Dış politikada Gazze de kalıcı ateşkesin ilan edilmesi

iken iç politikada ana gündem AK Parti olağanüstü kongresi ve Erdoğan ın yerine

seçilecek genel başkan ve başbakan oluşturuyor. Ankara da pek çok cadde trafiğe

kapanmış, televizyonlarda kanalların pek çoğu bu kongrenin yayınına ayrılmıştı.

Kısacası, AK Parti deki değişiklik bir gövde gösterisine dönüştürülmüş,

Erdoğan ın ardından kan kaybı yaşanmasını önlemek için yeni strateji

belirleniyordu. Aslında yeni bir dönemden bahsetmekten çok kişisel bir değişimden

söz etmek daha doğru olur. Çünkü yapılan konuşmalarda ısrarla Erdoğan ın

düşünce ve eylemlerinin bundan sonra da partiye hâkim olacağı dile getirildi.

Hatta bu yönde eski genel başkanlarına söz verildi. Böyle olunca da olağanüstü

kongre AK Parti ye yeni bir genel başkan seçmekten çok sanki bir emanetçi

seçildiği izlenimi veriyordu. Erdoğan Çankaya ya çıkarken aynı zamanda parti

üzerindeki hakimiyetini ve icrayı yönetme tavrını sürdürecek görünüyor.

Kongreye hâkim olan hava bu yöndeydi.

***

Bugünkü yazımın esas konusunu Gazze de sürekli ateşkesin

ilan edilmesi oluşturuyor. Sürekli ateşkesin ilanı bazı gazetelerde Gazze nin

zafer günü olarak nitelendiriliyor, kararın hemen ardından Gazzelilerin

yollara dökülmesi ve ellerinde, Gazze kazandı , Yenilmez orduyu yendik

pankartları açmaları haberleri yer alıyordu. Hemen belirteyim ki, Gazze de 2

binden çok insanın şehit edilmesi 10 binlercesi yaralanmış, yüz binlerce

Gazzelinin evsiz kalmış olması verilen mücadelenin boyutunu göstermeye yeter.

Yani Gazzeliler alkışlanacak şanlı bir direniş sergilemişler, teslim

olmamışlar, saldırgana karşı boyun eğmemişler, tüm mazlumlara örnek olacak bir

direniş sergilemişlerdir. Ancak bu duruşun faturası ağır olmuştur. Gazzeliler

ne kadar onurlu bir duruş sergilemiş, zalimlere karşı direnmişlerse kendilerini

hür dünya olarak sunanlar zalimlerle işbirliği yaparak mazlumlara karşı tavır

sergiledikleri için mücadelenin mağlupları ve kaybedenleri olmuşlardır.

Kısacası insanlık kaybetmiştir.

Anlaşmadan Filistinliler memnun görünüyor. Özellikle

sınır kapılarının açılması ile Gazzeli balıkçıların avlanma alanının 6 mile

çıkarılmasını İsrail in kabul etmesi bu memnuniyetin sebebi. Çünkü İsrail in

yaptığı tahribatın giderilebilmesi için kapıların acilen açılmasına ihtiyaç

var. Ancak bu noktada İsrail in verdiği söze ne kadar güvenilebileceğinin

düşünülmesi gerekiyor. Çünkü bundan önce ilan edilen geçici ateşkesleri bozan

taraf hep İsrail olmuştu. Yine bir bahane icat ederek saldırması sürpriz olmaz.

Bu bakımdan öncelikli olarak İslam dünyasının bu konuda kesin bir tavır

sergilemesi gerekiyor. İslam dünyası artık İsrail e güvenmenin doğru

olmayacağını, İsrail arkasında ABD ve AB ülkelerinin desteğini bulduğu sürece

saldırılırına her an başlayabileceğinin dikkate alınması gerekiyor. Bunun için

Filistinlilerin yalnız olmadığının kesin olarak İsrail e gösterilmesi

gerekiyor. İsrail saldırılarında yıkılan yerlerin onarılması, hastaların ve

yaralıların tedavi edilmesi elbette önemlidir. Ama bunlar İsrail

saldırganlığını önleyecek nitelikte değildir. Saldırganın anlayacağı tek dil

saldırılarına misli ile karşılık alacağını görmesidir.