Dünyanın önde gelen politikacıları, CEO’ları, akademisyenler ve bürokratları üçüncü kez yapılacak olan World Political Forum için 26-28 Haziran tarihleri arasında İstanbul’da bir araya gelecek.

World Political Forum’un bu yılki ana başlığı çok ilginç:

“Yeni ve Adil Bir Dünya Düzeni”

24 farklı oturumda çevre ve enerji yatırımlarından su sorununa, sağlıkta sürdürülebilir politika arayışlarından, küresel ekonominin geleceğine kadar pek çok sorunu masaya yatırılacak.

Forum’un bu yılki konukları daha da ilginç:

İngiltere eski Dışişleri Bakanı David Miliband, Kolombiya eski Devlet Başkanı Andres Pastrana, NATO eski başkomutanı emekli Orgeneral Wesley Clark,  CIA Eski Direktöre James Wolsey, İsrailli gazeteciler Gideon Levy ve Zvi Barel, Suriye muhalefetinin önde gelen isimlerinden George Sabra,  London School of Economics’ten Fawaz Gerges, Paris Science Po’dan Jean Pierre Filiu,  bilişim devi Cisco Başkan Yardımcısı John Stewart…

Forum’da Türkiye’den iş dünyasının önemli isimleriyle birlikte, ABD Senatosu üyeleri, çeşitli ülkelerden bakanlar ve bürokrasinin üst düzey isimleri de yer alacak. 

26-28 Haziran tarihleri arasında, İstanbul WOW Hotel Convention Center’da gerçekleştirilecek World Political Forum’a 60 ülkeden 200 konuşmacı ve 1000’den fazla yüksek profilli izleyici katılacak.

World Political Forum Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Eyüp Özgüç “Dünyanın herkesi kucaklayan yeni bir düzene ihtiyacı var. Bu düzenin çok taraflılık, katılımcılık ve adil bir ekonomik sistemi de kapsayan kültürel bir birliktelik içermesi gerekiyor. Dünyada yeni bir anlayışa, uluslararası ekonomik ve diplomatik örgütlerin yeniden yapılanmasına ihtiyaç var. World Political Forum bu yeni yapılanmanın önemli bir parçası” diyor.

Özgüç’ün, “Neden Yeni ve Adil Bir Dünya Düzeni” sorusuna verdiği cevap da bir o kadar ilginç:

“Toplumları birleştiren sosyal, politik ve ekonomik adalet düşmanımız değil dostumuzdur. Bu yıl üçüncüsünü gerçekleştireceğimiz World Political Forum’un ana temasını da bu yaklaşımla “Yeni ve Adil Bir Dünya Düzeni’ olarak belirledik”

CIA eski Direktörü…

NATO eski başkomutanı…

İsrailli gazeteciler…

Ve konu: Milli Görüş jargonu olan “Yeni ve Adil Bir Dünya Düzeni…”

Çok merak ediyorum, ne konuşacaklar

Takipteyim…

İSTANBUL’A BU DÖNÜŞ SON DÖNÜŞ OLSUN!

Gurbetten, uzun yolculuk etmiş, dönüyordum.

İstanbul ufukta’ydı...

Doğrulduğumuz ufka giderken...

Sevdâlı yüzüşlerle, yunuslar

Yol gösteriyordu.

İstanbul ufuktan,

Sîmâsını göstermeden önce,

Kalbimde göründü;

Özentili kalbimde bütün çizgileriyle,

Binbir kıyı, binbir tepesiyle,

Binbir gecesiyle.

Yıllarca uzaklarda yaşarken,

İstanbul’u hicranla tahayyül, beni yordu.

Yer kalmadı beynimde hayâle.

İstanbul’a artık bu dönüş son dönüş olsun.

Son yıllarım artık

Geçsin o tahayyüllerimin çerçevesinde.

Bir saltanat iklîmine benzer bu şehirde,

Hulyâ gibi engin gecelerde,

Yıldızlara karşı,

Cânanla berâber,

Allah içecek sıhhati bahşetse...

Bu kâfî...!

`İstanbul Ufuktaydı’ adlı bu şiir, ünlü şairimiz Yahya Kemal Beyatlı’ya ait…

***

İstanbul, dünyanın gözünün üzerinde olan bir şehir…

Fatih Sultan Mehmet Han Hazretlerinin bize yadigârı.

Tüm zamanların incisi…

Düşünebiliyor musunuz;

14 günden bu yana dünyanın incisi İstanbul’un en bilinen, en sembolik, en simgesel merkezi, Taksim resmen işgal altındaydı…

Dün sabah saatlerinde polis Taksim Meydanı’na müdahale ettiğinde, biber gazının kokusu iki kilometre uzaktan burnumun direğini düşürdü, gözlerimi yaktı…

Sonrasında olanları canlı yayında izlediniz…

Polis, Taksim Meydanı’nı, Taksim Anıtı’nı ve Atatürk Kültür Merkezi’ni (AKM) göstericilerden ve pankartlarından arındırdı..

Gezi Parkı’na ise dokunmadı.

Böyle olmasını kimse istemezdi…

Ama bir devlet düşünün ki, en büyük kentinin en önemli merkezi işgal altında, araç trafiğine izin verilmiyor, yapılan çalışmalar yarım bırakılmış…

Ve Dünya bu eylemlere ilginç bir şekilde destek veriyor diye elin kolun bağlansın…

Elbette Taksim’de yeni yapılanma olmasın, Gezi Parkı’na Alış Veriş Merkezi ya da otel yapılmasın, o bölge İstanbullulara ait olsun..

Hak aramanın da bir edebi, ahlâkı, yolu, yordamı yok mu

Maksadım polisi savunmak değil, elbet…

Ancak, İstanbul’un göbeğinde, Taksim’de ya da bir başka merkezde dindar bir kesim 14 gün boyunca bu şekilde bir işgal eylemi yapsaydı, neler olurdu, neler

 

GEZİ PARKI GÖSTERİCİLERİNE İLİŞKİN İLGİNÇ İKİ NOT

* Galatasaray Üniversitesi öğretim üyelerinden bir profesör, yaklaşık 2-3 ay önce bir ders sırasında şunları anlatmış: “Çocuklar, kısa bir süre sonra Türkiye karışacak, büyük olaylar yaşanacak. Ama ben o sırada Türkiye’de olmayacağım.” Anekdotu aktaran dost şunu da ekledi: “Acaba şu anda Galatasaray Üniversitesi’nde görevli olup da yurtdışında bulunan öğretim üyesi/üyeleri kimler ”

Doğrusu ben de merak ettim.

* İkinci not da bir o kadar ilginç; İki eylemci kendi aralarında konuşuyorlar.

- Hadi, Taksim’e gitmiyor musun

- Bugün gitmek istemiyorum.

- Ama sen parasını da peşin aldın. Zaten taksiyle gidiyoruz, hadi…

Bu anekdot ne kadar doğrudur, bilemem elbette.

Ama Taksim gibi bir merkezde iki hafta boyunca organizasyonlar yapmak, o meydana on binleri toplamak kolay bir iş de olmasa gerek.

Kaynak nereden

NOT:  Bugün 12 Haziran 2013 Çarşamba.  İktidar ve TBMM’de grubu bulunan partiler, 2012 yılında yeni ve sivil anayasa vaadini yerine getiremedi. Sınıfta kaldı. Umutlar bu yıla sarktı. TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda herkes ayrı telden çalıyor. Temmuz 2013’e kadar umutsuz son bir maraton daha başladı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bile, “Görülüyor ki, yeni Anayasa olmayacak!” dedi.