“Osmanlı’yı sulandırırsan, Bosna da bataklık olur, Suriye de” başlıklı yazısında (Yeni Şafak, 20.05.2013), İbrahim Paşalı, diyor ki: “Türkiye, Osmanlı’nın karikatürüdür. Bu yüzden hâlimiz çok trajikomiktir. Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları, Osmanlı Devleti’nin karikatür olarak çizilmiş hâlidir. Gerçeklerle, yani kendi gerçekleriyle alakası yok denecek kadar azdır. / Bu karikatürü `robot resim’ zannedenlere bu ülkede aydın diyoruz. Osmanlı karikatürü’nü robot resim zannederek, her yerde, bu halde olmamıza neden olan suçluyu arıyorlar. Yorulmaya gerek yok, suçlu Osmanlıdır. Hem de yirmi birinci yüzyılda, hâlâ Osmanlı’nın lehinde cümleler kuranlar da bu suçun iştirakçisidirler. Bu kadar basit.” (Yazının devamı ve tamamı için;

http://yenisafak.com.tr/yazarlar/IbrahimPasaliPazar/osmanliyi-sulandirirsan-bosna-da-bataklik-olur-suri/37749

)

“Suriye sorunu” başlıklı yazısında (Star, 20.05.2013), Mahir Kaynak diyor ki: “Bölge yeniden şekillenirken Suriye temel belirleyici gibi anlatılıyor. Bir işi yaparken kullanılan alet, yani Suriye, ne karar verecek, ne yapacak diye düşünülüyor. Oysa ne Suriye’nin kuruluşu ne de yaptığı eylemler kendi iradelerinin ürünü değil. Devlet (Suriye) Fransa tarafından kurulmuş, bugün oradaki Baas rejiminin yapıcısı bir Ortodoks olan Mişel Eflak’tır, Bu yönetim sadece Suriye için inşa edilmemiştir. 12 Mart’ta önlenen darbenin amacı Türkiye’yi de Baas rejimi ile yönetmekti. Dış güçler ülkemizde etkindi. Ekonomide ve buna bağlı olarak medyada ve bürokraside de etkinlerdi. Bunun sonucunda istediklerini iktidara getiremezlerse darbe hazırlıyorlardı. Ülke içinde etkinlikleri tartışılmazdı… Bağımsız devlet olmak bir şekil sorunu değil bir yapı sorunudur…” (Merak ediyorsanız, devamı ve tamamı için;

http://haber.stargazete.com/yazar/suriye-sorunu/yazi-755227

)

“Türkiye Kimsenin Tetikçisi DE-ĞİL-DİR!” başlıklı bu haftaki çalışmasında, “Adil Düzen Çalışanı” arkadaşımız Tayibet Erzen diyor ki: “Sıra Suriye’ye geldi. Şimdi de birileri sihirli değneği Türkiye’nin eline tutuşturmaya çalışıyor. Türkiye de bölgenin kahramanı olmaya pek meraklı. Türkiye’nin Suriye ile savaşa girmesi en az Türkiye’ye yarar ama ne hikmetse bunu hükümetimizin görmediği anlaşılıyor. / Başından beri yapılması gereken Suriyeli mültecileri vatandaşlık statüsüyle memlekete kazandırmaktı ama bu yapılmadı. Bunun yerine ülkemize sığınan bu insanlar kontrolsüz ve kayıtsız turist misali Türkiye ve Suriye arasında mekik dokudular ve olanlar oldu. Bu durumda Türkiye fitneye yataklık yapmış oldu, mazlumlara değil.  Tüm bu olanlara siyasi gelişme diyebilir miyiz Tezgâh bu kadar açıkken hala Beşşar Esad yönetiminin zulmünden bahsedebilir miyiz / Suriye’de yaşananlar çıkarcıların kışkırtmaları sonucu Türkiye’nin oraya girmesiyle son bulamaz, bulmamalı. Türkiye taraflar arasında hakem olmayı -ki bu oldukça zor bir görevdir- üstlenmeli ve adil olmalı. Ancak o zaman Esad yönetiminin mi yoksa muhaliflerin mi haksız olduğu anlaşılır. / Bugün medya neyi görmemizi istiyorsa haber odur, neye inanmamızı istiyorsa gerçek odur. Böyle bir güvensizlik ortamında bizi ancak adil olmak düze çıkarabilir. Hem ülkemiz hem de Suriyeli halk için daha güvenli bir çözüm düşünemiyorum.”

“Geçmiş olsun” başlıklı bu haftaki çalışmasında, “Adil Düzen Çalışanı” arkadaşımız Lütfi Hocaoğlu diyor ki: “Bu soruları bu tür olayların hepsinden sonra soruyoruz. Hiçbir zaman da cevap alamıyoruz. Nasıl zamanında Esad “kardeş” iken aniden “cani” oluyor sorusunu da bu sorulara eklemek gerekir. / Dünyayı kana boyayanlar her iki taraf adına da eylemleri gerçekleştiriyorlar ve liderleri de oyuncak ediyorlar. Ondan sonra insaniyet adına kardeşler cani oluyor. / Birilerinin menfaatleri söz konusu olunca ülkeleri Batılı ordular bombalıyor, menfaatleri olmayınca sadece kınıyorlar ve fiiliyatı Türkiye’den bekliyorlar. / Kur’an’ın dediğini yapmayanlar işte böyle birilerinin elinde, o birileri ne isterse onu yapar hâle gelirler. / Geçmiş olsun!” (

http://www.akevler.org/#DergiSayi/205/2269

)

Başa dönersek… “ADİL (EKONOMİK) DÜZEN” gelinceye kadar, Osmanlı Devleti sonrasında BOSNA ve bütün Balkanlar bataklık, SURİYE ve bütün Ortadoğu bataklık, beşeriyetin yaşadığı bütün dünya bataklık… Ve’s-“SELÂM”… Yani “İSLÂM” tek çözüm…