Filmlere, dizi filmlere bakıyorsunuz, sigaralı sahneler buzlanıyor, mozaikleniyor. Sigaraların üzerinde, “Sigara öldürür”, sigara şöyle yapar, böyle yapar, yazıyor. Bu durum, ülkemize has trajikomik hallerden biri. Mübarek Nasrettin Hoca’nın türbesi gibi. Türbenin üç tarafında duvar yok, yalnızca bir tarafında duvar var, demir bir kapı ve üzerinde de kocaman bir anahtar.
Halkımız yukarıda misalini verdiğimiz durum için, “Değirmen sele gitmiş, sen şakşakısını arıyorsun” der. Gerçekten değirmen sele gitmiş.
Filmlerin gösteriminde öylesine hassas davranılıyor ki, sigara içme sahneleri asla affedilmiyor. Güzel de; sigara içmek kötü ise aynı filme kötünün de kötüsü, çirkinin de çirkini, pisliğin de pisliği, iğrencin de iğrenci onlarca sahne var: İçki, kumar, adam öldürme, zina, müstehcen kıyafetler ve sözler, uyuşturucu kullanımı, rüşvet, adam kandırma, soygun, vs… Yani insanlık dışı ne kadar vahşet, ne kadar haram, insanı insanlıktan çıkaran ne varsa hepsi de mevcut. Onlara bir şey yok. Buzlanma yok, mozaikleme yok. Birileri sanki aklımızla dalga geçiyor. Böyle böyle gül gibi bir cemiyeti, bir toplumu, bir milleti, bir halkı mahvettiler. İffet, hayâ duygularını tarumar ettiler. Lütfen şu televizyon dizilerine, programlarına bakınız. Bundan bir asır evvelini bırakın, elli sene öncesinde söylense hiç kimsenin inanamayacağı iğrençlikler alâmeleinnas dile getiriliyor. Kimse de bu duruma; “Tuh size! Bu pislikler söylenir mi? Yayılmasına çalışılır mı?” demiyor. Birileri bu işten çıkar sağlıyor, birileri bu işe çanak tutuyor, birileri bu işi teşvik ediyor. Kim birileri? Herkes ferasetiyle bulsun…
Yaklaşık 25 sene önceydi, Şirinevler’de bir lokantada yemek yiyordum. Televizyon açık. Yabancı bir dizi. Sırtımı televizyona dönüp yemeği sipariş verdim. O sırada televizyondaki dizi filmde şöyle bir diyalog sahnesi geçti: Evin genç kızı, bir erkek ismi söyleyerek, “Arkadaşım falanca bu gece bizde kalabilir mi?” diyor. Kızın babası, “Elbette! Kardeşin teyzesine gitti, arkadaşın orada kalabilir” diyor. Hayretle sırtımı döndüm, dizi filme bir kere daha baktım, dizi Amerikan yapımı, ancak dublaj yapılırken bizim isimler konulmuş. Bozgunculuk işte böyle başlamış. Sonradan “bizimkiler” (“bizimkiler” dedimse sözün gelişi, gerçekte “kiminkiler” olduğu belli) sazı eline aldı, herhalde bir yerlerden oluk oluk para aktı ki peş peşe dizi filmler çevirmeye başladılar. Konusu, Doğu, Güneydoğu, Karadeniz, Ege, Akdeniz, İç Anadolu’da geçen filmler… Yani boş yok. Yurdun dört bir yanında çevrilen filmler. Yöresel kıyafetler, tamam… Şive taklitleri, tamam… Ya konu? İşte onu ne siz sorun, ne de biz söyleyelim. İğrencin mi iğrenci konular ve o konuların senaryolaştırılmış halleri… En yakın akrabalar birbirini aldatıyor. O onun namusuna göz dikiyor, öbürü öbürünün namusuna… İğrençlik, gayr-i meşru münasebetler, aldatma, entrika diz boyu… Hangi ara bizim insanlarımız bu kadar bozuldu. “Bâtılı tasvir sâfi zihinleri idlal eder” yani, “Dalâlete, sapıklığa düşürür” denilir. Maksat da zaten o. Ey vicdansızlar, bu masum halktan, bu gül gibi insanlardan ne istiyorsunuz! Siz kimsiniz de bu halkın inancına, iffetine, namusuna bu şekilde göz dikiyor ve düşmanlık ediyorsunuz?..
Bir ara sözde tarihî filmler yapılmış, padişahlara yatak sahneleri çevirtilmiş, sözde karıları, gözdeleri açık saçık halleri ile teşhir edilmişti. Be adamlar! Adamcıklar! Siz de bilirsiniz ki, o padişahların mahremleri değil bu kıyafetle, parmağının ucunu, saçının bir telini görebilir miydiniz? Sahi siz kimsiniz, kimin çocuklarısınız? Ecdada, ecdadın namusuna bu düşmanlığınız neden?
Bütün bu düşmanlıkların, iffetsizliğin, hayâsızlığın, muazzam lojistik desteği olmalı. Diyanet İşleri Başkanımız Prof. Dr. Ali Erbaş hocanın kızı, LGBTİ derneklerine verilmek üzere yurt dışından 35 milyon Evro gönderildiğini söylemişti. Bu “destek atışları” devam etmedi mi? Aynı lojistik destek yukarıda sıraladığımız faaliyetler için yapılmadı mı?
Yazımızın başlığını, “Trajikomik haller” diye attık, ancak, gerçekte ağlanacak bir haldeyiz. Bu milletin, bir neslin, gençlerimizin, çocuklarımızın, yediden yetmişe bütün halkımızın iffet, hayâ, namus duyguları büyük tehdit altında. Sigarayı mozaikliyorlar ya!.. Yahu, güldürmeyin insanı…