Dün  öğle saatlerinde bizim İlker’e rastladım. Saatçi Yavuz’a çay içmeye gitmiştim. Dükkan kapalıydı ama İlker’in cep telefonu açıktı. “Gel ağabey, bak neler oluyor” diye ekranı bana yöneltmez mi Aaaa o da ne UEFA, Fenerbahçe ve Beşiktaş için Disiplin Komitesi’ni devreye sokmuş. yani bu iki kulübümüz şike yapmakla suçlanmış. Beşi Fenerbahçe’den, ikisi Beşiktaş’tan olmak üzere yedi yöneticiyi de şike tezgahlamakla suçlamış. Ve kendilerine bu ayın 21 ve 22.sini savunma günü olarak sunmuşlar. Buraya Disiplin Müfettişinin raporu doğrultusunda gelindi tabii ki... Disiplin Müfettişi kendisine sunulan tapeler, yargı kararı ve federasyon sürecini inceledikten sonra dosyayı UEFA İcra Kurulu’na sunmuş ve orası da Disiplin Komitesi’ne paslamıştır. Oralarda düzen böyle işler.

Tabii bu gelişmeden sonra telefonlarım susmadı. Yolda çeviren çevrine... Soru aynı; “Şimdi ne olur ” Önce kulüpler kendilerini savunsunlar bakalım. Sonra ceza alıp almayacakları belli olacak. Ama bir başka soru daha vardı. O da bu kadar gecikmenin nedeniydi. UEFA’da bildiğim kadarı ile 7 dil geçerlidir resmi olarak. Türkiye’den gelen belgeler de bu dillere çevrildikten sonra incelenmeye başlanmıştır. Müfettiş kendi ana dilinde okumuştur. Tabii ki bu arada Disiplin Komitesi’ndeki üyeler de öyle... Raportör, yani Pierre Cornu’nun yerine gelen kişi de söylediğim gibi kendi dilinde raporunu sunmuştur.

Peki, bu gelişmelerden sonra kulüplerimizin cephelerinde neler yaşanıyor.. Beşiktaş’ta başkanlığa adaylığını koyan Serdar Adalı’nın çekilmeye hazırlandığı şeklinde söylentiler çıktı. Bence de doğrusu yapar. UEFA’nın disiplin soruşturmasına hem de şike iddiası ile yakalanmış birinin Beşiktaş’a başkan adayı olması uygun değildir. Aklanır, gelir yeniden aday olur. Ama bir bakarsınız Çarşı oralara da yürür ve protesto eder. Neyse...

Fenerbahçe de bir bildiri yayınladı. Hukuk çorbası halindeki bildiride çok tuhaf bir yer var. Deniyor ki, “16. Ağır Ceza Mahkemesi’nin karanına bakılarak yargılanmamamız gerekirdi. Çünkü bizim yasalarımızdaki 59. maddeye göre biz federasyonca aklandık. “Ama ne garip sonra da, bildirinin finalinde şöyle deniyor, “Sizden, Yargının son kararını bekleyip karar vermenizi talep ediyoruz ...” Hangisi doğru ki acaba Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu derler. Zaten CAS’dan davayı çeken şerefsizdir deyip çektikten sonra bu çok mu desenize.

Peki, sence ne olur derseniz. Dün, Fenerbahçe’nin iki, Beşiktaş’ın da bir yıl ceza alması gibi sözler edildi. Bunlar Avrupa Kupaları’ndan men demek. Yöneticiler de men veya ömür boyu cezalar alabilirler dendi. Hemen şu vurgulayayım, şike yapıldığı tespit edilirse, bizim federasyondan bu kulüpleri küme düşürmesi istenir. Yok, federasyon ben soruşturmamı bitirdim ve bu dosyası kapattım derse, o zaman da bizde kaç kategori profesyonel lig varsa oradan en üste çıkıncaya kadar kaç sene geçerse, o kadar yıl ceza verilebilir. Tabii savunmalardan sonra suçlu bulunurlarsa.