Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
İslam, korkulacak bir şey değildir. Irkçı Siyonizm ve Haçlı Batı, İslam’ın etkileyici gücü karşısında ellerindeki bütün imkânları İslam’ı kötülemek için kullanıyorlar. Metodu yıkım olan bu Siyonist ve Haçlı ittifakı İslam düşmanlarının yapmaya çalıştığı tek şey, İslam’ın etkinlik alanını daralmak, onun etrafına kin ve nefret duvarı örmektir. Allah’ın verdiği hilafet görevini unutup İslam’a karşı hayır cephesini oluşturan bu mihraklar, bunu uydurdukları yalanlarla yapıyorlar. Bilsinler ki yaptıkları bu yıkım ve ifsat çalışmaları boşunadır ve Allah, onlar istemeseler de mutlaka nurunu tamamlayacaktır. Tevbe 32: “Allah’ın yol gösterici nurunu, ağızlarındaki laf kalabalığıyla, batıl söylentilerle söndürmek istiyorlar. Fakat Allah, bunun gerçekleşmesine izin vermeyecektir. Allah’tan gelen gerçekleri örtbas eden kâfirler hoşlanmasalar da, Allah nurunu tamamlamaktan, İslam’ı hâkim kılmaktan asla vazgeçmez.” Bu inkârcılar, Allah ile yaptıkları bu savaşı kazanma imkânlarının olmadığını şeytan gibi biliyorlar, ancak kin ve nefretlerinin gereği, yakmaktan, yıkıp yok etmekten, öldürmekten geri durmuyorlar. Şu halde onlar boşuna emek harcıyorlar. Bunun son örneklerinden birisi de Siyonist İsrail ve müttefiklerinin Gazze’de işlediği soykırımdır. Bir avuç HAMAS İslam gücü karşısında cephede tutunamayan bu zalimler; yoku var, varı da yok olarak göstermeye çalışsalar da sonunda kaybetmeye mahkûm olacaklardır. Asıl korkulacak şey İslam değil, Siyonizm ve Haçlı Batı canavarlığıdır. Onlar, kurmuş oldukları yenidünya düzeni ve anlayışı ile dünyanın her yerinde insanlık suçu işliyorlar. Allah bizlere bu zihniyeti şöyle tanıtıyor. Maide 64: “Yahudiler Allah’ın eli sıkıdır derler. Sıkı olan onların elidir ve bu iddialarından dolayı Allah tarafından lanetlenmişlerdir. Hayır, Allah’ın iki eli de açıktır. O lütfunu dilediği gibi dağıtır. Rabbinden sana indirilen onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. Biz onların aralarına, kıyamete kadar sürecek kin ve nefret tohumları saçtık. Ne zaman savaş ateşi yaksalar, Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuk yapmaya çalışırlar, Allah da bozguncuları sevmez.” Sevmediği için de Allah onları şiddetli bir azap ile cezalandıracaktır.
YENİ BİR DÜNYA
Bu Siyonist aldatma, korkutma, sindirme, anarşi ve terör çıkarma, trafik ve uçak kazaları yaptırma gibi bütün bu şeytan oyunlarının tek ilacı, Müslümanların yeni bir saadet dünyasını acilen kurmalarıdır. Müslümanlar Kur’an, sünnet ve salim İslam fıkhı ışığında sevgi, barış ve kardeşlik esasına dayanan yeni adil dünya düzenini kurarlarsa, bu zulümler son bulmuş olacaktır. İslam dininin özü sevgi ve şefkattir. İslam, bütün insanlık için merhamet ve saadet dinidir. İslam Peygamberi; sadece Müslümanlar için değil, tüm insanlık âlemi ve hatta bütün âlemler için rahmet ve merhamet peygamberi olarak gönderilmiştir. Enbiya 107: “Bunun içindir ki; biz seni, ancak âlemlere rahmet olmak üzere gönderdik.” İşte rahmet ve şefkat peygamberinin getirdiği İslam ve Müslümanlar da tüm varlıklar için sevgi, rahmet ve şefkat odağıdırlar. O sebeple bu gerçeği ters yüz etmek ve farklı göstermek boşuna kürek çekmektir. Ancak gerçek bu iken, yaklaşık iki buçuk milyar Müslüman’ın yaşadığı bir dünyada, neden zulüm düzenleri hüküm sürüyor? Bunun muhasebesini, şuurlu, şuursuz her Müslüman’ın yapması gerekir. Müslümanlar, ilimde, fikirde, dünyayı imar ve ıslah etmede, kurumsallaşmada geri kalmışlardır. Tebliğ ve davet, maruf ve münker düzenini hayata ikame etme, fert ve tolumun meselelerini İslam’la çözme görevlerini terk etmişler veya hakkıyla yerine getirmemektedirler. Dünyada barış ve kardeşlik düzenini yeniden tesis etmek için Müslümanlar, ciddi hiçbir hazırlığın içinde değildirler. Yeni Bir Saadet Dünyasını kurmak, ancak gereğini yaparak olur. Bunun da gereği, fikri, düzen ve kavram çalışmalarıdır. Bu çalışmaları yapacak kurumsal akla ve yapıya sahip olmaktır.
BİRLİK VE BERABERLİK
Barış ve kardeşlik düzeninin kurulması için gerekli olan en etkin şey, birlik ve beraberliği temin etmektir. Bunu yapacak olanlar da İslam toplumunun önünde yürüyen önderler ve âlimlerdir. Müslümanlar; İslam’ın kavramlarını konuşan değil, bu kavramlar ile hayatı düzene koyan kimseler olmak zorundadır. Adalet, emanet, ehliyet ve liyakat kavramları ümmet içinde hayat bulmuyorsa orada barış ve kardeşlikten, birlik ve beraberlikten söz edilemez. Birlik ve beraberliğin sağlanması için yerine getirilmesi gereken önemli çalışmalardan birisi de ıslah çalışmalarıdır. Islah çalışmalarının temelinde ise talim ve terbiye vardır. Talim ve terbiye iş olsun diye yapılmamalıdır. İnsanları Kur’an’la eğitmek gerekir. İnsan hedefine koşmayı seven bir varlıktır. Bizler, insanların önüne doğru hedefler koyarsak, o da o hedefe doğru koşar. Sırf hakkı söylediği, güdülen çıkarlara karşı çıktığı için faaliyet dışında tutulan insanların gönül kırgınlığı da birlik ve beraberliği tehdit etmektedir. Kardeşiz demekle, kardeşlik olmuyor. Kardeşinin hangi derdiyle ilgilendin diye, konumuna göre hesaba çekilir insanlar. Salih amel, aynı zamanda birlik ve beraberliği sağlayacak adımları atmaktır. Birlik ve beraberlik, İslam’ın ulvi prensiplerine uyarak olur. İslam demek; kanun demek, kural demek, nizam ve düzen demektir. İslam, fıtratın tabiatın ve doğanın ve doğallığın ta kendisidir. Tek kelimeyle İslam insanın kendisidir. Onun için insan, İslam ile hayat bulur. Eğer bugün Müslümanlar İslam’ın önünde bir duvar gibi engel olarak durmasalar ve temsil ve tebliğ olarak onu insanlığa ulaştırabilseler, bütün dünya insanlığı “İslam, İslam, İslam” diye tempo tutacaklardır. Allah vadinden dönmez ve Allah vadini İslam’a din ve düzen olarak teslim olmuş müminlerle gerçekleştirir. Selam hidayete tabi olanlara…