Yarım asır boyunca Türkiye’de ekonomik ve sosyal hayatın dizaynında birinci derecede etkili olmuş ancak yaklaşık 7-8 sene önce “buharlaşan” bir kurumdan bahsetmek istiyorum; DPT (Devlet Planlama Teşkilatı).
2011 yılları idi… DPT’nin 50. yıl anısına özel bir şirket tarafından bir belgesel hazırlandı... Devlet kasasından o zamanın parasıyla yaklaşık 100 bin TL harcanarak…
Ama altında tam anlamıyla trajikomik bir öykü yatıyordu, bu kasetin...
DPT Belgeseli aslında vardı ama yok gibi bir şeydi…
Nasıl oluyordu da böyle oluyordu!
Buraya dikkat;
Belgesel büyük bir heyecanla tam da kamuoyuna sunulacakken ilginç bir gelişme yaşandı; AK Parti iktidarı Kanun Hükmünde Kararname ile bakanlık yapılarını kökten değiştirdi... Bu arada ülkenin en köklü kurumlarından biri olan Devlet Planlama Teşkilatı da buharlaştı… Bu gelişmenin ardından, DPT’den sorumlu olan Bakan Cevdet Yılmaz ve kurmayları, "Yanlış algılanır" gerekçesi ile bu belgeselin “yok hükmünde” olmasını kararlaştırdı.
***
DPT’nin görevlerinden biri de, maliye, para, dış ticaret ve kambiyo politikalarının kalkınma planı ve yıllık programların hedeflerine uyum içinde uygulanması konusunda hükümete danışmanlık yapmaktı. Özel sektör ve yabancı sermaye faaliyetlerinin plan hedef ve amaçlarına uygun bir şekilde yürütülmesini düzenleyecek teşvik ve yönlendirme politikalarının genel çerçevesini hazırlamak ve hükümete teklif etmekti.
DPT’yi sistemden çıkarmak doğru bir karar mıydı, acaba?

KEŞKE… KEŞKE… KEŞKE…
Bütün bunları neden anlattım?
Biliyorsunuz, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, “Yeni program bünyesinde kurulan Maliyet ve Dönüşüm Ofisi için uluslararası yönetim şirketi McKinsey ile çalışmaya karar verdik. 16 bakanlıktan temsilcilerin bulunduğu bu ofis, tüm hedeflerimizi ve sonuçlarımızı her çeyrekte kontrol edecek” açıklamasında bulundu.
Buradan yola çıkarak şunu söylemek istiyorum;
* Keşke, Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) gibi köklü bir kurum muhafaza edilebilseydi?
* Keşke, DPT’yi muhafaza etmenin ve “planlama”nın yanı sıra, “denetim” ve “strateji” alanlarında da ülkeye/ülkelere yön veren/verecek kurum ve kuruluşları inşa edebilseydik…
İnanıyorum ki bu kapasite bizde fazlasıyla var…
KRİZ MAHALLİ İDARELERİ NASIL ETKİLİYOR?
Şakir Yücel Karaman…
İstanbul’un en merkezi ilçelerinden Güngören Belediye Başkanı…
AK Parti Milletvekili Süleyman Karaman’ın kardeşi…
Şakir Bey, 3 dönemdir Güngören’de belediye başkanı.

Bir gurup gazeteciyle (ERGAB-Erzincanlı Gazeteciler Derneği) birlikte hasbihal ettik, geçen gün…
En güncel konu olduğu için “ekonomik kriz” konusunda ne düşündüğünü, bundan da ziyade krizin mahalli idareleri ve hizmetlerini ne kadar etkileyip etkilemediğini merak ettim.
Çok çarpıcı iki örnek verdi;
“Belediye için kiralanan gayrimenkullerin kiralarını dolardan TL’ye çevirmek için harekete geçtik. Ama önümüze öyle engeller konulmaya çalışıldı ki… Adam mesela doları 9 TL’den gösterip ona göre kirayı düzenlemek istiyor! Biz itiraz edince de şunu söylüyor; ‘Peki, ama dolar yarın sabah 10 TL’yi bulunca ben ne yapacağım?’ Neyse, sonunda oradan bir gayrimenkul sahibi, ‘Ben 5 TL’den yapıyorum…’ dedi diğerleri de bunu kabul etmek durumunda kaldı…
Bir başka yaşadığımız olay da şudur; beton ihtiyacı oldu. Firma sahipleri ile her zaman olduğu gibi görüşmeler yaptık, fiyat aldık. Her zaman verdikleri fiyatın çok çok üzerinde bir fiyat verdiler. ‘Bu nedir?’ deyince de, ‘Ekonomik kriz’i gerekçe olarak gösterdiler. Peki; ben ne yaptım? ‘Almıyorum bu fiyattan!’ dedim. Betonu kamuya satmayacaklar da kime satacaklar? En büyük alıcı biziz…”
Şakir Bey, ‘Acil olmayan yatırımların durdurulması için kendilerine yazı geldiğini’ hatırlattı, bu çerçevede.
Karaman’ın, ‘Fırsatçıları’ ifade etmek için dile getirdiği bir anısı da çarpıcıydı, esasen. Şunları anlattı;
“Çocukluğumdan çok iyi hatırlıyorum; deterjan almaya gittiğimde mahalle bakkalımız biri eski biri yeni iki torba göstererek, ‘Bak bu ikisi de aynı mal. Şu eski fiyattan aldığım için şu kadar (daha düşük fiyattan), şu çuval da yeni fiyattan aldığım için biraz daha yüksek fiyattan…’ derdi. Şimdi bazıları diyor ki, sattığım fiyattan nasıl mal alıp yerine koyacağım! Olur mu öyle şey! Ne kadara aldıysan üzerine makul kâr oranı koyar satarsın. Yenisini de hangi fiyata aldıysan ona göre bir fiyat belirlersin… Bizde son dönemde maalesef ticaret ahlakı çok doğru işlemiyor…”
***
Şu kadarını söyleyeyim, Şakir Bey muhabbet bir adam. Ama 3 dönemdir görev yaptığı Güngörenliler hizmetlerinden ne kadar memnun? Bu da belki bir başka yazı konusu…
BAHÇELİ’NİN BU CÜMLELERİNE DİKKAT!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli şunları söyledi;
* “MHP hiç kimseye, hiçbir çevreye muhtaç ve mecbur değildir.”
* “Birinci partiyiz her yerde aday çıkaracağız, sözlerine ihtiyaç yoktur.”
* “Muhabbet edeceksek ederiz ama resmi görüşmeleri saptırmanın amacı yoktur.”
* "(Af teklifi) Kanun teklifimizle ilgili gelişmeler ve alınan tutumlar Cumhur İttifakı'ndan bağımsızdır. İttifak başka, teklifimiz başkadır.”
***
Oldukça dikkat çeken cümleler değil mi bunlar, sizce de!
Soru şudur; Bahçeli bu cümleleri kime ve neden sarf etti?
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
* İLKE (İlim Kültür Eğitim Derneği) tarafından, “Geleceğin Türkiye’sinde Eğitim” adıyla gerçekleştirilen projenin, 1 Ekim 2018’de (bugün), 10:00-13:00 saatleri arasında, Şişli Grand Cevahir Otel’de tanıtılacağını, toplantıya Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk’un da katılacağını, biliyor musunuz?