Acaba, Taksim Gezi Parkı nda yaşananlarla Celali

isyanları ile bir benzerlik var mı diye düşünmeden edemedim.

Bir araştırdım.

Çıkan sonucu sesli düşündüm:

Yavuz Sultan Selim döneminde, Safeviler bir fitne yaydı.

Propagandalar, öyle bir hal aldı ki, sayıları azımsanmayacak kadar çoğaldı.

Osmanlılar aleyhine çalışan bu insanlar, ayaklanmak için uygun bir zaman ve

fırsat kolladı.

Nitekim devletin en zayıf bir noktasında Şah/Kulu nun

idaresi altında isyan başlatıldı ve Yavuz Sultan Selim, ayaklanmayı güçlükle

bastırdı.

Ardından Nur Ali isyanı baş gösterdi. Yavuz Sultan

Selim in aldığı tedbirler olmasa çok daha büyük katliamlar olacaktı diyor

tarihçiler.

Ateş büsbütün söndürülemedi. Safevilik adına, zaman zaman

ortaya çıkanlar oldu. Mesela, 1519 da Celal adında bir isyancının kendini

mecnunluğa urup ve abdal kisvetine girüp vatanı eşkıya encümeni olan Bozok tan

Tokat semtine firar (Tarihçi Naima nın ifadesi) edip Turhal civarına gidip bir

mağaraya yerleşir.

Burada gizlice onu ziyaret eden taraftarları, Meczubi

ilahidir diyerek adını etrafa yaymaya başlar. Önceleri o, Mehdi bu gardan

(mağara) aşikar olsa gerektir ve ben bu intizarla (beklemekle) memurum diye

birçok insanı buna inandırdı ve yeterince güçlendiğini hissettikten sonra,

Alemi men ser beşer alsam gerek, cümle münkir gitse ben kalsam gerek diye

kendisine büyük bir paye vererek isyan başlatır.

***

İsyan, önce Bozok vilayetinde başlar. Naima, Ol etrafta

bulunan kura (köy) ve kasabatin (kasabalar) sükkanına (sakinlerine) teaddi ve

tecavüz etmek suretiyle başlayan bu hareketin çok çabuk geliştiğini yazar.

Düşünün, Bozok ta Şehsuvaroğlu Ali Bey in oğlu Üveys in evini bastığı zaman

Celal in yanında 4 bin çapulcu vardı. Öyle ki, bu kuvvetin kısa bir süre içinde

çoğaldığı ve Rum Beylerbeyi olan Sadi Paşa nın kuvvetlerini yenecek duruma

geldikleri görülmektedir.

Yenilen Sadi Paşa, Amasya ya kadar çekilir. Şah-Veli nin

kuvvetleri, Keçeci ve çanağı diye bilinen melahide (mülhid, dinsiz)

taifesinden büyük yardım görür ve sayılar gün gün artar. Bu arada, Sadi

Paşa ya karşı kazanmış olduğu zafer de Celal in şöhretine şöhret katar, öyle

ki, Şah İsmail in adını bile unutturur.

Yavuz, Rumeli Beylerbeyi Ferhat Paşa ya vezirlik payesi

vererek isyanı bastırmaya memur eder. Ferhat Paşa, Şahsuvaroğlu Ali Bey,

Karaman Beylerbeyi Hüsrev Paşa ve Sadi Paşa ile birlikte, isyancı Celal ve

çapulcuların üzerine yürür.

Lütfi Paşa nın ifadesiyle, Nihayet ol bakilerin (eşkıya)

leşkleri kirilüb ve başları olan habisin başı kesilüb Sultan Selim e

gönderdiler diye verdiği bilgi önemlidir.

***

Devletin en kudretli devrinde, büyük gayret ve zorluklar

sonucu bastırılan bu isyandan sonra, Anadolu da her ne sebeple olursa olsun bu

tür ayaklanmalara Bozok lu Celal in adına izafeten Celali isyanları

denecektir.

Celaliler, özellikle Anadolu da, zaman zaman harekete

geçip yakıp yıkmakta ve katliamlar yapmaktaydı. Yavuz Sultan Selim zamanında

bastırılan isyanlar yıllar sonra torunları olan 3., 4. Murat, 3. Mehmet e kadar

uzanan uzun bir sürecin başlangıcı olacaktı.

***

Osmanlı nın çöküş döneminde tımar sisteminin bozuluşu

ile başlayan kalkışmayı tarihçiler, 1550 den beri meydana gelen bunalımları,

sıkıntıların, patlamaların bir neticesi olarak değerlendirir.

Öyle ki, 1576 ve 1596 yılları arasında zirveye ulaşan

Celali isyanlarına her kesimden katılım olmuş.

Devlet memurları, medrese öğrencileri, yeniçeriler,

tımarlı sipahiler ve diğer asker taifesi yüzbinlerce insan bir araya gelerek

Osmanlı düzenine başkaldırmış. Hatta sosyal düzenin yıkımında aktif rol

oynamışlardır.

Birçok tarihçi, Celali isyanlarını Osmanlılar üzerinde

oluşturulan büyük bir karışıklığın her sınıftan insanları birbiriyle kanlı

çatışmaların tutuşmasından çıkan olaylar olarak değerlendirir.

Kanunlar ve kurallar hiçe sayılıyordu. Halk bizardı

Osmanlı Padişahları, kendi atadıkları memurların zulmünü önlemek amacıyla,

köylüyü silahlandıran ferman yayınlıyordu. Tam bir bunalım ve cinnet hali

yaşanıyordu.

***

Tarihçi Naima, Anadolu daki Celalilerin yapmış oldukları

hırsızlıklar, zulümler ve işkenceler üzerinde geniş bir şekilde durmuştur. Öyle

ki Celali isyanlarına katılan zümre arasında, Beylerbeyi, Sancakbeyleri, subaşı

memurları diye bilinen Ehl-i örf diye tanımlanan devletin üst seviyesindeki

memurlar vardı.

Başka

-Kapıkulu süvarileri,

-Suhte taifesi (medrese öğrencileri) vardı. Ki,

eylemlerde en öne çıkan grup medrese öğrenceleri olmuştur.

Bunlardan bir kısmı Öğrenci bölükleri adı verilen

birliklerle öncelikle halka karşı gibi görünse de, daha sonra isyancılara isyan

ederek, Celalilere karşı ortak hareket etmiş, kasaba ve köyleri birlikte

savunmuşlardır.

Başka bir Suhte taifesi, köyleri yıkıp, yağmalamış.

Tutuklanarak yargılanmış ve sonra da idam edilmişlerdi.

Başka kimler vardı

-Yeniçeri ve Acemi oğlanları Yeniçeriler devletin en üst

kademelerindeki vezirlerden, paşalardan destek görmüşler... Bu sayede köy

basıyor, yol kesiyor ve toprak sahibi oluyorlardı.

17. yüzyılın başlarına kadar devam eden kargaşa ve kaos

ortamı, ileriki yıllarda devletin ağalarla antlaşma imzalamak zorunda

kalmasıyla, müsalaha yoluna girmesiyle rafa kaldırılmış.

***

Legal veya illegal Taksim gezi parkında meydana gelen

olayların uzantısına baktığınızda kimlerin ellerini ovuşturduğunu

görebiliyoruz.

Bunları tek tek yazmanın anlamı yok. Ama en çok,

İsrail in sevindiğini görmek herhalde bizim için sürpriz olmamıştır. Özellikle

Avigdor Lieberman ın, Türkiye de olup bitenler karşısında mutluluğumu

gizleyemiyorum (Şuruk Gazetesi, Fehmi Hüveydi) sözleri bunu net bir biçimde

ortaya koyuyor.