Bismillâhirrahmânirrahîm!
75 yıl savunmada süren Filistin direnişi, Aksa Tufanı harekâtıyla birlikte “atağa” geçti. HAMAS, 7 Ekim’de bağımsızlık mücadelesinin fitilini ateşledi. İsrail işbirlikçisi Batılı ülke yöneticileri, bundan sonra da her şeyin eskisi gibi olacağını; savaşı kısa sürede bitireceklerini sandılar. Kassam Tugayları büyük bir direniş örneği ortaya koydu. İsrail ordusunu hezimete uğrattı. Dünyayı kendisine hayran bıraktı. Sekiz aydır üstünlüğü ellerinde tutuyorlar.
Filistin direnişi dünyada yankılandı. Halklar, üniversiteler ayağa kalktı. Dünya, mazlumların yanında yer aldı. Katliam ve soykırım lânetlendi. Meydanlar, üniversite kampüsleri ve statlarda Filistin bayraklarıyla zalimler protesto edildi. Filistin’e destek çığ gibi büyüdü.
Batılı ülkelerin “yöneticileri” katil İsrail’i destekledi. UCM, Netanyahu ve Savunma Bakanı’na “tutuklama” kararı verdi. Her şey gözler önündeyken, ABD Başkanı Biden, İsrail’in soykırım yapmadığını; verilen “tutuklama” kararının utanç verici olduğunu söyleyerek, İsrail’in güvenliğini korumaktan yana olduklarını açıkladı. Batı, zalim ve sömürgeci yapısını gösterdi; bu süreçte dünyada sürekli güven kaybetti.
İsrail’in sınır kapılarını kapatıp insanî yardımları engellemesi, hastaneleri bombalayıp sağlık hizmetlerine fırsat tanımamasını, çocuklarla savaşıyor olmasını; dünya, “insanî kriz” olarak tanımladı. İsrail’de de Netanyahu ve yönetimine şiddetli öfke var. Ateşkese engel olup esir takasını kabul etmediği için, kızgın halk Meclis kapısına kadar yürüdü. Yönetime tepkiler dinmek bilmiyor. İsrail Savaş Kabinesi’nde de ciddi anlaşmazlıklar var.
HELİKOPTER KAZASI
OLAYLAR sürerken, 19 Mayıs 2024 günü İran’da 4 üst düzey yetkilinin vefat ettiği bir helikopter kazası yaşandı. İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisî ve Dışişleri Bakanı hayatını kaybetti. Bu ikisi “dirayetli yöneticiler” olarak biliniyordu. Filistin direnişine tam destek veriyorlardı. Kazanın siyasi sonuçlarının olacağı konuşuluyor.
Helikopter olayına “kaza”, “dış müdahale”, “suikast” gibi yorumlar yapıldı. Kaza öncesi İran ve İsrail arasında yaşanan gerginliği hepimiz biliyoruz. İsrail’in, İran’ın Şam Büyükelçiliği’ne saldırması üzerine; İran da misilleme olarak İsrail’in bazı stratejik hedeflerini vurdu. İsrail de uygun gördükleri zamanda misilleme yapacaklarını açıkladı. Son olarak İran, ABD’ye haber vererek, “İsrail’e saldıracağım; tedbirinizi alın” demişti.
İran heyeti, kaza günü 3 helikopterle Azerbaycan’a gitti. İranlı yetkililerin bulunduğu helikopterin düşmesi düşündürücü! Bu kazada pek çok soru işareti var. Bunlara cevap bulunursa konu aydınlanır. Eşref Bitlis, Ziya-ül Hak ve Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopterleri; Isparta’da 12 bilim insanını taşıyan uçağın düşmesi olaylarına bakılırsa, kazadaki soru işaretleri de giderilemeyecek gibi duruyor. O durumda “gizli bir elin suikast yaptığı” akla gelir.
Siyonizm, dünyada kendisine rakip ülke görmek istemiyor. Helikopter kazası, bir ülke için en önemli alanın istihbarat olduğunu ortaya koydu. Kazanın siyasi yansımalarının olacağından şüphe yok. İsrail, işbirlikçilerinin de etkisiyle, İran’ı devre dışı bırakmaya zorlayabilir. O zaman İsrail’in ilk hedefi Türkiye olur. Türkiye, planlamasını yaşananları dikkate alarak yapmalıdır.
YENİ YOL HARİTASI
SON sekiz aydır Filistin’de yaşananlar hepimize bir şeyler öğretmiş olmalıdır. Gazze son senelerde abluka altındaydı. Filistinliler 76 yıldır işgal altındaki ülkelerini savunmak için direniyorlar. 10 yıl gizli hazırlık yaptıktan sonra, HAMAS öncülüğündeki Filistinliler Aksa Tufanı harekâtıyla atağa geçtiler. Karşılarındaki şer odaklarına rağmen büyük başarılara imza attılar.
O ne şanlı direnişti Yarabbi! Hukuk ve insanlık dışı akıl almaz bombardımanlar karşısında Allah’a teslimiyet ve tevekküllerini bozmadılar. Anneler, şehit olan evlâtlarının yüzüne bakarken, “Şehit Allah’ın sevgili kuludur” diyerek teselli buldular. Yavrularının parçalarını torbaya koyarak Rablerine uğurladılar. Şehit Salih el-Arûrî, “Siz ölümden kaçmak; bizse şehadete ulaşmak için yaşarız” diyordu.
ABD ve Batı’da okuyan nice üniversiteli, mazlum Filistin halkının yanında oldu. Hollanda’da gurbetçilerimizin aylık yayınladığı Doğuş gazetesinde Recep Soysal imzasıyla, “Kölelerin İsyanı Hızla Yayılıyor” başlıklı bir analiz yayınlandı. Yazar, engellemelere rağmen sekiz aylık Filistin direnişinin özgürlüğe koştuğunu dikkat çekiyor; “Üniversiteler işin içine girmişse bu yayılmayı önleyemezler” diyordu.
Sayın Soysal, Batı’nın en etkili üniversitelerindeki direnişi hatırlatıyor; yaşananların âdil bir dünyanın kurulmasının dönüm noktası olacağını anlatıyordu: “Zalimlere yalnız öğrenciler cevap vermiyor; protestolara profesörler de katılıyordu.” (Mayıs, 2024)
“Kudüs konusu, coğrafî değil; imanî bir meseledir.” Müslümanlar yasal yoldan yöneticilerini zorlamalı; Filistin’in işgalden kurtulup özgürleşmesinin bu samimi halk gayretine bağlı olduğunu unutmamalıdırlar.