Bugün 24 Kasım Öğretmeler Günü! Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bundan yaklaşık 3 yıl önce, Fulbright Komisyonu’na ilişkin yıllardır yazdıklarıma ilk kez kulak vermişti, nasıl olduysa! Bakanlık, 8 Ekim 2018 tarihli Milli Gazete’deki, “Tam yeri gelmişken, bir kez daha!..” başlıklı Fulbright Eğitim Komisyonu hakkındaki yazıma resmi bir cevap yolladı.
Ne vardı bu cevabi yazıda? Bakanlık şunları dile getirdi;
* "Türkiye’nin yanı sıra 104 ülkenin ABD ile iş birliğinde katılım sağladığı iki taraflı bir burs programıdır."
* "1949 yılında ABD ile imzalanan ikili anlaşma ve 13 Mart 1950 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen 5596 sayılı Kanun çerçevesinde hizmet vermeye başlamıştır."
* "Söz konusu burs programı, her iki ülkede eğitim alıp, araştırma yaparak kendisini uluslararası alanda geliştirmek isteyen öğrenci ve akademisyenlere hizmet vermektedir."
* "Bugüne kadar yaklaşık 6.500 Türk ve Amerikan öğrenci ile akademisyene burs olanağı sağlanmıştır."
* "Türkiye programın ortağıdır. ABD yaklaşık 4 milyon dolar, Türkiye ise yaklaşık 1 milyon dolar kadar finansal destek sağlamaktadır."
* "Fulbright Komisyonu, 4’ü Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve 4’ü ABD vatandaşı olmak üzere toplam 8 üyeden oluşmaktadır."
* "Bakanlığımızca her yıl komisyonda yer alması uygun görülen komisyon üyeleri makam onayı ile belirlenmektedir. Her iki ülke de kendi üyesini belirlemekte özgürdür."
***
Bugün 24 Kasım Öğretmenler Günü!
Milli Eğitim Bakanlığı, "Biz bu Fulbright denen, kökü dışarıda olan komisyonla çalışmama kararı aldık!.. Artık 1 milyon dolar desteği de vermeyeceğiz!.." diyebiliyor mu?
Milli Eğitim Şurası'na doğru yol alırken, milli eğitimin en önemli meselelerinden biri işte tam da budur...
TÜRKİYE SÖMÜRGE ÜLKESİ Mİ?
* 27 Aralık 1949 tarihinde, Milli Şef yani İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı döneminde, Türk çocuklarının eğitimi resmen Amerikalılara teslim edildi.
* ABD ile imzalanan ikili anlaşma gereği, sekiz kişiden oluşan bir Eğitim Komisyonu kuruldu. Bu komisyonun adı Fulbright Eğitim Komisyonu idi.
* Sekiz üyeden dördü Amerikalı, dördü de Türk’tü.
* Bu komisyonun görevi, Türk çocuklarının ilk, orta ve lisede okuyacağı derslerin müfredatını yani programlarını belirlemekti.
* Gençler bir ulusun geleceği demek değil midir? Türk ulusunun geleceği olan gençlerin eğitimi, yarısı Amerikalılardan oluşan bir komisyona bırakılıyordu.
* Bu kadarla kalsa neyse, komisyon herhangi bir konuda karar verirken oylar 4 evet, 4 hayır çıkarsa ne olacaktı? Çözüme bakınız; o tarihte Ankara’da bulunan Amerikan Büyükelçisi’nin vereceği oy, belirleyici olacaktı.
* Çok açık değil mi, Türk gençlerinin ne tür bir eğitimden geçeceği, derslerde hangi konuları ne tür boyutlarda öğreneceği, Amerikalılara bırakılmıştı. Bu tür bir uygulamayı, ancak sömürge ülkelerinde görebilirsiniz.
* 27 Aralık 1949 tarihinde kurulmuş olan Fulbright Eğitim Komisyonu, bugüne kadar aralıksız yürürlükte kaldı.
ANLAYANA SİVRİSİNEK…
kelimelerinden tanırım ben adamı
ki kifayetsiz olur kelimeleri kifayetsizlerin
ve sahip olmayanın kelimelerine
beklenmez sahip olması
eline de beline de
mayası bozuk olanın
SELAMİ GÜDER
[email protected]
İŞTE FULBRİGHT YÖNETİMİNDEKİ İSİMLER
Türkiye Fulbright Eğitim Komisyonu Yönetim Kurulu aşağıdaki Türk ve Amerikalı üyelerden oluşmakta. İşte o isimler:
* John Thomas McCarthy, Yönetim Kurulu Başkanı, ING Bank Türkiye, İstanbul
* Burcu Eyisoy Dalkıran, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Birimi Genel Müdürü, Milli Eğitim Bakanlığı, Ankara
* Emir Salim Yüksel, Kültürel Diplomasi Genel Müdür Yardımcılığı Genel Müdür Yardımcısı, Dışişleri Bakanlığı, Ankara
* Robert Hilton, Basın ve Halkla İlişkiler Müsteşarı, Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliği, Ankara
* Prof. Dr. M. Akif Kireçci, Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi, Ankara
* Prof. Dr. Muhsin Kar, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Rektörü, Niğde
* Daria Darnell, İstanbul Başkonsolosu, Amerika Birleşik Devletleri İstanbul Başkonsolosluğu, İstanbul
* Mark H. Butler, Mimar, Nedret & Mark Butler Tasarım Stüdyosu, İstanbul
ŞEYMA KARAMOLLAOĞLU’NDAN BABASINA DUYGUSAL MEKTUP
Bilmem farkında mısınız?
Maaile dergisi son sayısında Erbakan Hoca’mızın en yakın yol ve dava arkadaşlarından, merhum büyüğümüz, devlet adamı, cihat yolunda bir ömür tüketen Oğuzhan Asiltürk hakkında son derece dikkat çeken dosyalara yer verdi.
Oğuzhan Asiltürk ve ailesiyle ilgili bugüne kadar yayımlanmamış fotoğraflar yer aldı, Maaile dergisi Kasım 2021 sayısında.
Bunları mutlaka görmelisiniz, bu fotoğraflar arşivinizde mutlaka yer almalı.
Aile yakınları, Maaile yazarı Selime Sümeyye Abatay’a merhum Asiltürk’ü farklı yönleri ile anlattılar.
Maaile yazarları Habibe Alpay Aydın ve Halide Sivri, merhum Oğuzhan Asiltürk’ün bilinmeyen yönlerini kaleme aldılar.

***
Ve merhum Asiltürk hakkında son derece duygusal, içten yazılmış bir mektup…
Mektubu kaleme alan merhum Asiltürk’ün kızı Şeyma Karamollaoğlu. Şu cümleler o mektuptan;
* “Canım babacığım, bir Cuma sabahı sen sevdiklerine kavuşurken bizi derin bir yokluk ve özlem içinde bıraktın, gittin.”
* “Hastane odasına koşup senin o tebessüm eden yüzünü görene kadar kan ağlayan içim öyle bir huzur ile doldu ki!..”
* “Hayatımız boyunca bizi terbiye etmeyi, bize öğretmeyi, nefsimizle yüzleştirmeyi hiç bırakmazdın. Ama vuslat halin yaşarken olduğu gibi vefat ettiğinde bile bize öyle büyük bir ibretti ki, canım babacığım!”
* “Bu mutluluğun huzurunu bizi de yolcu olduğumuz şu dünyadaki hırs kapılarımızı kapatıp, sana, Resulüne, Rabbe kavuşma arzusu ve iştiyakıyla doldurdu…”
* “Seni hep sevdik, seni çok sevdik ama biliyorum ki, sen bizi daha çok sevdin...”
Mektubun tamamını ve diğer çarpıcı dosyaları okumak için Maaile dergisine hemen abone olabilirsiniz…
(0546 401 33 86, 0212 697 10 00 (Dahili 132 ya da 133)