İnsan şaşırmakta,

Cennet gibi bir ülkede ekonomi nasıl bozuk olur.

Hava koşulları, güneşli geniş arazileri, toprak kalitesi ile,

Yetiştirmediği ürün yok.

Hububat, narenciye, fındık, çay, avokado, meyve sebze.

Her yan İrem Bağları.

Ne çare ki yine yoksulluk,

Yine fukaralık had safhada.

Yetkililer zenginlerin sorunlarını çözmek için çareler aramakta,

Ünlü işadamları rahatlıkla kredilere ulaşabilmekte,

Borçlarını ödememekte.

Sonra bu utanmaz adamların ödemediği vergiler affedilmekte.

Bozulan ekonominin ceremesini yoksullar çekmekte.

Orta sınıf ve düşük gelirliler, burunlarından fitil fitil getirilip canlarından bezdirilmekte.

Pandemiden sonra iyice bozulan ekonomi çarkı,

Daima fakirlerin durduğu yere çarpıp onları sendeletmekte.

Hele bu yaz çok verimli bir hasat zamanı geçirildi.

Tarlada düşük fiyatlı ürünler, korsan aracıların tuzağına düşüp,

Şehirdeki markete gelene değin yoksulların boyundan büyük dehşet fiyatlara bürünmekte,

Arkadaşım, Finike’deki limon bahçesinde aracı tüccarın ürünlerine kilo başı üç lira verdiğini anlattı.

Üretici kazanamadı,

Lakin bizler de bütün yaz boyunca limonu 80 liradan aldık.

Keza kavun karpuz,

Üretici 1,5 milyon masraf edip diktiği yüzlerce dönümlük arazisindeki kavunlara 200-300 bin veren tüccara, kalsın dedi,

Halkı çağırıp ücretsiz toplayıp götürün, dedi.

Elazığ’ daki akrabalarım, “Bu yıl gelmiyor musunuz, kavun karpuz o kadar çok oldu ki, dağıtacak kimse bulamıyoruz” dediler.

Fakat ne yaman çelişki ki şehirdeki insan, bu nimetlere yüksek bedel ödeyerek fahiş fiyatla kavuşuyor.

Üreticimiz de kazanamıyor.

Halk da ülkenin nimetlerinden faydalanamıyor.

Yetkililerin acilen bu durumu düzeltmesi gerekirken,

Kimsenin umuru olmuyor.

Oysa ülkede ekonomik terör bulunmakta ve bu halkın huzurunu bozmakta, ülkede krizleri artırmakta, insanları birbirine düşman etmekte, toplumsal barışın yıkımına dönüşmekte.

Devlet küçük önlemlerle; fırsatçı aracıları, yoksulun rızkından uzaklaştıracak yaptırımlarla,

Hem üreticileri hem de halkı düzlüğe çıkaracak oysa.

Devlet dairelerinde boş oturan binlerce ziraat mühendisi araziye çıkmalı.

Tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar daha çok desteklenmeli; maliyetler, sorunlar tespit edilmeli.

Devlet, tarım işçilerinin sigortasını ödemeli, ekonomiyi destekleyici tedbirler bir an önce alınmalı.

Doğmayan bebekler, azalan nüfus gelecek yüzyılın en önemli sorunlarından biri.

Şimdiden işlerin çoğunu, yeterli insan bulamadığımız için mülteciler yapmakta.

Tarım işçisi bulunamadığı için,

Afrika’dan gelen gençler; Karadeniz’ in çayını, fındığını toplamakta,

Tarlaları Afganlar kazmakta,

Suriyeliler, tekstil fabrikalarında çalışmakta.

Çok çocuklu aileler vergiden muaf tutulmalı, teşvik primleri ile doğumların artması sağlanmalı.

Tarıma üşüşmüş keneler bir an önce ayıklanıp halkın ve çiftçilerin daha fazla emeğinin sömürülmesi engellenip yüzler güldürülmeli.

Bozuk ekonomi düzeltilmeyecek gibi değil,

Çürümüş yüreklere neşter atıldığında,

Ülke, refahın ve felahın yurdu olacaktır.