Yaşadığımız şu dünyanın bin türlü hâli var. Bundandır ki insan hâlden hâle girer. Kendisiyle ve yaşananlarla yoğrulur. Hakikat içinde olanların derdi ise çok daha yoğundur. Her hâl ve durumda kendisiyle baş başa kaldığında acılarla yaşar. Onsuz bir hayat düşünülemez. İnsanın olduğu yerde ne dertler biter ne de kaygılar. Kendisine yükümlenen insan olma bilincini gerektirir. Bu, hemen her şey ve durumdan sorumlu olmayı gerektirir.

İnsan olarak kalmak için dert sahibi olma âdeta bir zorunluluk. Derdiniz var ise insansınız. İnsan iseniz derdiniz var demektir. Dertsizlik, tasasızlık boş olma, boş vermişlik, kayıtsızlık insanî değil. Âşık iseniz dertlisiniz, dertliyseniz âşıksınız. Âşıksız ise dertsizliktir.

Zamanlar insanın sınandığı süreçlerdir. Her süreç, yeni şeylerle karşılaştırır. Bunların üstesinden gelme, hayatı daha değerli ve anlamlı kılar. İnsan olma bilincinin bir sonucudur. İnsanla birlikte olma ve insanca yaşama.

Şu vahşi zamanın insanlarıyla bir arada yaşama elbette ağır bir yük. İnsanın en değersiz kılındığı bir süreç. Bu da insanın kendisini ve hakikatini ihmalinden kaynaklanıyor. Her dönemin firavunları var. Geçmişte vardı, bundan sonra da olacak. Doyumsuz olan, hırsıyla, sınır tanımazlığıyla insanları ezenlerin de bir dünyası. Yani bir anlamda şeytanların da dünyası. Onlarsız olmayan bir dünya.

Dert sahibi olanlar için bitmez tükenmez bir alan. İnsanlığı bu durumdan kurtarma ve insanı insan olma erdemine yeniden kavuşturma çabası başlı başına bir dert. Bitmez tükenmez bir alan. İster bireysel ister toplumsal olsun, onlarla olmak, hâllenmek, acı çekmek, acılara ortak olmak insanı daha bir güçlendirir.

İnsan ne yollardan, badirelerden geçiyor, ne tür sıkıntılarla yüzleşiyor ve yaşıyor. Bunları deneyimleridir. Bir deyimimiz var “Düşmez kalkmaz bir Allah”. İnsan, düşen kalkan ve hayatını sürdüren bir varlık.

Belli dönemleri olur, bunlar kimi zaman rahattır, sıkıntısızdır. Bu böyle sürecek anlamına gelmiyor. Anlık bir durum çok şeyi değiştirir.

İnsan, insanla ilgilendiği sürece dert sahibidir. İnsan olarak yaşadığı her an için bir hesabının olduğunu bilir, bilmelidir. Günlerin ve zamanın hızlı akışında gözleri etrafında olan. Gözlemleyen, gören ve düşünenler için dertler bitmez.

Yüreğinizi bir dert, bir tasa yakmıyor, sizi huzursuz etmiyorsa bilin ki insan olmaktan çıkmışsınız. İnsana zulmedenlerin bir unsuru olursunuz.

Elbette ki dertlerin alanları farklı da olabilir. Dünyanın telaşı bitmez, istekleri nefsin arzularına göre ise doyum olmaz. Edindikçe dahasını edinmek için çırpınır. Olsa hemen bütün firavunların ne sarayları oldu, nasıl güçlü saltanata sahip idiler. Hepsi göçüp gitti bu dünyadan. Karanlık ruhları benzerlerinde devam ediyor. O tür insanlar sürekli savrulma hâlindedirler. Değişkendirler. Hâlden hâle girerler. Bu değişim ve dönüşümleri kendilerince hüner bilirler. O hayatı olduğu gibi sürdürürler. Zamanlarının karanlık ruhlularıdırlar. Onlar şeytanların biricik yoldaşıdırlar. Dünyayı kendi benleri etrafında bilirler.

Ey insan, sen sokaktaki dilenciden, meczuptan, kötü yola düşmüşten, yanlış yol üzerinde olandan da sorumlusun.

Yunus’un dertlenişiyle biz de dertlenelim. “Dolap niçin inilersin / Derdim vardır inilerim / Ben Mevla'ya âşık oldum / Anın için inilerim // Benim adım dertli dolap / Suyum akar yalap yalap / Böyle emreylemiş Çalap. / Anın için inilerim // Beni bir dağda buldular/ Kolum kanadım yoldular / Dolaba lâyık gördüler / Anın için inilerim // Ben bir dağın ağacıyım / Ne tatlıyım ne acıyım / Ben Mevlâ'ya duâcıyım /Anın için inilerim // Şiir böyle uzayıp gidiyor. Şiirli bir hayatın bu güzelliğinde olmanın erdemidir insan olmak.

Bir aşk dilidir bu. İnsanı mecnun eder çöllere, meczup eder kentlere düşürür. Bizim derdimiz de insan olma derdidir. Bizden olanlar beri gelsin.