev yapmak üzere; Türkiye tarafından Hebron (El-Halil)'a askeri personel gönderilmesi, söz konusu Anlayış Muhtırası uyarınca mevcudiyetin görev süresinin üç ay olması, İsrail ve Filistin Ulusal Yönetimi'nin farklı bir süre üzerinde mutabık kalmamaları halinde üç aylık sürelerle uzatılması hususunda hükümetin yetkili kılınması için Anayasanın 92’nci maddesine göre izin verilmesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 20.2.1997 tarihli 59’uncu Birleşiminde kararlaştırılmıştır.”
(Not: Gelecek yazılarda bu kararın kabul edildiği TBMM oturumundaki görüşmelerinden de pasajlar aktaracağım, nasipse… A.Ö.)
MERVE AYDIN KÜÇÜK’TEN SENCER İMER MESAJI
Geçen yazımda, Milli Görüş lideri merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızın yakın çalışma arkadaşlarından merhum Prof. Dr. Celalettin Sencer İmer’in depremlerle ilgili görüşlerine yer verdim. İmer’in ‘Tayvan Modeli’ni hatırlattım.
Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Kadın Kolları Başkanı Merve Aydın Küçük’ten, rahmetli Sencer İmer hakkında bir nazik mesaj aldım. Buyursunlar;
* “Rahmetli hocam Prof. Dr. Sencer İmer çok değerli bir insandı. Kendisinden hem ders aldım hem de tez danışmanımdı. Kendisiyle birlikte çelik üretimi içerikli bir D-8 yüksek lisans tezi yazdım. Vefatından önce bu tezin makale olarak yayınlanması gerektiğini söylemişti fakat yakın zamanda MGV Yayınları’ndan kitap olarak çıkacak inşallah. Hocamızın fikirlerini aktardığınızı görünce duygulandım. Teşekkür eder, hayırlı çalışmalar dilerim.”
HÜSEYİN AKIN’DAN İKİ KİTAP!
İki kitaptan bahsetmek istiyorum. Her iki kitabın yazarı da Milli Gazete yazarı Hüseyin Akın. Her iki kitap da Şule Yayınları’ndan; “Bunu Bana Öğretmediniz” ve “Tipide Koşu”.
Geçenlerde gazeteye geldi Hüseyin Akın. Her zaman olduğu gibi çantası doluydu. Hem sohbet, muhabbet hem de bu iki kitabını imzalayıp takdim etti. Teşekkürler. “Kaç kitap oldu?” diye sordum. Sayısını tam olarak kendisi de hatırlayamadı ama 30’u geçmiş. Maşallah. Bize de bu kitapları tanıtmak düştü. Buyursunlar;
* Bunu Bana Öğretmediniz: Evin, okulun ve caminin dışarıya açılan kapısı neresi ve rahatlıkla onayladıkları bir çevresi var mıdır? Çok önemli bu soruya cevap arıyor Hüseyin Akın. Eğitimin başladığı ilk yer ev. Peki, çevre etkisini nasıl sağlamalı ve nasıl yönetmeli? Kendisi de bir eğitimci olan Hüseyin Akın, kendi hayatından yola çıkarak sorduğu sorulara cevaplar arıyor, ‘Bunu Bana Öğretmediniz’de.
* Tipide Koşu: İki ayrı bölümden ve 33 şiirden oluşan bir şiir kitabı Tipide Koşu. Hüseyin Akın, günümüzü anlatırcasına cümlelere tüm zamanların imgelerini sessizce yüklüyor.
Hüseyin Akın her iki kitapta da okuru bambaşka dünyaların eşiğine götürüyor ama işte orada bırakıyor! Labirentlerin gizemli dünyasında, satırlar arasında, cümlelerin buğulu camlarında gözü bağlı, gönlü açık dolaşıyorsunuz. Gerisi okurun kabiliyetine bağlı…
(Şule Yayınları: Alemdar Mh. Alayköşkü Cd. No:2-4 K:4 Cağaloğlu/ Fatih/ İSTANBUL. Telefon : 0212 528 23 57 Fax : 0212 528 25 89, E-posta : [email protected])
