Geçen haftaki makalemizde “ahir zaman”la ilgili hadis-i şeriflerden bir demet paylaşmıştık. Buhari ve Müslim’de de geçen 3236 no.lu: “Beni Asfar ile aranızda sulh olacak. Sonra size hıyanette bulunup her birinin altında 12 bin kişi bulunan 80 sancakla size saldıracaklar...” hadis-i şerifiyle ilgili muhterem Prof. Dr. Cevat Akşit Hoca’nın açıklamasını/yorumunu konunun güncel ve önemi dolayısıyla sunuyoruz: “Peygamber Efendimiz (S.A.V.), kıyamete yakın olacak şeyleri bizlere bildirmiştir. Resulûllah, ‘Kıyamet öncesinde Sarıoğulları, Beni Asfar ile sizin aranızda bir anlaşma olacak. Ama onlar anlaşmaya uymayacaklar. Başka insanları aleyhinizde kışkırtacaklar. 80 bayrak altında üzerinize gelecekler. Her bayrak altında 12 bin asker olacak’ buyuruyor. Burada belirtilen askeri güç toplamda 960 bindir. Ve profesör bir arkadaşın bana söylediğiyle, bugün NATO’nun da 960 bin askeri bulunuyor… O ordu, bu ordu mudur tam bilemeyiz. Ama hadis ortada… Hadis-i şerifte bildirilen Sarıoğulları Rumlardır, yani Avrupalılardır. Peki, neden Beni Asfar denmiş onlara? Çünkü onların ilk atası Rum bin Unsur bin Yakup bin İshak Aleyhisselamdır. Bu zatın yüzleri sarı olan çocukları olurmuş ki çoğunluğu Hıristiyan olarak geçiyor. Resulûllah zamanında Anadolu’da ve Şam’da Rumlar yaşıyorlar. O zaman Peygamber Efendimiz, Kayser ve bütün Hıristiyanların başı Heraklius’a mektup göndermiştir. Mektup, Peygamber Muhammed Mustafa’dan (S.A.V.) Rum’un büyüğü Heraklius’a diye başlar. Mektupta Resulûllah, ‘Müslüman ol, kardeş olalım!..’ buyurmuştur. Bu mektupların orijinalleri bugün dünya kütüphanelerinde mevcuttur.”

NATO üsleri ülkemiz için tehdit ve tehlike değil mi? NATO’nun düşman rengi “kırmızı” mı, “yeşil” mi?! NATO ABD’nin, ABD de Siyonizm’in güdümünde değil mi? Siyonizm, Evangelizm, BOP, Sevr, PKK gerçekleri varken, “beka” sorunumuz yok, denebilir mi? Belki de asıl “beka” sorunumuz budur.

Umarız ve dileriz ki, yetkililerimiz bunu önemser, ona göre değerlendirmeler yaparlar; dış politikamızı yeniden gözden geçirirler.

Konuyla ilgili birkaç ayet-i kerimeyi de hatırlıyoruz:

Maide, 51: “Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları veli (dost, idareci, müttefik) edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar, velisidirler (birbirinin tarafını tutarlar). İçinizden onları dost (veli) tutanlar, (hâkimiyetini kabul edenler) onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.”

Enfal, 73: “İnkâr edenler de birbirlerinin velileridir (müttefiki, dostu). Eğer siz bunların gereğini (ittifaklar) yapmazsanız, yeryüzünde bir karışıklık ve büyük bir bozulma olur.” (İslam Birliği ihtiyacımız.)

Ankebut, 41: “Allah’tan başkalarını veli (sığınacak, bağlanacak dost) edinenlerin durumu, kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Keşke bilselerdi!” AB, NATO bizim için örümcek yuvası gibidir.

Mümtehine, 1: “Ey iman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin...”

Bakara, 120: “Sen, onların milletlerine (dinlerine) girmedikçe Yahudi ve Hıristiyanlar senden asla hoşnut olmayacaklardır...” Cemil Meriç: “Olimpos dağının çocukları, Hira dağının evlatlarını asla kabul etmeyeceklerdir.”

Al-i İmran, 100: “Ey müminler! Eğer kitap verilenlerden birine uyarsanız, sizi küfre döndürürler.”

Bizim, başka kriterler yerine Kur’an’ın dost-düşman kriterlerine, AB, ABD yerine Allah’ın velayetine girmeye ihtiyacımız olduğuna inanan “hasbünallah” diyen muktedir iradeye çok ihtiyacımız var. Rabbimizin yardımına muhtacız. Yoluna dönmeden yardım alamayız. O (c.c.) bize yardım etmezse, kimse edemez. Başımız da musibetlerden kurtulmaz.

O (c.c.) bize yardım ederse, bunu kimse engelleyemez; bize kimse galip gelemez. O (c.c.) yardım etmezse bizi kimse kurtaramaz... Ve O (c.c.) “Kendi dinine yardım edenlere yardım eder.” O (c.c.) her an her şeye hükmetmekte, tasarruf etmektedir. O (c.c.) dilemeden hiçbir şey olamaz... Haydi O’nun velayetine/yoluna/kapısına... Vesselam.