BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM;

HÜKÜMETLERİMİZ eğitime bütçeden ciddi pay ayırıyor. Öğretmen sayımız 1 milyonu geçmiş durumda. 12 yıllık ilk, orta ve lise öğrenimi zorunlu. Okumak isteyene kapılar açık! Bütün bunlara rağmen eğitimin problemleri niçin artarak devam ediyor, dersiniz?

Eğitimimiz inancımıza, tarihimize, kimliğimize uygun nesiller yetiştiremiyor. “Milli”lik sadece kurumun isminde! Erbakan Hoca, “Eğitimi, kendisi için insan yetiştiremeyen tek milletiz” diyordu. Mustafa Kamalak Bey’in şu sözü çarpıcı: “Milli Piyango ne kadar milli ise, eğitimiz de o kadar millidir.”

Maddeci eğitim yabancılara özenen, Batı hayat tarzının özlemini çeken nesiller yetiştiriyor. Bazı gençlerin katil, cani, terörist Che Guevara resimli giysilerle gezdiğini gören TBMM Başkanı İsmail Kahraman, “Bir eşkıya, benim liseli gencimin yakasında, göğsünde olamaz” sözünü etmişti.

Sadece Che mi? Nice gencimiz Batı’nın, kimliğimizle bağdaşmayan ifsatçı kişilerine idol olarak seçiyor. Eğitimimizin kimlik sorunu yaşadığı açık!

Sorumlu insanlar uyarıyor. Dinleyen kim? Yöneticilerimiz bildiklerini okuyorlar. Mesele, Prof. Dr. Yusuf Kaplan’ın uyarıcı sözleri karşılık bulmadı: “Türkiye genç kuşağını kaybediyor: Sömürgeci eğitim sistemi, yoz, yozlaştırıcı kültür hayatı, kültürel dinamiklerimizi dinamitleyen, yerle bir eden, sığ, sığlaştırıcı ve her şeyi çözücü medya rejimi, çocuklarımızı elimizden alıyor.” (Yeni Şafak, 25. 12. 2015)

Aynı yazar Diyanet TV’de de dikkat çekti: “Gençlik elden gidiyor. Medya berbat durumda! Dünyaya ahlaksızlık satıyoruz. Yeter ya! Batırdınız memleketi.”

EĞİTİMDE YABANCI ELİ

“MİLLİ Eğitim” yabancı ellerden kurtarılmalı, Türkiye sevdalıları tarafından düzenlenmelidir. Türkiye Lozan’la İslam’dan uzaklaştırılmak istendi. Eğitimin yeniden inşası görevi Amerikan kültür ve hayat tarzının fikir babası John Dewey’e verildi. Eğitimimiz hâlâ materyalist Dewey etkisinden kurtulamamıştır.

Basında defalarca yayınlandı. Milli Şuur dergisi belgesini koydu. (58. Sayı) 1947’de Kahire’de yapılan Amerikan Eğitim Anlaşması’na göre, eğitimimiz Fulbright Komisyonu’nun denetiminde. ABD Türkiye Büyükelçisi’nin başkanlığını yaptığı komisyonun 4 üyesi Amerikalı, 4’ü Türkiyeli.

Hayret! Bu yazılanlar konusunda yetkililerden hiçbir açıklama gelmedi. Böyle gelmiş, böyle gitmemeli. Eğitime milli kimlik kazandırmak hükümetlerin görevleri arasında!

Yabancıların denetimindeki eğitimin faturasını çok acı ödüyoruz. Okullarda tacizci öğretmen ve idareci sayısı artarak devam ediyor. Bebek tacizleri, çocuk istismarı konusu gündemden düşmüyor. Cani ruhlu insanlar diğerlerine hayat hakkı tanımıyor. Öğrencilerimiz alkol, uyuşturucu gibi kötü alışkanlıkların kıskacında.

Yöneticilerimiz bunlara seyirci kalmamalı. Kalıcı tedbirler almalı. Eğitime yabancıların müdahalesine izin verilmemeli. Milli Eğitim Şûrası’nda alınan kararlar uygulanmalı. Sömürge tipi eğitim Türkiye’ye yakışmıyor. Adıyla uyumlu Milli Eğitim gerekli.

İslamiyet gibi büyük hazineye sahipken, inanç fakiri yabancılara özenmemiz ne acı! Güneşi elinde tutan bir adamın karanlığı arama çabası içinde oluşuna benziyoruz.

MİLLİ MÜFREDAT GEREKLİ

TARİHTE büyük ilim adamları yetiştirmiş, insanlığı aydınlatmışız. Nesillerimiz bunları tanımıyor. Öğrencilere sorun: Ali Kuşçu, Akşemsettin, Hazerfen Ahmet Çelebi, İbni Sina, Erzurumlu İbrahim Hakkı, Katip Çelebi, Mimar Sinan, Piri Reis, Uluğ Bey gibi insanlığı ışık tutmuş şahsiyetlerden ne kadarını biliyorlar? Müfredatta yoksa elbette konunun cahili olurlar. Kimliğimizi yeteri kadar tanıtmayan okul kitapları, Batılı şahsiyetlerin resmi geçidi gibi: Darwin, Freud, Durkheim, Newton, Dekart, Hegel, Epikür, Sokrat, Platon, Eflatun… Bunlar arasında.

ÖĞDER,17. 10. 2016’da ders kitapları üzerinde yaptığı araştırmasının sonuçlarını açıkladı: “Ders kitapları temel dini değer ve inançlardan uzaktır. Avrupa hayat tarzını öğrencilerin zihinlerine nakşetmektedir. Bazı kitaplarda Hıristiyanlık propagandası yapılmaktadır…”

Sömürgeciler, sömürdükleri ülkelerin uyanmasını istemiyorlar. Onları kimliklerinden uzaklaştırıyor, bilgisiz yetiştiriyorlar. Geçmişleriyle bağlarını koparıyorlar. Türkiye’de yapılan bu!

Sömürge tipi eğitim, milletimizin tarihi imajını sarsıyor. İngiliz kadın gazeteci Lauren Booth geçtiğimiz Mayıs’ta bir program için Türkiye’ye geldi. Uçaktan inince büyük şaşkınlık yaşadı: “İstanbul’da uçaktan inince şaşırdım; ‘Acaba, yanlışlıkla başka bir ülkeye mi geldim?’, diye düşündüm. İngiltere’de hicaplı bayanları görebilirsiniz. ‘Aman Allah’ım, burası Türkiye mi?’ dedim. Müslüman ülkede olduğumu hiç hissetmedim. Çünkü inanç her şeyiyle teslim olmayı gerektirir. Hicap bunun en önemlilerinden biridir. ‘İnandım, ama ben istediğim gibi olacağım’ diyemeyiz. Allah nasıl emrettiyse, öyle olmak gerekir.” (Milli Şuur, Haziran 2016, S. 36)

Eğitimimizin gençlerimize İslam’ı kaynaklarıyla öğretememesi, dinimizi başkalarından öğrenmeye mi itecek yoksa? Acilen eğitim, içeriğiyle “Milli Müfredat”ını oluşturmalı, eğitim çıkmazına son verilmelidir.