Sıhhat insanın en kıymetli hazinesi. İspat mı lazım? Bir ukdeyi anlatmak yeter belki. Katılmayı çok arzu ettiğiniz bir davete davet alırsınız. İçinizde çiçeklenen sevinçle koyulursunuz yola. Yolundadır her şey muazzam. İşinizi bitirince davete geçeceksiniz. Aklınızda o sahneyi sürekli hayal eder gülümsersiniz kendi kendinize. Sıhhatlisiniz. Şimdilik. 

Bilinmez ne vakit Rabbimiz o sıhhati elimizden alıverecek de dermanımızı kesecek. Aynı gün işiniz tam da bittiğinde bir bakarsınız ki gitmiş. Başınıza korkunç bir ağrı saplanmış. Davete katılamayacağınızı anlayarak dönersiniz evinize. 

Eve girince ilk şükür eve sağ salim varmış olmanızdır. Öyle ya yolda fenalaşsanız bu da mümkün olmayacaktı.

Şayet sıhhatiniz varsa henüz bitmemiş demektir. Yürünecek nice yol katılacak nice davet. Yapılacak projeler, idealler. Kısacası yaşanacak bir hayat var demektir. Şimdi bu hayatı nasıl değerlendirmeli. Her anını nasıl dolu geçirmeli.

Mutluluk üretmekte. Edebi eserler üretmek, makaleler ilgi alanımızda ne varsa onu üretmek. Beyni boş bırakmak onu depresyona itmektir. Meşgale ise, refaha çıkartmak.  Bir ağaçtır umut. Her gün sulamak gerekmese de belli aralıklarla onu ihmal etmeden büyütmeliyiz. Yaşama sevincimizi yok etmeye hakkımız yok. Hayal kuralım varsın hayal kuralım. Ne kaybedeceğiz? Bu dünya da bir hayal değil mi ki? Yarın ölsek bitecek bir rüya değil mi? O halde hayal ile mutlu olmak niçin saçma olsun. Hayata tutunmak için gerekli bu. Dünya karanlığı ile çok zalim. Bizi ancak hayaller kurtarır. 

Umut etmeyen insan için yaşamanın anlamı yoktur. İstediği mesleğe dahil olsa da mutsuz olur sevdiği ile evlense de. İnsan umudunu yitirmiş ise yaşamak çileden başka bir şey değildir. 

Etrafımıza bakalım. Güzel olan şeylere. Ve en mühimi: Güzel olan şeyleri kendimize saklayalım olmaz mı? Fotoğraflayıp herkese hava atınca o güzellik lekeleniyor sanki. Mutlu bir yuvan mı var? Yaşa o zaman. Niye fotoğrafla cümle dünyaya ilan etme ihtiyacı içindesin. Nazara da mı inanmazsın hem. Gördüğün güzellikler yaşadığın mutlu anlar senin hazinen. Hazineni saçarak ne elde edebilirsin? Paylaştıkça çoğalan mutluluk bu olmamalı. Paylaştıkça çoğalan sevgidir dostluktur birlikte geçirilen güzel anlardır. Yoksa kimse bir başkasının mutlu anlarına bakıp mutluluğa kavuşmaz, yalan bu. 

İnsandan insana geçebilen mutluluklar evrensel nitelikteki mutluluklardır. Bir yoksula en ihtiyacı olan şeyi vermek gibi. Evsizlere bir ev açmak ya da almak gibi. Rachel Corrie’yi boşuna sevmiyoruz ya. Onun yaptığı evrensel bir mutluluktu. Zulme karşı durmak üstelik kendi dünyasından çok ayrı bir dünyada. Ya da Kudüs’te ezan okuyan rahip gibi. Bütün bunlar evrensel mutluluklardır. Çünkü hepimizi etkiler hepimizi ilgilendirir. Tankı süren fanilalı ağabey gibi. Kahramanlık inanç ama en mühimi insanlık için bir şey yapmak.

Paylaştıkça çoğalan mutluluk insan olduğumuzu bize hatırlatan, dünyanın bir yerlerinde hâlâ insan kalmış olanların var olduğunu bize ispatlayan mutluluklardır. Geriye kalanlar gösteriş ve sahtelikten başka anlam ifade etmez kimseye.

Belki birkaç hasetçi daha eklenir, sizi kıskanan sizde olan da onda olmayanları hesaplayan birkaç insan daha.

Ve en ilginci. Kimileri hiçbir şeyi olmayanları bile kıskanıyor.