Askerde komutandım, topladım askerlerimi ve onlara şöyle dedim: “Askerlik yapmak dini korumaktır, canı korumaktır, malı korumaktır, vatanı korumaktır. Eğer bu maksatlarla askerlik yaparsanız Çanakkale'de savaşan Mehmetçik gibi sevap kazanırsınız.”
Hasan Basri Çantay benim hocamdır. Hem resmi hocamdır okulda hem de özelde hocamdır. Vefatından 5 gün önce onu ziyarete gitmiştim. Evladım Mustafa dedi bana, “Amerikalılar, Avrupalılar Türklerin gücünün, imanlarının Müslümanlığın güzelliğinden geldiğini bildikleri için onu bozmak için Tanzimat’ı yaptılar. Oğlum bak hakiki hikâyedir. Öyle reklam ve propaganda yaptılar ki. Büyük şair Tevfik Fikret irtidat etti. Mehmet Akif Ersoy da onun etkisinde kaldı. Biliyorsun bir şeye haram demek için ‘Kur’an, sünnet, icma, kıyas’ şartı aranır. Ne diyor Mehmet Akif Ersoy şiirinde? “Doğrudan doğruya Kur'an'dan alıp ilhamı, asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı. Yani demek istiyor ki herkes Kur'an'ı kabul edecek, Kur’an okuyacak. Anladığı gibi yapacak. Sünneti inkâr ediyor. İcmayı, kıyası reddediyor. Şeyhülislam Musa Kazım Efendi mason oldu oğlum.” Hasan Basri Çantay hocam dedi bu sözleri, Türkiye Büyük Meclisi'nin ilk üyelerindendir, büyük âlimdir kendisi. Öyle söyledi. Sonra dedi ki; “Anladılar yanıldıklarını. Tevfik Fikret ne yapmışım ben diye aylarca ağladı. Mehmet Akif de aldatıldığını anladığı için Mısır'a gitti. Mısır'a gitmesinin sebebi odur” dedi.
ALLAH, AVRUPA’YA, AMERİKA’YA FIRSAT VERMESİN
Gümüşhaneli Ahmet Ziyaüddün Hazretleri, bu eseri yazan zât. İstanbul Valiliği’nin olduğu yere medrese kurmuş. Kendisi gibi, bizim atalarımız gibi, sünnete bağlı 118 âlim yetiştirmiş. Ve o âlimler Türkiye'yi de düzeltmiş. İslam âlemini de düzeltmiş. Bunu da bana Hasan Basri Çantay hocam söylemişti. Şimdi de elhamdülillah onlardan kalan ilimle irfanla Mevlit Kandili gibi mübarek gecelerde camiler dolup taşıyor değil mi? Elhamdülillah böyle atalarımızın güzelliğine kavuşursak ‘Kanuni’ oluruz, dünyaya emrederiz. Fatih oluruz, İstanbul’u fethederiz. Öyle işte bunu engellemek için çok çalışıyorlar. Avrupa, Amerika, PKK'yı kuruyor, resmen destekliyor. Ondan sonra başka şeyler yapıyor. Allah onlara fırsat vermesin inşallah. Peygamber’in sünnetlerine uymak ne güzel. Mehmetçik Çanakkale'de kazandı zaferi, tek tüfekle savaşmasına rağmen, ne için savaşıyor? Şehit olmak için değil mi? Cennet için. Peygamberimiz buyurdu ki “Şehitlik ilahi kelimetullah için olması lazım”. Ben cennete gitmek için, şehit olmak için savaşıyorum dese de niyet bozulmaz. Yani o yerine geçer ama savaş meşhur olmak, terfi etmek niyetiyle yapılmamalı. Bu en kıymetli şey olmaz. En güzel ölüm olmaz. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) buna dikkat çekiyor.
İÇKİYİ BIRAKTI, NAMAZA BAŞLADI
Ben bir hoca çocuğuyum. Babam rahmetli büyük icazet almış. Emin Saraç Hoca, babamın icazetini görünce, “Bu müthiş bir icazet. Muhteşem. Bunu bana ver” dedi. Yok dedim, hocam bu icazeti sana vermem dedim. Çanakkale'ye İstiklal Harbi’ne babamı almamışlar. “Hoca sen vaaz et halka, askerden kaçmasınlar” demişler. Onun için almamışlar. Babam çok üzülmüş. Ölürken demiş ki “Üzülüyorum askere almadılar beni” diye. Annem rahmetli bana bunu anlattı. Ben de askerlik zamanım gelince topçu okuluna düştüm, çok çalıştım, okul birincisi oldum, namazını kılan abdestini alan tek kişi benim. Okul birincisi oldum. Dediler ki sen birinci oldun, istediğin yeri seç. Ben kabul etmedim. Vatanın her tarafı mukaddestir, nereye çıkarsa nasibime orayı kabul ederim. Böyle sarhoş hiç namaz kılmayan İstanbul zengin çocuklar filan vardı. Şimdi ben öğle namazını kıldım. Sakin sakin dua ettim. Hayırlısını nasip et ya Rabbi dedim, bir çektim İzmir çıktı. Böyle çıkınca o İstanbullu zengin çocuğu demiş ki, “Allah'ım bana da İstanbul'u çıkarırsan içkiyi bırakacağım. Namaza başlayacağım” demiş. Bir çekti ki İstanbul. Sonra kura bitti, geldi yanıma, ağlıyor hıçkıra hıçkıra. Ne oldu Abdurrahman diyorum. Konuşamıyor, o kadar heyecanlı ağlıyor ki. Anlat işte dedim. “Bundan sonra namazımı kılacağım, içkiyi de bırakacağım” dedi.
SABAHA KADAR BABAM ADINA NÖBET TUTTUM
İzmir'e gittim ben. Babamın durumunu biliyorum ya askere almamışlar. Yedek subaydım. Nöbet bana geldi mi herkes gitsin yatağına diyorum. Sabaha kadar babam adına nöbet tutuyorum. Uyumuyorum, hiç uyumuyorum. Paşa bunu duymuş. Beni tuttu, komutan yaptı. Ötekileri başka yere nakletti. Şimdi ben hocamdan Mehmet Zahid Kotku Hazretleri’nden bunu okudum. Bu hadisi biliyorum. Topladım askerlerimi. Oğlum dedim, “Askerlik yapmak dini korumaktır, canı korumaktır, malı korumaktır, vatanı korumaktır. Eğer bu maksatlarla askerlik yaparsanız Çanakkale'de savaşan Mehmetçik gibi sevap kazanırsınız.” Bizim asker Müslüman tabii, bu sözlerden etkilendiler, inandılar, bomba gibi oldular. Benim askerlerle katıldığımız yarışlarda birinci olduk. Çok sayıda takdir aldık…
***