Yenikapı’da büyük bir coşku ile gerçekleştirilen, Büyük Kudüs Mitingi notlarını bir sonraki yazımda aktaracağım… Zira yazımı teslim ettiğimde miting henüz başlamamıştı.
Ama gelin şunu konuşalım…
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Türkiye’nin çağrısı üzerine, Harem-i Şerif’e ilişkin son gelişmeleri ele almak üzere 1 Ağustos’ta (yarın) İstanbul’da olağanüstü toplanacak.
Toplantıyı bizim Dışişleri Bakanlığı duyurdu. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, «İslam İşbirliği Teşkilatı İcra Komitesi, İİT Zirve Dönem Başkanlığı’nı ve İcra Komitesi Başkanlığı’nı yürütmekte olan ülkemizin çağrısı üzerine, Harem-i Şerif'e ilişkin son gelişmeleri ele almak üzere 1 Ağustos 2017 tarihinde İstanbul'da, ülkemizin ev sahipliğinde Dışişleri Bakanları düzeyinde olağanüstü toplanacaktır" denildi.
***
Olumlu bir gelişme, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın toplanması, elbette.
Ama daha önemli olan bu toplantıda ne yapılacağı?
Orada çok somut talepler karara bağlanabilecek mi, acaba?
* Mesela, Kudüs›e direk uçak seferleri... Güvenliği İslam orduları tarafından sağlanan bir hizmet... Biz İsrail’i gezmeye gitmiyoruz ki! Kudüs’ü ziyaret eden bir Müslüman neden İsrail’le muhatap oluyor/olsun? Neden İsrail pasaport kontrolünden geçsin? Sahi, Filistin bağımsız bir devlet değil miydi?
* Mesela, Filistin halkı kendisi hakkında, bir referandum ile Filistinlilerin ile geleceği hakkında karar alabilecek mi? İslam İşbirliği Teşkilatı bu konuyu gündemine alacak mı?
* Bölgede terörün sona erdirilmesi hususunda İİT ne karar alacak?
* Mesela, İsrail’in yeni yerleşim birimleri ile Filistin’i işgali toplantıda gündeme gelecek mi? “Artık yeter!” denebilecek mi?
* İslam ülkelerinden, İslâm coğrafyasındaki ihtilaflı bölgelerde kullanılmak üzere; zırhlı, hava indirme ve komando tugaylarından oluşan; kara, deniz ve havadan taşınabilen, müşterek bir komutaya bağlı, kolordu seviyesinde bir “Ani Müdahale Gücü” oluşturulabilecek mi? Böyle bir konsensüs sağlanabilecek mi?
* Mesela, Filistin, İsrail›in askerî gücü karşısında nasıl denge sağlayabilir? Bu da konuşulacak mı, toplantıda? İslâm ülkelerinin her biri, modern ana muharebe vasıtasının her birinden (tank, savaş uçağı, helikopter, denizaltı, vb.) birer ikişer tane Filistin›e hibe edebilecek mi? Bu da konuşulacak mı? Akdeniz, Kızıldeniz ve okyanuslara kıyısı olan İslam ülkeleri “deniz üsleri”; İsrail›e komşu İslam ülkeleri “kara üsleri”; İsrail›e savaş uçaklarının menzili içindeki İslam ülkeleri de “hava üsleri” verebilecek mi? Bu da toplantıda gündeme gelecek mi?
* Mesela, bütün İslam ülkeleri Filistin›in seçilmiş meşru hükümeti ile “Saldırmazlık ve Savunma İşbirliği Anlaşması” yapabilecek mi? Bu husus da gündeme gelecek mi?
* Mesela, Filistinli askerlerin ülkelerindeki üslerde, hibe edilen silahlar üzerinde ve diğer askeri konularda eğitilmesi İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısında gündeme gelecek mi?
Yoksa, bugüne kadar olduğu gibi, “Toplandık, haydi dağılıyoruz!..” mu diyecekler… Göreceğiz…
HANGİ ÜLKELER ÜYE?
1969 yılında kurulan İslam İşbirliği Teşkilatı’nın (İİT) 57 üyesi bulunmakta; Afganistan, Arnavutluk, Azerbaycan, Bahreyn, Bangladeş, Benin, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Brunei, Burkina-Faso, Cezayir, Cibuti, Çad, Endonezya, Fas, Fildişi Sahili, Filistin, Gabon, Gambiya, Gine, Gine Bissau, Guyana, Irak, İran, Kamerun, Katar, Kazakistan, Kırgızistan, Komorlar, Kuveyt, Libya, Lübnan, Maldivler, Malezya, Mali, Mısır, Moritanya, Mozambik, Nijer, Nijerya, Özbekistan, Pakistan, Senegal, Sierra Leone, Somali, Sudan, Surinam, Suudi Arabistan, Tacikistan, Togo, Tunus, Türkiye, Türkmenistan, Uganda, Umman, Ürdün, Yemen, Suriye (üyeliği 14-15 Ağustos tarihlerinde düzenlenen 4. Olağanüstü İİT Zirvesi’nde askıya alındı.) Gözlemci ülkeler: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (Kıbrıs Türk Devleti adıyla), Bosna-Hersek, Orta Afrika Cumhuriyeti, Rusya, Tayland. Türkiye, kuruluşundan bu yana üye.
“FİLİSTİN HALKINA SOYKIRIM UYGULANMAKTADIR!”
Yıl; 2002. Yer; Türkiye Büyük Millet Meclisi, Demokratik Sol Parti (DSP) Meclis grup toplantısı. Konuşan: Başbakan Bülent Ecevit. Ecevit, herkesin dikkat kesilmesine neden olan şu cümleleri sarf etti; “Yalnız Yaser Arafat değil, tümüyle Filistin Devleti adım adım yok edilmektedir. Filistin halkına karşı, dünyanın gözleri önünde soykırım uygulanmaktadır.’’
Düşünebiliyor musunuz, bu cümleleri Bülent Ecevit söyledi. Daha doğrusu artık tahammül edemedi ve söylemek zorunda kaldı… Beklendiği gibi ortalık karıştı… ‘Soykırım’ sözüne büyük tepki gösteren hem içerideki hem dışarıdaki ‘Yahudi lobisi’ ayağa kalktı. Lobi, Başbakan Ecevit’e sözünü geri alması için büyük baskı yapmaya başladı. Ecevit, içten ve dıştan baskılar üzerine, “Üzücü bir ifade kullanmış olmak istemezdim. Filistin’e karşı yapılan işgal hareketlerinin sona ermesini temenni ediyorum” dedi. Ancak, ‘soykırım’ sözünden geri adım da atmadı. Ecevit, bu açıklamasından önce, tescilli katil Ariel Şaron ile yaptığı görüşmenin ardından, Şaron›un kendisine Arafat›ı yok etmek istediğini söylediğini açıklamış, bu sözler İsrail hükümet sözcülüğünce yalanlanmıştı.
***
İslam İşbirliği Teşkilatı, Mescid-i Aksa ve Kudüs hakkında yarın, İstanbul’da “acil” toplantı yapacak. Hatırlatayım istedim…
VAZGEÇ BU SEVDADAN KEMAL BEY!
Kemal (Kılıçdaroğlu) bey, Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilecekmiş. Gürsel Tekin açıkladı.
Hiç tavsiye etmem! Neden mi? Şunun için;
Bugüne kadar Nobel Barış Ödülü’ne layık görülen isimlere bakın, hele;
* ABD Başkanı Barack Obama!
* Enver Sedat ve Menahem Begin!
* İzzak Rabin, Şimon Peres!
* ABD Başkanı Jimmy Carter!
Bakar mısınız?
* Terörden ne kadar sabıkalı isim varsa Nobel Barış Ödülü verildi!
* İslam coğrafyasını kan ve gözyaşına boğan ne kadar isim varsa Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldü!
* Kendilerinden başkasına hayat hakkı tanımayan isimler Nobel Barış Ödülü aldı! Sabra ve Şatilla insanlık tarihinin şahit olduğu katliamların en vahşilerinden sadece biri. Bu katliamın birinci sorumlusu, bir insan kasabı olduğunu bütün dünyanın bildiği Ariel Şaron da Nobel Barış Ödülü aldı mı, acaba?
***
Kemal Kılıçdaroğlu’na buradan seslenmek istiyorum, Kemal bey gel bu sevdadan vazgeç!