Soru:
“Hocam eğer zahmet olmazsa;
Doktorlar, hemşireler, askerler, polisler ve bütün personelimizi teşvik ve moralize edecek düşünce, tespit, hikâye vs. katkılarınızı lütfederseniz çok makbule geçecek.”
Cevap:
Rızk ve Ecel Değişmez
Annemizi, babamızı, doğum yerimizi, göz rengimizi, boyumuzu, seçme yetkimiz olmadığı gibi rızkımızdan fazlasını elde etme yetkimiz de imkânımız da yok.
Neden beni filan ülkede yaratmadı? Sorusunu yüz yıl tartışsanız faydası yok.
Neden benim boyum şu kadar santim olmadı? Demek, boyu uzatmaz da kısaltmaz da.
Bu boyda, bu gözden, bu candan, bu tenten, bu akıldan sorumlusun.
Ecel takdir edildiği gibi (A’raf süresi ayet 7/34),
Rızk da taksim edilmiştir. (Zuhruf süresi ayet 43/32)
Biz, bize neyin takdir edildiğini ve nerede olduğunu bilmediğimizden, rızkımızı helal yollardan aramak zorundayız.
Bu arayışta onu elde etmeden önce bilmiyordunuz.
Birçok yere iş için başvurusunda bulundunuz ve şimdilik rızkınız burada olduğu için buradasınız.
Biz rızkımızı aramakla görevliyiz ve helal rızk peşinde koşarken attığımız her adımın da sevap olduğuna inanırız.
Biz, ecelimizin ne zaman geleceğini bilmediğimizden ten ve canımızı sıhhatli kılmaya, tehlikelerden korumaya çalışacağız ve Allah’ın bize emanet ettiği bu canı gözümüz gibi koruyacağız.
Savaşa gitmekle ölünmez, evde kalmakla ölümden kurtulunmaz.
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا لَا تَكُونُوا كَالَّذِينَ كَفَرُوا وَقَالُوا لِإِخْوَانِهِمْ إِذَا ضَرَبُوا فِي الْأَرْضِ أَوْ كَانُوا غُزًّى لَوْ كَانُوا عِنْدَنَا مَا مَاتُوا وَمَا قُتِلُوا لِيَجْعَلَ اللَّهُ ذَلِكَ حَسْرَةً فِي قُلُوبِهِمْ وَاللَّهُ يُحْيِي وَيُمِيتُ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
“Ey iman edenler, yeryüzünde dolaşırken veya harbe giden kardeşleri hakkında; "Eğer bizim yanımızda olsalardı ölmezler ve öldürülmezlerdi" diyen kâfirler gibi olmayın. Allah bunu onların kalplerine hasret olsun için yaptı. Allah diriltir ve öldürür. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görür.”
(Al-i Imran süresi ayet 3/156)
Ecel gelince kurşungeçirmez arabanın içinde kalpten veya beyin kanamasından gidebilir.
Ecel gelmeyince, Halit bin Velid gibi, bütün harplerde en ön safta savaşmasına, vücudunda el kadar sağlam deri kalmamasına rağmen, harp meydanında değil, evinde yatağında vefat edebilir. (R.A.)
Asker ve polislerimizden hareket edersek, silahlı çatışmada ölenlerimizle, evinde veya büroda görev başında ölenlerin sayısı ile, hastanede ölenlerin sayısı hemen hemen birbirine yakındır ama büroda, hastanede, evinde ölenler, haber olmadıklarından dikkat çekmezler.
Anlatıldığına göre bir deniz seferi esnasında yeni evlenen bir subay, hasta raporu alarak sefere katılmaz.
Bir hafta sonra Boğaz’da eşiyle beraber sandal sefası sürerken bardaktan ağzına aldığı su, dalganın da etkisiyle genzine gider ve havasızlıktan ölür.
Daha sonra sefere giden geminin de battığı ve birçok askerin öldüğü haberi gelir.
Geminin battığı gün ve saat, subayın sandalda bir bardak suda boğulduğu saatle aynıdır.
Siz burada iken ilkokul arkadaşlarınızdan biri, babasının işinde veya kendi işinde çalışırken öldüğü haberini de alıyorsunuz.
Beş altı yıl önce üniversitede Beyin Cerrahi Bölüm Başkanı Profesör, hastanede yapacağı beyin ameliyatı ile hayat kurtarmaya giderken, arabasında beyin kanaması geçirdi ve hastaneye vardığında yapılacak bir şey kalmamıştı.
Bu haftanın haberlerinden birinde, kız kardeşini hastaneye ulaştıran ağabeyinin kalbi durur ve hastanede o gencecik delikanlı ölür.
“Ecel gelmezse kimse kimseyi öldüremez” diyerek tren yolundan gelen trene karşı yürünmez.
Yürürse intihara teşebbüs günahını işler, ölürse intihar günahını işler.
Kaldırımda gitmek, güvenlik ve trafik tedbirlerini almak, Allah’ın emaneti olan bu can ve teni korumaktır ve sevaptır.
Biz, rızkımıza helal yollardan kavuşmak için çalışmamızı dinimizin istediği şekilde yapacağız geri kalanı Allah’a bırakacağız.
Yedi dil bilen profesör, ilkokul mezunu patronunun CEO’su olarak, yüksek maaş alarak hayatına devam ediyor.
Bu CEO, milyar dolarlara kendisi sahip olmak istemez mi?
Biz, can ve tenimizi korumak için bütün tedbirlerimizi aldıktan sonra karşımıza ne çıkarsa razı olacağız, hamd-ü senalara devam edeceğiz, gönlümüzü şükürle süsleyeceğiz, zekât verebilmek için çalışmaya devam edeceğiz.
Zenginliği de, fakirliği de, gençliği de, ihtiyarlığı da, hayatımızı da, ölümümüzü de, Rabbimizin rızasını kazanma yolunda vesile kılacağız.