Bir olaya kaza denebilmesi için dışarıdan herhangi bir etkenin o olayı bile isteye etkilememiş olması gerekir. Helikopter kazası denilen olay, bir kaza değil bile isteye bir suikasttır. Planlı projeli kaza süsü verilmiş bir suikast. Kaldı ki içinde bir ülkenin üst düzey siyasilerinin olduğu bir helikopterin düşmesine kimse kaza diye inanmaz. Siyasilerin bulunduğu bir helikopter kazara düşmez, mutlaka düşürülür. İran cumhurbaşkanı, dışişleri bakanı, eyalet valisi ve dini liderin içinde bulunduğu helikopter düştü ve içinden kurtulan olmadı. Helikopterin düştüğü gün İsrail’den hemen açıklama geldi, helikopter kazasında dahlimiz yoktur diye. Böylece helikopteri kimlerin düşürdüğü ortaya çıktı. İran cumhurbaşkanını ve diğer isimleri taşıyan helikopter düşmedi, düşürüldü. Hava sisliydi helikopter dağa çarptı, parçalandı, bunlar olay ve sonrasıdır. Olayın planlayıcısı ne sis ne de helikopterin eski olması. Helikopterin düşmesini sise ve helikopterin eski olmasına bağlamak, bütün dünya halklarının aklıyla dalga geçmektir. Helikopterin sisten ve eski olmasından düşüğünü söyleyerek bütün dünya halklarını kandırdıklarını sananlar kendi kendilerini kandırdıklarının farkında bile değil. Ya da farkındadırlar da öyle olmasını istiyorlar. Koskoca İran cumhurbaşkanının içinde olduğu helikopter düşürülecek herkes de bunun kaza olduğuna inanacak, bu inanılır gibi değil. İnanılacak gibi hiç değil. Helikopter kaza yapmadı yaptırıldı, düşmedi düşürüldü. Peki, bu cinayetin planlayıcısı kimlerdir?

İran, İsrail’in İran’ın Suriye’deki konsolosluğuna bombalı saldırısından sonra İsrail’e İHA ve füzelerle karşılık vermişti. O olaydan sonra İsrail’den, İran’a öyle bir karşılık vereceğiz ki İran bir daha böyle bir eyleme kalkışamayacak şeklinde açıklama yapılmıştı. İran’a verilecek karşılığın nerede, ne zaman, ne şekilde olduğu o günlerde ve sonraki günlerde hiç açıklanmadı. İsrail, Gazze’de Filistinlileri katletmeye devam ediyor. Halkı Müslüman ülkelerin sözde Müslüman yöneticilerinin sözde sözlü karşılık vermelerinin İsrail’de hiçbir ehemmiyeti hiçbir dikkate alınmışlığı yok. İsrail, Gazze’de soykırım yapıyor. BM, Gazze’de ölen insanların istatistiklerini vermekten başka bir şey yapmıyor zaten yapmasına da gerek yok çünkü Gazzeliler Müslüman. Uluslararası mahkeme, İsrail yöneticilerine tutuklama çıkarırken aynı zamanda HAMAS yöneticilerine de tutuklama kararı çıkararak İsrail yandaşı olduğunu kanıtladığı halde halen o mahkemeden medet uman Müslümanların düştüğü derekenin düzeyine ancak ağlanabilir. Bütün bunları neden saydık? İsrail hem katlediyor hem hukuk tanımıyor hem de yapacağı cinayeti tasarlıyor. Bütün bunları İsrail yapsa da İsrail’e yaptıran ABD’dir, İsrail kisvesinde ABD yapıyor. İsrail’e her türlü desteği veren ABD, her türlü katliam ve suikastın esas yapımcısıdır. İsrail bir tetikçidir asıl ABD bunları planlayıp uyguluyor. Helikopterin düşmesini sağlayan İsrail yani ABD’dir. ABD bunları tek başına yapmıyor elbette tüm Avrupa ülkeleri arkasında. Hatta bu işin içinde Rusya da vardır. İran’a Rusyacı denir ya yani Rusya’nın müttefiki deniliyor. Madem müttefik de neden müttefikin cumhurbaşkanına yapılan helikopter suikastını engellemedi. Engellemez. Eğer böyle bir şey yapacak olsa İsrail’in Gazze’yi yerle bir etmesini engellerdi başta. Gazze’yi İsrail değil ABD yerle bir ediyor. Hani Rusya güya ABD ile düşman ya ama hep ABD hangi tarafta yer alsa Rusya da o tarafta yer alıyor. Kendi kişisel çıkarları çatıştığında bile birbirlerine silah doğrultmuyorlar. Bizim halkı Müslüman ülkelerin yöneticileri de biri ABD’ci oluyor diğeri Rusyacı oluyor. Türkiye ABD’ci İran Rusyacı. Hemen ol, kendi ülken söz konusu olduğunda ikisi de yanında olmayacak. Ancak Müslümanlar birbirlerinin yanında olabilir diğerleri olmaz. İran’ın yanında Türkiye, Türkiye’nin yanında İran olabilir. Türkiye’nin İsrail’e neden sesinin çıkmadığını 'helikopter kazası' nasıl da apaçık anlatıyor. Diğer halkı Müslüman ülkelerin neden sesinin çıkmadığını da.

Müslümanlar hâlihazırdaki dünya sistemini değiştirmezlerse daha çok “kaza” olur!