“Ben yirmi yaşında bir öğrenciyim. Açık öğretim sosyoloji

okuyorum. Sınavlarda olgun yaşta hanımların çoğunlukta olduğunu görüyorum.

Onlarla konuştuğumda çoğunun örtü mağduru olduğunu anlıyorum. Bizler de bu

sıkıntılardan geçtik ama ablalarımızın imtihanları daha da ağırmış. Kendileri

“artık yaşımız geçiyor, sağlığımız bozuldu ama olsun çocuklarımıza söz verdik,

okulu buradan bitireceğiz” diyor ve tebessüm ediyorlar. Okumanın yaşı yoktur

ama, ablalarımızın ihlal edilen hakları ne olacak (Zübeyde M)

Üniversitelerde yaşanan baskı ve dayatmalar neticesinde,

arkadaşlarımızın bir çoğu, okulu bırakarak mücadelelerini dışarıda sürdürdüler.

Çünkü onlara iki seçenek sunuluyordu; ya başlarını açacaklardı ya da okullarını

bırakacaklardı. Allah’ın rızasını her şeyin önünde tutan ve bu şuurla yaşayan

arkadaşlarımızın çoğu okullarını yarıda bırakıp mücadeleye dışarıda devam

ettiler. Bu belki de bir ayrışma noktasıydı, bilemeyiz… Çünkü, o günlerde

başını açıp “okulumu bu şekilde bitirip hizmet edeceğim” diyerek örtülerinden

taviz veren hanımların daha sonra, paranın büyüsüne kapılıp, yaşam tarzlarını

ve duruşlarını tamamen değiştirdiklerine ve verdikleri sözden caydıklarına

şahit olduk. Bizler tavizle bir yere varılamayacağına inandık ve bu inanç üzere

de yaşamaya gayret ettik…

Büyüklerimiz “okumanın yaşı yoktur” derler ama kardeşimizin

de dediği gibi, şu günlerde ilerlemiş yaşına rağmen yarım kalan eğitimlerini

tamamlamaya çalışan hanımları görüyoruz. Bu hanımlar haklarını alırlar mı

alamazlar ya da nasıl alırlar bilemeyiz ama geçmişte yaşananları bir kayıp

olarak değil imtihanın bir parçası olarak görmelidirler. Fakat şu da var ki,

eğitim ve öğrenim hakkından da hiçbir şekilde feragat edemeyiz çünkü bu, inanç

ve düşünce özgürlüğünün de bir parçasıdır.

Dünya denen mekanda acı ile neşe yan yana... Bizler adına

hayat denen bu süreçte çeşitli imtihanlardan geçiyoruz… Yaşadığımız imtihanlar,

uğradığımız haksızlıkları hiçbir zaman meşru göstermez fakat ama iki seçenek

arasında kalmışsak vaat edilen ne olursa olsun bizler Allah’ın rızasına uygun

olanı tercih etmeliyiz.

İyi şeyler bedel ister ve insanlık tarihinde bu bedeli

ödeyenlerin izleri takip edilir. Bedeli canlarıyla ödeyenler olabileceği gibi,

sevilen şeyden mahrum bırakılarak bu kervandaki yerini alanlar da olacaktır. Bu

nedenle kardeşlerimiz bu süreci bir kayıp olarak görmeyip, mücadelenin bir

parçası olarak algılamalıdırlar.