Millî Gazete Avrupa Baskıları Temsilciliği, Almanya nın
Dusseldorf Eyaleti ne bağlı Duisburg şehrinde Millî Basın Günü gerçekleştirdi.
Programa Avrupa baskısı yazarı olarak Sabahattin Uçar ın; Türkiye den de
âcizane olarak bizim katılmamızı uygun görmüşler. Bir düğün salonunda dört saat
devam eden program zengin bir muhtevaya sahipti. Konuşmacıların konusuna
hâkimiyeti ve Grup Hasbihal in özgün müzik ve semazen gösterileri gibi
çeşitlendirilmiş programlar baştan sona ilgiyle takip edildi.
Havaalanında beni Günay Topaloğlu kardeşim karşıladı.
Sakaryalı olan Günay, uyumlu ve hoş sohbet bir insan. Yolda, Alman bir
komşusunun anlattığı şu sözleri nakletti: Atalarınız İslâm ı yaymak için
Viyana ya kadar gelmişti. Sizin hocanız (Erbakan) da İslâm ı buralara kadar
ulaştırdı. Ama siz onun kıymetini bilmiyorsunuz!
Duisburg da programın organizatörlüğünü üstlenen Murat
Satılmış Bey le tanıştık. İstanbul da yetişmiş ve üniversiteyi orada bitirmiş.
Evlilik yoluyla gelmiş Almanya ya. Cana yakın, insana güven veren sosyal bir
insan. Günay la birlikte beni Türkiye den gelen gurbetçilerimizin yaptırdığı üç
camiyi gezdirdiler. Bunlardan Duisburg Merkez Camiî minareli ve iki bin kişi
kapasiteli. Özellikle iç mimarisi İstanbul daki selâtin camiler örnek alınarak
yapılmış. İçinde resim çekmek ihtiyacını hissettik. Gurbetçilerimizin
yaptırdığı böylesine güzel ve insanı ibadete davet eden bir cami karşısında hem
onur duydum; hem de insanımızın kimliğini muhafaza etmek için gösterdiği
gayrete hayran kaldım. Cenâb-ı Hak, oldukça zor şartlar içinde kimlik
mücadelesi veren kardeşlerimizdeki bu şuuru dâim eylesin; onlara güç ve kuvvet
versin!
Niçin Millî Gazete
Murat kardeşim programa giderken Millî Gazete ile
tanışmasını anlattı: Babam beni İstanbul da Eyüp Sultan Camii ne götürmüştü.
Namaz ve ziyaret sonrası oradaki bir kahvede çay içtik. Şalvarlı cübbeli
insanlar büyük bir dikkatle Millî Gazete okuyorlardı. İtibarlı gördüğüm bu
insanların durumu beni etkiledi. İlk fırsatta bayiden bir Millî Gazete aldım.
İçinde beni saran ve okşayan pek çok konu vardı. O gün bu gündür Millî Gazete
okuyucusuyum.
Salona ulaşınca, Millî Gazete Avrupa Baskıları Genel
Müdürü Dr. Mehmet Karacabey ve Sabahattin Uçar Hoca ile karşılaştık. Ayrıca,
Aydın Mısır gibi bazı tanıdık simalar da oradaydı. Kâinat çapında bir davayı
omuzlamaya çalışan bu kardeşlerimizle selâmlaştık, kucaklaştık, hasret giderdik.
Kardeş olmak ne güzel! Farklı yerlerde, farklı görevlerde bulunsak da aynı
hedefe yürüyen kardeşlerle bir arada bulunmak insana güç ve mutluluk veriyor.
Salon dizaynı güzeldi. Millî Gazete Millî Basın Günü
yazısı salona hâkim durumdaydı. Ayrıca, Hak Geldi, Bâtıl Zâil Oldu sözünün
yer aldığı büyütülmüş Millî Gazete logosu programın amacını anlatmaya
yetiyordu.
Millî Gazete okuyucusunu temsil eden levhada, Okuyoruz,
Görüyoruz, Farkındayız sözleri yer alıyor, Erbakan Hoca ya ait resmin altında
da şu söz bulunuyordu: Millî Gazete, millî basının öncüsü yiğit bir
gazetedir.
Dr. Mehmet Karacabey, Yozgat kökenli ve Siyasal Bilgiler
öğrenimi görmüş. Türkiye insanının organize gücünden övgüyle söz ediyor.
Devlet yeniye kadar Avrupa daki işçilerimizi döviz makinesi olarak gördü.
İnsanımız, bu gurbet diyarda kendi ayakları üzerinde durarak bu günlere geldi.
Erbakan Hoca nın Emaneti
Dr. Mehmet Karacabey, programın açılışında yaptığı
konuşmada, Millî Gazete nin önemi üzerinde durdu: Zor zamanda mücadele her
yiğidin işi değildir. Siz, sâdık Millî Gazete okuyucuları bizlere güç
veriyorsunuz.
Sabahattin Uçar Hoca da Medyanın Vazgeçilmezliği ni
vurguladı: İnsanda ruh ne ise, davada teşkilât odur. Vücutta göz ne ise,
yazılı basın odur. Vücutta kulak ne ise, sözlü basın odur.
Ben de konuşmamda özetle, Bir davanın kitlelere
ulaşmasında medyanın vazgeçilmez rolü nü belirterek, Millî Gazete nin mazlum
ve mağdurların sesi, Müslüman ümmetin gözü kulağı olduğu nu anlatmaya çalıştım:
Millî Gazete hiçbir gazetenin kopyası değildir, orijinaldir. 42 senedir
çizgisinden vazgeçmemiş, vazgeçmeyecektir. Millî Gazete, Millî Görüş ün gür
sesi ve Erbakan Hoca nın emanetidir. Emanete sahip çıkmakta titizlik
göstermeliyiz.
Samimi bir atmosferde geçen program yemek ikramıyla son
buldu.
Almanya ziyaretimde, uçağımın ertesi gün akşama doğru
hareket edecek olmasından istifade ederek Kerpen deki İGMG Genel Merkezi ne
sürpriz bir ziyaret yaptım. Kardeşlerimizle kucaklaştık. Her birinin
gurbetçilerimize en iyi hizmeti sunmak heyecanı içinde olduklarına şahit oldum.
Tek tek ziyaret edemediklerimizle öğle namazında görüşüp muhabbet etme fırsatı
bulduk. Namaz sonrası, geçmişte Sefer Ahmedoğlu Hoca nın ilim ziyafeti olarak
başlattığı programın evrâd okuma şeklindeki manevî bir atmosferde devam
ettiğini görmekten mutluluk duydum.
Bu çeşit ziyaretlerimde gördüm ki, kardeşlerimiz
bulundukları görevlerde yoğun bir çalışma temposu içindeler. Gam ve kasavetin
hâkim olduğu dünyada kendi alanlarının sıkıntılarıyla mücadele ediyorlar. Eğer,
kurumlar arası iletişimi artırabilirlerse, hem dertlerini paylaşacaklar; hem
Allah ın yardımını daha fazla üzerlerine çekecekler; hem de hizmetlerini daha
da genişletecekler, diye düşünüyorum. O zaman şeytan da onları tuzağına düşürme
fırsatı bulamayacak. Allah ın kopmaz ipi olan İslam a el birlik, baş başa bağlı
anlayışıyla sarılmış olacaklar.
Bütün kardeşlerimi seviyor, onların hayır, iyilik ve
başarısını diliyorum. Allah hepsinden razı olsun!