Fransa’nın sömürgecilik ruhu yeniden hortladı…
Bugüne kadar sömürdüğü ve sömürmeye devam ettiği topraklar yetmiyormuş gibi…
Şimdi de Kıbrıs Adası’na çökmek istiyorlar;
Sözde bir anlaşma yapmış bu Fransa denen ülke…
Kiminle?
Güney Kıbrıs Rum Kesimi (GKRY) ile…
Neler varmış bu sözde anlaşmanın muhtevasında?
* Neymiş efendim; Fransız ordusu, belirli şartlar altında doğrudan Güney Kıbrıs'ta askeri birlik bulundurabilecekmiş!
* Neymiş efendim; GKRY'ye ait askeri üsler ve stratejik altyapı tesisleri, Fransız kuvvetlerinin kullanımına sonuna kadar açılacakmış!
* Neymiş efendim; Fransa, Doğu Akdeniz ve kan gölüne dönen Orta Doğu'daki operasyonları için Güney Kıbrıs'ı meşru bir lojistik ve askeri üs olarak kullanabilecekmiş!
* Neymiş efendim; iki yönetim arasında askeri teknoloji transferi yapılacak ve ortak tatbikatlarla gövde gösterisine girişilecekmiş!
Elbette tümü hikâye!
* Asıl amaç, Siyonizm’in ‘Vadedilmiş Topraklar-Arz-ı Mev’ud’ ifsad planına kıyısından köşesinden bir tuğla koymak!
* Asıl amaç, Türkiye’nin 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ile elde ettiği hakları elinden almaya çalışmak, diplomatik yolların dışında şimdi de askeri yollarla sıkıştırmak, pres yapmak!
* Asıl amaç, uzun bir süredir emellerini gizlemeyen ve bu yolda somut adımlar atan ve bir terör organizasyonu olan İsrail denen yapıyı bu İslam topraklarında kalıcı hale getirmek…
* Asıl amaç, Büyük İsrail Projesi’ne (BİP) katkı vermek…
* Asıl amaç, dünyanın en kritik ve stratejik bölgesinde bir askeri üs kurarak Ada’yı emperyalizmin emrine amade kılmak!
* Asıl amaç, elbette ve elbette Fransa’nın sömürü imparatorluğuna bir dilim daha eklemek, eklemlemek…
***
Önceki Genelkurmay Başkanı E. Orgeneral İlker Başbuğ’un şu cümlelerini bir kez daha hatırlatmanın tam zamanıdır;
* “Rahmetli Necmettin Erbakan ve arkadaşları, neredeyse Ada’nın tümünü alma fikrindelerdi. Yani, ‘durmak yok’ düşüncesindeydiler…”
Keşke öyle olsaydı…

AVRUPA'DAN, AMERİKA'DAN BİZE DOST OLMAZ!
Lütfi Yalman…
Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu (YİK) üyesi…
1974’te gerçekleşen Kıbrıs Barış Harekâtı’nda Millî Görüş’ün kararlı tutumunu şu cümlelerle anlatmıştı;
* “Kıbrıs'ta birtakım hareketler başladı. Türk köylerine yönelik saldırılar gerçekleştirildi. Katliamlar yaşandı. Hükümet, olağanüstü toplandı.”
* “Kıbrıs Barış Harekâtı'nın en önemli özelliği ABD ve Avrupa'yı dikkate almadan çıkarmayı yapmamızdır. Çıkarma için oylama yapıldı. CHP'den bazı bakanlar ret, bazıları çekimser, bazıları da kabul oyu kullandı.”
* “Bizim bakanlarımızın tümü evet oyu kullandı. Çoğunluğun kararı evet olunca çıkarma için bakanlar kurulundan onay alındı.”
* “Karar çıkmadan önce Ecevit İngiltere'ye gitti. 'İngiltere ile birlikte çıkarma yapalım' ifadesini kullandı. Erbakan Hoca, 'Boşuna gidiyorsun. İngiltere bunu kabul etmez' dedi. Ecevit, uçağa bindi, gitti.”
* “Erbakan Hoca havaalanında Genelkurmay Başkanı’yla toplantı yaptı. Hoca, 'ABD ve Avrupa Birliği umurumuzda değil, adada bir katliam yaşanıyor ve bunu durduracak olan güç ise biziz, çıkarmayı yapacağız' dedi. Milli Güvenlik Kurulu (MGK) acilen toplandı ve çıkarma kararını Erbakan Hoca bizzat verdi.”
* “Kıbrıs Barış Harekâtı böyle bir dönemde başarıyla sonuçlandırıldı.”
* “Millî Görüş duruşunu Kıbrıs'ta gördük. Suriye'de, Irak'ta gördük. Avrupa'dan, Amerika'dan bize dost olmaz. Kıbrıs'ta NATO'dan ayrı hareket ettik, yeri gelince yine edilir…”

VEYL OLSUN!
Soykırımcı, Siyonist İsrail ordusu, işgal altındaki Batı Şeria'nın El Halil kentinde bulunan Harem-i İbrahim Camisi'ni Kurban Bayramı'nın 3. gününde Müslümanların ibadetine kapattı.
Harem-i İbrahim Camisi sorumlularından Hemmam Ebu Murhiye, işgalci askerlerin camiyi ikinci bir duyuruya kadar kapattığını, cami görevlilerini ve ibadet eden Müslümanları zorla dışarı çıkardığını anlattı.
Veyl olsun!
***
Gittim, gördüm, Harem-i İbrahim Camisi'ni…
25 Şubat 1994'te Baruch Goldstein adlı fanatik bir Yahudi'nin sabah namazını kılan Müslümanlara ateş açması sonucu 29 Filistinli hayatını kaybetmişti.
Bu katliamın ardından cami kapatıldı…
Tekrar açıldığında ise alanın büyük bir kısmı Yahudilerin kullanımına (sinagoga) tahsis edilerek ikiye bölündü.
Cami, sıkı güvenlik önlemleri ve İsrail'in idari kısıtlamaları altında…
Filistinli Müslümanlar ve soykırımcı İsrail makamları arasında bölgedeki kontrol, ibadet saatleri ve tarihi yapının yönetimiyle ilgili statüko tartışmaları sürmekte…
***

Dediğim gibi bu camiyi ve peygamber kabirlerini ziyaret etme imkânımız oldu…
Bundan 7 sene önce kadardı…
Mirasımız Derneği organizasyonunda El Halil’deki bu camiyi de ziyaret ettik…
Kudüs’ten gönderdiğim notlarda bu camiye ilişkin notlarım şunlardı;
* “Filistin'de sanayi yok. El Halil'in üzüm bağları meşhur. Kudüs’ten El Halil'e giderken yol boyu uzanan üzüm bağları dikkat çekiyor.
* El Halil'de yeni Yahudi işgal bölgeleri... Beton mikserleri her yerde... Her yer inşaat. İş makineleri, dozerler... Sen senin olana sahip çıkmazsan, senden olmayan düşman senin olana çöker!
* Batı Şeria'nın nüfusu 5 milyona yakın. Mülteci kampları dikkat çekiyor. Kendi topraklarında, kendi vatanlarında mülteci konumunda Filistinliler.
* Filistinlilerin evi Kudüs'te ama El Halil'de mülteci durumundalar. Son derece çarpıcı bir tablo... İnsanın, "Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa / Yaşasın kefenimin kefili karaborsa!" diyesi geliyor... Üstadın deyimi ile...
* Hz. İbrahim kabri... Müslümanlar Kâbe’nin hemen yakınındaki Hz. İbrahim makamına el sürmek için yarışırken, Hz. İbrahim kabri adeta yalnızları yaşamakta. Müslümanlar bu alanda neden duyarsız sahi? Anlamak zor! Burası adeta peygamberler şehri; Hz. İshak, Hz. Yakup, Hz. Yusuf...
* El Halil şehrindeki Halilürrahman Camii’nin şu andaki durumu şöyle; yarısı cami yarısı sinagog! İsrail askerleri elleri tetikte caminin farklı mekânlarında nöbet tutuyor... Camide 2 yıldır akşam ezanı okunmuyor. Cumartesi günleri de hiç ezan okunmuyor. Gerekçe mi; Yahudilerin rahatsız olması...
* Her zaman açılmıyormuş kapıları; Halilürrahman Camii ziyaretinde Hz. Yusuf’un (A.S.) kabrinde dua etme imkânı bulduk, Elhamdülillah.
* Hz. Musa makamında bulunan tüm saatler durmuş... Neden acaba?”
***
Tekrar edeyim;
Soykırımcı, Siyonist İsrail ordusu, işgal altındaki Batı Şeria'nın El Halil kentinde bulunan Harem-i İbrahim Camisi'ni Kurban Bayramı'nın 3. gününde Müslümanların ibadetine kapattı.
Veyl olsun!