Osman Yıldız ve abisi Mehmet Yıldız… Aslen, Sivas/ Hafikliler...

Beyoğlu, Piyalepaşa Mah. Stad sok. No. 20’de oturuyorlar. 

Daha doğrusu oturuyorlardı!

Beyoğlu Belediyesi’nden ekipler gelerek, iki kardeşten binayı derhal boşaltmaları gerektiğini belirttiler, 15 işçinin ekmek yediği sarı torna imalathanesini de mühürlediler. 

Gerekçe, bu bölgenin “kentsel dönüşüm” kapsamında bulunması. 

İşin en ilginç yanı bence şurada; Yıldız ailesinin ifadesine göre, Beyoğlu Belediyesi’nden gelen görevliler,  “Cumhurbaşkanımızın da bu kamulaştırmadan haberi var… Bu projeyi Cumhurbaşkanımız da destekliyor.” demeleri…

Aile ise, “Sayın Cumhurbaşkanımız bu bölgenin insanı. Bu gerçeklerden, bu mağduriyetimizden haberi olsun lütfen! Biz Tayyip beyin, bu bölge hakkında yeteri kadar bilgisinin olmasını istiyoruz...” diyor. 

***

Biraz daha ayrıntı vermek gerekirse… Beyoğlu Piyalepaşa Mahallesi Stad sokakta 3 daire 4 dükkana, belediye tarafından değerinin çok altında, 350 bin TL’lik bir bedel belirlenmiş. 

Bunun üzerine Yıldız ailesi belediyeyi mahkemeye verdi. Akabinde aile mahkemeyi de kazandı. 

Ve yıkım kararı durdu. 

Belediye bu karara itiraz etti. Bu kez mahkemeden tam tersi bir karar çıktı.  Yıkım sürecine “devam” denildi.  

Ama aile yılmadı, bu kez de bir üst mahkemeye gitti. 

Fakat Beyoğlu Belediyesi, bu üst mahkemenin kararını beklemeden dükkanı mühürledi. 

Yarına kadar da (24 Ocak 2017-Salı) binayı boşaltmaları için süre verdi. 

***

Osman ve Mehmet Yıldız kardeşler şunları ifade etti; 

“İş yapamaz olduk. Israrla yıkacağız diyorlar. Anlaşma yoluna gitmiyorlar. Ne dersek ona razı olacaksınız diyorlar. Sürekli baskınlar yapıp bu süre zarfında ailemizin psikolojisini bozdular. 

Burası depremden hasarı olan bir yer değil. Öyle bir belge de yok. Burası tapu tahsisli bir yer. Bina 2002 yılında bitti. Belediyenin yıkma sebebi burayı kentsel dönüşümde temsili ev ve ofis yapıp kentsel dönüşüm bittiğinde de yeşil alan yapmak. Böyle söylediler bize. 

Bizim evin bulunduğu yerin 200 metre karşısında Piyalepaşa konutları yapılıyor ve 1+1 daire konutlarının satış fiyatı 1.250 milyon TL. 2+1 konut fiyatları ise 1.5 milyon TL. Buradaki rantı varın siz düşünün…”

Beni Sivas’tan arayan, Yıldız ailesinin akrabası Nuh Aslan da, benzer düşünceleri paylaştı ve uzun uzun bu mağduriyeti anlattı. Sahi, Beyoğlu Belediyesi’nde neler oluyor?

SINAV ÜCRETLERİ ÇOK PAHALI!

Adnan abi selamünaleyküm. Bu yıl üniversite sınavına gireceğim. Sınav ücretleri açıklanınca şoka girdim. YGS 60 TL, LYS sınav başına 40 TL. Ve LYS den en az iki sınava girmek gerekiyor. Bu sınavlarda bize verilenler ise incecik bir kitapçık, bir optik ve bir kalemlik. 

ÖSYM’nin tek gelir kaynağı bizden aldığı bu sınav ücretleriymiş. Sonra bu ülkede eğitim neden gelişmiyor, deniliyor. Gelişmemesi gayet doğal. Zaten okumaya en fazla ihtiyacı olan ve istekli olanlar, durumu olmayan ailelerin çocukları. 

Ayrıca sadece sınav ücretleriyle kalsa yine iyi. 

Bir de aldığımız yardımcı kaynaklar var. Maalesef okumak bile çok pahalı. Bu işin sonu nereye varacak merak ediyorum. (ZEYNEP BAYRAK)

Hepsi referanslı! Peki, ama nasıl olacak?

Büyük bir ilimizde Devlet Hastanesi yapıldı. 65 işçinin istihdam edileceği hastaneye kaç kişi müracaat etti, biliyor musunuz? Tamı tamına 5 bin kişi. (yazıyla beş bin)

Haliyle iktidar partisinin yöneticileri çok zor durumda kaldılar!

Neden mi? Bu 5 bin kişinin her birinin ellerinde kapı gibi ‘referans’ları vardı. Hele hele 700 kişinin ellerindeki referanslar “geri çevrilemeyecek!” isimlerdi;  Bakan, bakan yardımcısı, milletvekili, genel müdür, başkan, müsteşar, il başkanı, belediye başkanı…  “Kapı gibi referanslar” böyle uzayıp gidiyordu…

Bu durum karşısında iyice sıkıştı, il yönetimi… “Hay Allah şimdi ne yapacağız?” diye kara kara düşünmeye başladılar!  Kolay değildi elbette; 5 bin kişi arasından 65 kişinin işe alınması deveye hendek atlatmaktan çok daha zordu! En sonunda “kur’a” ile eleman almaya karar verdiler. 

“Referanslı” 5 bin kişi arasından 65 şanslı kişi kur’a ile işe alındı. 

Peki, tartışma bitti mi?

MİLLETVEKİLİNİN GÖZYAŞLARI…

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) milletvekili Saffet Sancaklı’nın eşi Hülya Sancaklı geçtiğimiz günlerde intihar girişiminde bulundu. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı ve hemen ameliyata alındı. 

Son derece acı verici bir durum…

Anayasa değişiklik teklifi oylamasının son gününde Saffet Sancaklı, TBMM kürsüsünden şu ifadeleri kullandı: 

* “Bu gece Meclis tatile giriyor, hepinize teşekkür etmek istedim. Bütün parti grupları hangi görüşe, hangi dile sahip olursa olsun binlerce telefon aldım. Büyük kısmına cevap veremedim. Hepiniz destek oldunuz. Hepinize teşekkür etmek istedim.”

* “Bu olay çok ağır geldi bana. Allah kimseye vermesin. 6 günü geçtik, 7. güne girdik. Dua ediyoruz hepinizin de dua etmesini bekliyorum. Sevdikleriniz de dua etsin.”

* “İnşallah gözünü açacak. Hiç bir parti ayrımı yapmadan teşekkür ediyorum. Bana destek oldunuz destek olmaya da devam ediyorsunuz.”

***

Gerçekten zor bir durum… Ateş düştüğü yeri yakıyor. Saffet Sancaklı ve ailesine buradan büyük geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Allah (C.C.) şifalar versin…

GAZETEM PUSULAMDIR

“Millî Gazete yayın hayatına atılmadan 15 gün önce, İstanbul’dan bir mektup aldım. “Millî Gazete adı altında bir gazete çıkaracağız, seni de Urfa temsilcisi seçtik. Kabul ediyorsan iki resim, sabıka kaydı, ikametgâh ilmühaberi, hüviyet fotokopisi gönder...” diye.

Beni nereden tanımışlar, nasıl tespit etmişler bilmiyorum. Ben, merhum Hocamız Erbakan’ın tespitidir diye düşünüyorum.

Derhal istenenleri gönderdim.

Artık, Millî Gazete’nin temsilcisiydim.

O günlerde Şanlıurfa’nın nüfusu, bugünkünün dörtte biri kadardı, buna rağmen günde 500 gazete satıyordum. Her gün 50 tane gazeteyi berberlere ve doktorların yazıhanelerine, bırakıyordum. Millî Gazete’den dolayı dünyevî ve uhrevî çok kârım oldu. 

Çıktığı günden beri okuyorum, okutuyorum, gazetem pusulamdır.

Kısa bir ara Millî Gazete alamadım, o sırada muhterem merhum Hocam rüyama girdi, gazete alıp almadığımı sordu. “Yok” deyince beni azarladı, çok sinirlendi. Uyanır uyanmaz aboneliğimi yeniledim.

Her okuyucunun, berberini gazeteye abone etmesini, olmazsa, gazetesini bir berbere bırakmasını tavsiye ederim.

Millî Gazete ateştir, ham’ı pişirir. 

Millî Gazete’ye verilen para, sadaka hanesine yazılır. Sayısız nice 45 yıllara… Saygılar… (Mahmut APAYDIN)