KÖRFEZ Savaşı patlak verdiğinde, bir Amerikalı yetkili,

Bu bir Haçlı seferidir dedi. Ona, sus ne yapıyorsun, Müslümanları

uyandıracaksın! denildi, bir daha o lafı etmedi. İtalya Başbakanı da aynı sözü

söyledi. O da îkaz edilmiş olacak ki bir daha o sözü tekrar etmedi.

Yaklaşık yüz yıldır Müslümanları o hale getirdiler ki, bu

açık ifadeleri bile anlayamadılar. Olup bitenlere saf saf baktılar. Onlar da

oyunlarını rahatça tezgâhladı. Avcılar bilir, asıl avı yakalamak için bir

yem salınır. Bu ya bir tavşan olur, ya bir keklik. Peşinden avcılar av

sahasına dalar ve hedeflerini birer birer avlamaya başlarlar.  11 Eylül hâdisesinden sonra olanları şöyle

bir düşününüz: Amerika da iki bina yıkıldı. Ardından 20 İslâm ülkesi alenî veya

örtülü işgâl edildi. Yüz binlerce hâne harap oldu. Milyonlarca Müslüman

öldürüldü, milyonlarca Müslüman muhacir durumuna düşürüldü. Kendi elleriyle

kurdukları rejimlerin başlarındaki diktatörlerle paylaştıkları petrol ve

doğalgaz gelirlerinin tamamına el koymak için harekete geçtiler. Libya nın yüz

milyar dolarına ve 150 ton altınına el koydular. Daha doğrusu gasp ettiler.

Petrol zengini bir ülkeden 500 milyar dolar alarak iflastan kurtuldular. Daha

sonra yeni avlar için yeni yemler saldılar. Işid (deaş, ya da her ne karın

ağrısı ise) dediler. Suriye ye daldılar. Amerika, Rusya, Fransa, İngiltere,

Almanya, Çin Aklınıza kim gelirse, geldi. Hem de savaş uçaklarıyla, savaş

gemileriyle, on binlerce bombalarıyla Bunlar yetmedi, asırlardır devamlı İslâm

birliğine karşı kullanılan ve tarihi boyunca hiçbir zaman kâfirlere kılıç

çekmemiş İran da onların safında yer aldı. Ne hikmetse Işid e bir şey

yapılmıyordu. Bombalanan hep mazlum Müslümanlardı. En son Bayır-Bucak

Türkmenleri hedef alındı.

Bütün bu olup bitenler karşısında Müslümanlar şu soruyu

sormuyor: Bunların asıl hedefi ne Ne yapmak istiyorlar Müslümanlar hâlâ bu

soruyu sormasa da, uyu uyu yat uyu! politikasının tesiriyle hâlâ uyumaya

devam etseler de onlar niyetlerini net bir şekilde ortaya koyuyorlar. Bakınız,

Güney Kıbrıs Rum lideri II. Hrisostomos. Rusya Dışişleri Bakanı Sergei

Lavrov la görüşmesinin ardından ne diyor (Lütfen dikkatle okuyunuz):  Lavrov a Ortadoğu nun özgün sâkinlerinin biz

Hıristiyanlar olduğunu izah ettim. Hem milli davamıza ezelden beridir destek

verdikleri, hem de Ortadoğu Hıristiyanlarının ata toprağında kalmasını

savundukları için kendisine teşekkür etme fırsatı bulduk. Ortadoğu da gerçek

sakinlerin göç edip azınlıkların kalmasına müsaade edilemez. Araplar bizden

sonra, 7. yüzyılda geldiler. Bu satırları tekrar tekrar okuyunuz. İşte

Ortadoğu da domuz topu şeklinde bir araya gelen Haçlı sürülerinin asıl niyeti

bu. Onların en büyük hedefi de bizim ülkemiz. Demir leblebi olarak gördükleri

bu ülkeyi düşürmek için dört bir yanından kuşatma altına almaya çalışıyorlar.

Onlara göre bu ülke düşünce, başta Suûdi Arabistan ve Körfez ülkeleri olmak

üzere bütün İslâm ülkelerini ele geçirmek çocuk oyuncağı

Yıllardır Filistin in adım adım işgâl edilmesine,

Filistinlilerin topraklarından göç ettirilmesine, Çeçenistan, Irak ve Suriye de

olup bitenlere ve o toprakların Müslümanlardan arındırılmasına, ülkemizin

Doğusu nun boşaltılmasına bir de bu zâviyeden bakın.

Biz Müslümanlar, tarihimizi, ecdâdımızı unutsak da onlar

kıçlarındaki tekme izinin acısını unutmuyor. 1400 senenin hesabını yapıyorlar.

Elhamdülillah Müslümanım! diyen herkese buradan

seslenmek istiyorum: Lütfen gözünüzü açın. Şunu bilin ki bizim Allahu

Azimüşşan dan ve hakiki Müslümanlardan başka dostumuz yok. Hak ve bâtıl

mücâdelesi devam ediyor. Bu mücâdelenin de gâlibi baştan belli: Lâ gâlibe,

İllallah Öyleyse biz tarafımızı seçelim