* İhrâma girme
İhrama, niyet etmek ve telbiye getirmek suretiyle girilir.
Niyet, umre yapılacağının kalben belirlenmesi demektir. Yukarıda sayılan
hazırlıklar yapıldıktan sonra:
“ALLAHümme inni
üridül-umrete feyessirha lî vetekabbelha minnî.
ALLAH’ım! Senin rızan için umre yapmak istiyorum. Onu bana
kolay kıl ve benden kabul eyle.” Diyerek umreye niyet ederler. Niyetin dil ile
ifade edilmesi müstehaptır. Niyeti müteakip:
“Lebbeyk. ALLAHümme lebbeyk. Lebbeyke lâ şerike leke
lebbeyk. İnnel-hamde ven-ni’mete leke vel-mülk. Lâ şerike lek.” diye, yüksek
sesle telbiye yaparlar. Hanımlar telbiyede, diğer dua ve zikirlerde seslerini
yükseltmezler.
Umre yapmak isteyen kimse âfâkî ise mîkât sınırlarını
geçmeden, Hill bölgesinde ikamet ediyorsa bulunduğu yerde, Harem bölgesinde
bulunuyorsa Hill bölgesinde meselâ Ten’im’e giderek ihrama girer.
Niyet ve telbiyenin yapılmasıyla, ihrâma girilmiş ve ihrâm
yasakları başlamış olur. Bundan sonra, ihrâmdan çıkıncaya kadar ihrâmlıya yasak
olan fiil ve davranışlardan sakınırlar.
Çok önemli not: Özel durumlarında yani hayız veya nifas
halinde bulunan kadınların da mîkâta geldiklerinde, usûlüne uygun bir şekilde
ihrâma girmeleri gerekir. Sadece ihram namazını kılmazlar. Hayız veya nifas
halinde bulunmak, ihrâma girmeye engel değildir. İhrama girmeden mîkâtı
geçerlerse, ceza kurbanı gerekir.
İşte, usulüne göre ihrâma giren hacı veya umre adayları,
ihrâm yasaklarına riayet ederek, Kâbe’ye varıncaya kadar her fırsatta yüksek
sesle telbiye, tekbir, tesbih, tehlîl ve salavât-ı şerife getirerek yolculuğa
devam eder. Kadınlar telbiye, tekbir, tehlîl ve salavât-ı şerifeyi yüksek sesle
söylemezler.
* Mekke-i Mükerreme’ye giriş
Mekke-i Mükerremeye varıncaya kadar vasıtalara binişte ve
indiği yerde, kafilelerle karşılaştığında, şehirlere girdiğinde, akşam ve
sabah, gece ve gündüz, vasıtada, yürürken, otururken, yatarken, ayakta iken,
inişte, yokuşta, mekan değiştikçe ve farz namazların arkasından her fırsatta
telbiye, tekbir, tehlîl ve salavât-ı şerife yüksek sesle söyleyerek yolculuğuna
devam eder.
Telbiyeyi her söyleyişte üç defa tekrarlamak, sonra tekbir,
tehlîl, tesbih ve salavât-ı şerife okumak müstehaptır.
1 - Mekke-i Mükerreme’ye yaklaşıp Harem bölgesine girince:
“Allâhümme hazâ haremüke ve me’menük. Kulte ve
kavlukel-hakku ve men dehalehü kâne âmina. Feharrim lahmî ve demi alen-nâri ve
kınî azâbeke yevme teb’asü ibâdek. Vec’alnî min evliyâike ve ehli tâatik. Rabbi
edhilnî müdhale sıdkın ve ehricnî mührace sıdkın vec’al lî min ledünke sultanen
nasira.
ALLAH’ım! Burası senin Harem’indir. Muhterem ve emin
kıldığın beldedir. Şöyle buyurdun ki, bu sözün haktır: Kim oraya girerse
emniyette olur. Benim etimi, kanımı, bütün vücudumu Cehennem ateşine haram kıl.
Kullarını yeniden dirilteceğin kıyamet gününde, beni azabından koru ve sana
itaat eden sevdiğin kullarından eyle. Rabbim! Gireceğim yere doğruluk ve
esenlik içinde girmemi sağla. Çıkacağım yerden de beni doğruluk ve esenlik
içinde çıkar. Bana yardımcı bir kuvvet ver!” diye duâ ederler ve diledikleri
başka duaları yaparlar.