Sorunsuz ülke yoktur. Her dağın kendine göre karı vardır. Meseleye kişi bazında baktığımızda da sorunsuz insan yok demek yanlış olmaz. Çünkü hayat ülkeler ve insanlar için ne hep çıkış ne de hep inişten ibarettir. Kısacası hayat iniş ve çıkışlarla doludur. Önemli olan çıkışları aşacak gücümüzü yitirmeyelim. Bu gücü yitirmemenin yolu da toplumsal dayanışmadan, sıkıntıları paylaşabilmekten geçiyor. Meseleye ülke bazında baktığımızda ise toplumsal dayanışma çok daha önem kazanıyor. Fert planındaki sıkıntıları aşmada yakın çevrenin paylaşımı eskiden büyük önem taşıyordu. Ne var ki, giderek bu dayanışma zayıflamaya başladı. Geçmişte insanlar geniş aile bağları ile birbirine bağlı ve paylaşımcı iken şimdilerde giderek aile küçüldü, çekirdek tabir edilen anne, baba ve çocuktan ibret hale geldi. Aile içinde ortaya çıkan problemleri aile reisinin tek başına aşması mecburiyeti ortaya çıktı. Kısacası, aile bağları zayıfladıkça özellikle çocuklar toplumun içinde tek başlarına yaşar, bunun sonucu olarak da her türlü tehlikeye açık hale geldiler. Çoğu zaman çocuklar aileleri ile oturup sohbet edemez hale geldiler.
Esas üzerinde durmak istediğim konu toplumda uyuşturucu belasının her geçen yıl daha da yaygınlık kazanması ve bunun resmi raporlarda yer alıyor olması. Emniyet güçlerimizin uyuşturucu tacirleri ile yoğun bir mücadele yürüttüğünü biliyoruz. Öyle olmasa operasyonlarda tonlarca uyuşturucu yakalanabilir miydi? Emniyet mücadelesini yürütüyor ama bataklık kurutulamadığı için olsa gerek sivrisinekler her geçen gün daha fazla çoğalıyor. Bu çoğalmada uyuşturucu tacirlerine verilen cezaların caydırıcı olup olmadığının payı nedir bilemem ama bu konu üzerinde de durulması gerektiğini düşünüyorum. Üzerinde önemle durulması gereken bir başka husus ise uyuşturucu tacirlerinin hedefinde giderek çocukların yerinin artıyor olması. Dikkat ederseniz gençlerin demiyorum, çocukların diyorum. Çünkü uyuşturucu kullanma yaşının ilkokul çağlarına kadar indiği resmi raporlarda yer alıyor.
Toplumumuzda aile yapısının geriye dönmesinin, yani büyük anne ve büyük babanın da dâhil olduğu geniş aile yapısına dönülmesinin mümkün olmadığını biliyorum. Bu dönüş mümkün olmadığına göre yeni duruma göre özellikle gençleri bir takım saldırılardan koruyucu tedbirlerin gecikilmeden alınması gerekiyor. Bu tedbirler neler olabilir? Bu sorunun cevabının doğru verilmesi için ciddi araştırmaya ihtiyaç vardır. Ancak, çocuk ve gençlerimizi belli bir gözetim altında meşgul edecek alanların oluşturulması gerekiyor. Çünkü sokakta tek başına kalmış olan bir yavrumuz kendini birkaç saldırıdan korusa bile bir başkasından koruyamayabilir. Sonuçta arkadaş ısrarı ile ‘bir kereden bir şey olmaz’ diyerek denenen bir yanlış o yavrumuzun hayatını kaydırabilir. Yani, çocuklarımızı evde ve sokakta tek başına kalmaktan kurtarırken, özellikle uyuşturucu tacirleri ağır cezalara çarptırılmalıdır. Bu arada çocuklarımızı kötü alışkanlıklara iten manevi eksikliğin de doldurulması gerekiyor. Biliyoruz ki, suçları önlemek için herkesin peşine bir polis takmak mümkün değildir. Kalplere yerleştirilecek bir polis çok daha etkili olacaktır.
Sözü uzatmadan dikkat çekmeye çalıştığım uyuşturucu kullanma salgını ile ilgili medyaya yansıyan emniyetin 2018 Uyuşturucu Raporu’nda yer alan bilgiden sadece bonzai kullanmadaki artış ile ilgili rakamları vermek istiyorum. Raporda Türkiye’de iki yılda bonzaiden tutuklu sayısının15 binden 34 bine çıktığı, ele geçirilen bonzai miktarının ise 455 kilodan 958 kiloya yükseldiği belirtiliyor.
Son söz olarak bu rakamlar ortada iken getirilen af teklifinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini hatırlatmak istiyorum.