Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD gezisini nasıl okumalı

Şu anda önümde Türkiye ve komşu ülkelerini gösteren bir harita var. Suriye, Irak, İran, Rusya… AKP iktidara geldiğinde “komşu ülkelerle sıfır sorun” ilkesinden yola çıktı. Hatta şimdilerde “illa da gitmeli” dediği Suriye Devlet Başkanı Esat’la ailece tatiller yapan Başbakan Erdoğan’dan başkası değildi.

Fakat sonra ne oldu Türkiye tüm komşularıyla kavgalı ve sorunlu hâle geldi.  Başbakan’ın ABD gezisine de bu açıdan bakmak gerekiyor. Başbakan ABD’ye giderken, fazlaca angaje olduğu Beşşar Esat’ın gidişi noktasında bir garanti almayı bekledi. Bir söz verilmesini istedi. Ama ABD Başkanı Obama böyle bir söz vermedi, en azından konuşmalarında böyle bir kayıt yok. Keşke Türkiye bu konuda daha temkinli bir yol izleseydi.

Her zaman söylüyorum; ülkeler arasında duygusal bağlar yoktur, çıkar ilişkileri vardır. Bir de ülkeler yarınını değil, 20 yıl, 30 yıl sonrasını düşünerek planlamalıdır. Buradan baktığımızda Türkiye’nin şu andaki dış politikası alarm vermekte.

Başbakan, ABD ile olan ithalat-ihracat dengesinin dengelenmesini talep etti, bu konuşmalarına da yansıdı. Ama Obama heyetinin bu konuda da bir söz verdiğini duymadık, işitmedik..

Ve de belki de en önemli hususlardan biri Gazze meselesi. Erdoğan, sözde özür ve tazminat anlaşmasının ardından yaptığı açıklamada, “Mayıs 2013’te Gazze’ye gideceğini” ilan etti, kamuoyuna. Sonra ne oldu ABD’den resmen, “Gazze’ye gitmesen iyi olur!” şeklinde telkin ve temenniler geldi. Ardından ABD gezisi… Ne oldu ABD’de Amerikalılar, Başbakan Erdoğan’a, “Evet, Gazze’ye gidebilirsin!” dediler mi Hayır! Bunun yerine Başbakan’ın “denge”yi gözetmesini istediler. Şurada karar kılındı; Evet, Başbakan Gazze’ye gidecekti ama Erdoğan’ın ifadesiyle “Çok çok önemli olan” bir noktayı da göz ardı etmeden: Erdoğan Gazze’nin yanı sıra Batı Şeria’ya da bir ziyaret gerçekleştirecekti.

Erdoğan’ın ABD gezisiyle ilgili son not: Siz bir ziyarete gittiğinizde –elbette ki kastım ülkeler arasındadır- ziyarete muhatap ülke yetkilileri tarafından çok iyi karşılanıyor, mükemmel sofralarda ağırlanıyor, uğrunuza birinci sınıf otellerde rezervasyon yaptırılıyorsa biraz oturup düşünmelisiniz… “Acaba benden beklentisi nedir ” diye.

Millî Gazete’den kimler geldi, kimler geçti (3)

Millî Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan tarafından kurulan ve yarım asra yaklaşan hizmetinde iyiden, güzelden, doğrudan milim sapmayan Milli Gazete’de bugüne kadar kimler çalıştı

Listeyi okuduğunuzda “Bizim Mahalle’nin neredeyse tamamının yolunun bir şekilde Milli Gazete’den geçtiğini” göreceksiniz. Millî Gazete bu anlamda âdeta okul oldu.

İşte listenin üçüncü kısmı;

Prof. Dr. Sefa Saygılı

Ali Akben

Hüseyin Tanrıkulu

Salim Uslu

Necati Çelik

Agah Kafkas

Hüseyin Tanrıverdi

Recai Kutan (İsmail İspirli)

Ahmet Tekdal

Mehmet Ocaktan

Şakir Kurtulmuş

Hasan Celal Güzel

Mehmet Cemal Çiftçigüzeli

Burhaneddin Kayhan

Atilla Koç

Afet Ilgaz

Adnan Tanrıverdi

Doç. Dr. Abdullah Özkan

Mustafa Canbey

Abdullah Özütemiz

Rasim Hancıoğlu

Nasuhi Güngör

Prof. Dr. Hasan Ünal

Prof. Dr. Beşir Hamitoğulları

Cevdet Kılıçlar

Kemal Unakıtan

Hazım Oktay Başer

Yılmaz Bayat

Nezir Aydın

Selahattin Kılıç

Sabri Özpala

Mehmet Emin Aksay

Ekrem Kızıltaş

Necdet Kutsal

Ahmet Farsakoğlu

Ali Aydın

Ali Arslan

Hasan Durmuş

Necmettin Çakmak

Osman Tunç

İbrahim Balcı

Mehmet Terzi

Veli Sezai Balcı

Ahmet Zeki Gayberi

Selami Çalışkan

Abdullah Lelik

Şükrü Kanber

Cihat Arpacık

Halil Gölve

Metin Emanet

(DEVAM EDECEK)

1) İsimler alfabetik sıraya göre yazılmamıştır. 2) “Ben de bu listede yer almak isterim, ben de Millî Gazete’de çalıştım, yazdım, bir şekilde bulundum.” diyorsanız, [email protected] adresime mail atabilirsiniz, ya da (0212) 6971000 (D.184) no’lu telefondan bana ulaşabilirsiniz.

Adı “İstanbul Havaalanı” Olsun

İstanbul’a Dünyanın en büyük havaalanı için ilk imzalar atıldı.

Önce, Arnavutköy’ü de kapsayan bölgede yapılacak bu devasa Havaalanının bazı özelliklerini paylaşmak istiyorum;

3. havalimanına aynı anda 3 uçak iniş yapabilecek. Tam kapasite durumunda pist başına saatte 19 adet uçak iniş- kalkış yapacak.

Proje, toplam 76 milyon 500 bin metrekarelik alanda yer alıyor.

6 adet ana pist, 4 adet apron ve pistlere ait taksirutların yapımı planlanıyor.

Yıllık 150 milyon yolcu (giden ve gelen yolcu toplamı) kapasiteli olacak.

Peki, bu havaalanının adı ne olacak

Biliyorum; 3. Havaalanına isim bulmak için yüksek ödüllü yarışmalar düzenlenecek.

Ben para mara istemiyorum.

Helâlinden benden olsun.

Adı İstanbul Havaalanı olsun..

Amblemi de Fatih Sultan Mehmet olsun

NOT: Bugün 22 Mayıs 2013 Çarşamba…  İktidar ve TBMM’de grubu bulunan partiler, 2012 yılında yeni ve sivil anayasa vaadini yerine getiremedi. Sınıfta kaldı. Umutlar bu yıla sarktı. TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda herkes ayrı telden çalıyor. Temmuz 2013’e kadar umutsuz son bir maraton daha başladı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bile, “Görülüyor ki, yeni Anayasa olmayacak!” dedi. Du bakali n’olacak Takipçisiyiz…