Garip bir iddia var İddia şu;
Güneydoğu da operasyonların devam etmesinden dolayı on
binlerce vatandaş evini, yurdunu, memleketini terk etti, başka şehirlere göç
etti.
Bu vatandaşlar evlerini satılığa çıkardı.
Mesela, değeri 150 bin TL ise, konjonktür gereği bu
vatandaşlar evini 15-20 bin TL gibi cüzi bir rakama satmak zorunda bırakıldı.
Yani, değerinin neredeyse 10 da birine.
***
Asıl iddia şurada; bu evleri satın alanlar malum devletin
vatandaşları!.. O devletin hangisi olduğunu anladınız sanıyorum!
Değerinin 10 da birini vererek Doğu ve Güneydoğu da
tapulu gayrimenkullere sahip oluyorlar!
Tapu dan sorumlu Bakanlık yetkililerine buradan sormak
istiyorum;
Son dönemde Doğu ve Güneydoğu Bölgesi nde bir devletin
mensupları toplu olarak gayrimenkul satın aldılar mı, almadılar mı Alıyorlar
mı, almıyorlar mı
Doğruysa, dehşet verici bir iddia!
PEKİ, YA
FİLİSTİNLİLERİN ÖYKÜLERİ NE OLACAK!
Adı, Naama İsrail vatandaşı
İstanbul İstiklal Caddesi ndeki saldırı sırasında
ayaklarından yaralandı
Şarapnel parçası ayaklarının bir yerinden girip diğer
yerinden çıktı Kemiği kırıldı
Altı hafta boyunca yere basması yasak.
Bu sürenin sonunda ameliyata ihtiyaç olup olmadığına
sonrasında karar verilecek.
***
1947 yılında gazeteci Avram Leyon tarafından kurulan ve
Türk Yahudi toplumuna yönelik İstanbul da yayınlanan haftalık gazete Şalom son
sayısında bu saldırıda yaralananlara geniş yer ayırdı
Bunlardan biri de Naama
İsrailli kadın yerde yaralı yatarken hissettiklerini
şöyle anlatıyor:
Yerde yatarken fark ettim ki benim bildiğim dünya yok
artık. Birinin Gaziantep ten başka birini öldürmek, birinin hayatını almak
üzere yola çıkmasını anlayamıyorum. Sabah bu düşünceyle uyanmasını veya yola
çıkmasını kavrayamıyorum. Her zaman bir çözüm olduğunu düşündüm. Bazı şeyleri
doğru yapmanın yolu olduğunu düşünürdüm. İsrail konusunda da Filistinlilerin de
bir devleti olsun istedim. Ama yerde yatarken ve arkadaşlarımı orada yerde
görünce... Birkaç dakika önce birlikte gülüyor, kahvaltı ediyorduk. İşte o
zaman anlamadığını anlıyorsun. Olayın, Ya sen, ya ben olduğunu anlıyorsun.
Dindar değildim, Şabat a bakmazdım ama orada yerde yatarken kendimi Yahudi
hissettim
***
Naama nın bu saldırıya ilişkin anlattıkları böyle
Şu anda hepiniz, hepimiz taa yüreğimizin derinliklerinde
şu soruyu/soruları sorma ihtiyacını hissetmiyor muyuz
* Elbette masum insanlar öl-mesin ama peki, yıllardan
beri öz vatanlarında parya muamelesi gören Filistinlilere yönelik saldırılara
ne diyorsunuz
* Elbette masum insanlar öl-mesin ama peki, yıllardan
beri Gazze de ambargo altında inim inim inleyen Filistinlilere yönelik hangi
mağduriyet cümlelerini sarf ettiniz
* Elbette masum insanlar ölmesin ama peki, yıllardan beri
Filistinlilerin giderek bir kapana kıstırılmalarına, yerlerinden, evlerinden
sürgün edilmelerine, öz vatanlarının işgal edilmesine ne diyorsunuz
* Elbette masum insanlar öl-mesin ama peki, yıllardan
beri çocuklarını ve torunlarını kaybeden Filistinli anaların yürek dağlayan
görüntülerini nasıl görmezden gelmeye devam edeceksiniz
* Elbette masum insanlar öl-mesin ama peki, yıllardan
beri İsrail bombalarının öldürdüğü masum çocuk, yaşlı, kadınlara ne
diyeceksiniz!
Naama nın, Filistinlilere yıllardır şiddeti ve zulmü
yaşatan terör devletine bunları da hatırlatmasını diliyorum
DELİKANLININ HASI
Adı; Ali İhsan Menevşeoğlu Malatyalı ama İstanbul da
yaşıyor. 65 yaşında Asıl mesleği tornacı. İGDAŞ tan emekli.
Milli Gençlik Vak-fı nda görev aldı.
1994-1998 yılları arasında Kartal Stadyumu nda görev
yaptı.
Tuzla Gemlik-spor da, Türkiye Otomotiv Endüst-
risi Kurumu Futbol Takımı nda oynadı.
Şu anda Saadet Partisi Kartal İlçe Yönetim Kurulu üyesi
İki şey anlattı, delikanlının hası;
1) Yanılmıyorsam 2010 ya da 2011 yılları idi Rüyamda
Erbakan Hocamı gördüm. Bir evde toplantı halindeyiz. Toplantı sonunda Erbakan
Hocam, müsaade isteyerek ayrıldı. Ben birkaç saniye gecikmeli de olsa uğurlamaya
kalktım. Fakat gördüğüm manzara son derece ilginçti. Kapı ile Hocamın indiği
yer arasında merdiven yoktu ve aşağıdan tebessüm ederek bana el
sallıyordu.
2) Milli Gazete ile tanışmam da ilginçtir. Gazeteler
arasında gezinirken bir gazete bana çok faklı geldi. Zira o gazetenin logosunun
hemen altında, Hak Geldi, Batıl Zail Oldu yazıyordu. Bu andan itibaren Milli
Gazete okumaya karar verdim
***
Yaşının ilerlemiş olmasına bakmayın. Ali İhsan
Menevşeoğlu, tam bir delikanlı. Hem de esaslı bir delikanlı.
Gençliğinde futbol oynamasının etkisi ne kadardır
bilinmez ama o hâlâ o toplantıdan bu toplantıya erinmeden, üşenmeden koşturuyor
da koşturuyor
MİLLİ ŞUUR DERGİSİ
Geçenlerde bu sütunlarda yer verdiğim Şuurlu Öğretmenler
Derneği (ÖĞ-DER) tarafından düzenlenen 6. Uluslararası Eğitim Konferansı ndan
ayrılırken elime bir dosya tutuşturuldu. Açtım, baktım Milli Şuur dergisi.
Biraz bilgi vermek gerekirse; 10. yılını dolduran ve 3
aylık olarak çıkan dergi, Mart 2016 sayısıyla okurlarla buluştu.
Derginin sahibi (ÖĞ-DER) Şuurlu Öğretmenler Derneği Adına
İsmail Hakkı Akkiraz. Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Hüseyin Yavuz. Genel Yayın
Yönetmeni Erdal BİLİR. Editör Tacettin
Çetinkaya. Derginin Yayın Kurulu şu isimlerden oluşuyor; Prof. Dr. Mete
GÜNDOĞAN, Dr. Nuh SAVAŞ, Hayati ÜNLÜ, Mustafa AYDIN, Nizamettin KARS, Mecit
DÖNMEZBİLEK, Mustafa ALKAN, İbrahim PÜR, Abdurrahman ERBAŞ.
***
Milli Şuur dergisi hakkında bir cümlem kayıtlara geçsin,
lütfen; anneler, babalar, abiler, teyzeler, halalar Milli Şuur dergisine mutlaka
abone olun ve her dem sehpanın, masanın üzerinde dursun, çocuklar ve gençler
okusun! Zira bu dönemde Milli Şuur a o kadar ihtiyacımız var ki İrtibat için;
(0312 28618830312 2861883)
Call
Send SMS
Call from mobile
Add to Skype
Youll need Skype CreditFree via Skype