Azerbaycan Savunma Bakanı Rahim Gazi, 1992 yılında ülkesini kalabalık bir heyetle ziyaret eden Prof. Dr. Necmettin Erbakan’dan hangi şaşırtan talepte bulundu?

Önceki yazımda ifade ettim; Erbakan Hoca, Azerbaycan Cumhurbaşkanı merhum Ebulfez Elçibey’le görüşmesinden hemen sonra, aynı akşam Azerbaycan Maliye Bakanı Salih Mehmedov ve Azerbaycan Savunma Bakanı Rahim Gazi ile de ayrı ayrı bir araya geldi, görüşmeler yaptı.  Dün gibi hatırımda; bugün olduğu gibi o gün de Ermenistan’ın Azerbaycan’a yönelik taciz ve saldırıları devam ediyordu… Ermeni çeteler, Azerbaycan topraklarında kendilerine göre operasyon çekiyordu. Azerbaycan ülke çapında teyakkuz halindeydi. Cepheden gelen/gelecek haberlere odaklanılmıştı.

Ama bugünkü gibi gücü yoktu, Azerbaycan’ın. Yeni bağımsızlığına kavuşmuştu, kurum ve müesseselerini oturtmaya çaba gösteriyordu.  İşte böyle bir ortamda, 1992’nin Aralık ayında Rahim Gazi neredeyse tozlu üniforması ile cepheden gelmişti, Erbakan Hocayla görüşmeye…  Azerbaycan Savunma Bakanı Rahim Gazi’nin görüşme sırasında ilginç ama bir o kadar da şaşırtan bir mesajı, daha doğrusu talebi oldu, Erbakan Hocadan; “Türk televizyonları çok müstehcen… Bunu mutlaka düzeltmelisiniz…”

Erbakan Hoca, Azerbaycan Maliye Bakanı Mehmedov’a İslam Kalkınma Bankası’nın daha da büyütülmesi gerektiğini bildirdi ve Asya Kalkınma Fonu ile Asya Sosyal Kalkınma Fonu’nun mutlaka kurulması gerektiği üzerindeki görüşlerini yineledi.

ERBAKAN HOCA İLE “TANIŞ” OLAN KİMDİ?

Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Türk Cumhuriyetleri ziyareti kapsamında Kazakistan’ın o zamanki başkenti Almatı’ya -daha sonra eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın tavsiyeleri doğrultusunda başkent Astana oldu- geçti.

Akşam, Erbakan ve beraberindeki heyeti bir sürpriz bekliyordu;

42 yıl Kızıl Kremlin’in Kazakistan Temsilciliği’ni yapan Kazakistan eski Cumhurbaşkanı Din Muhammed Ahmedoğlu Huneyf, heyeti kendi evinde konuk etti.

Ev, tipik bir Anadolu evi gibiydi. Buram buram Anadolu kokuyordu. Adeta kendi evimizde gibiydik…

Erbakan Hoca burada da Din Muhammed Ahmedoğlu Huneyf’e Milli Görüş’ü anlattı. Emperyalist ülkelerin gerçekte ne yapmak istediklerini, hangi hedeflere varmayı düşündüklerini, karanlık planlarını ifade etti. Huneyf, Erbakan Hocanın bu sözlerini dinledikten sonra hayretlerini gizleyememiş ve “Bunları ilk kez duyuyoruz, dinliyoruz?” demişti. Huneyf, bu görüşmede bir de temennisini dile getirecekti; Erbakan’ı ve heyetini evinde konuk etmekten dolayı son derece mutlu olduğunu dile getirdikten sonra, “Bizde bir atasözü vardır. Birinci görüşmede tanış, ikinci görüşmede biliş, üçüncü görüşmede ise akraba oluruz?” diyecekti.  Erbakan Hoca, Kazakistan eski Cumhurbaşkanı Din Muhammed Ahmedoğlu Huneyf ile “tanış” olmuştu bile…

ERBAKAN HOCANIN TÜRK CUMHURİYETİ LİDERLERİNE TAVSİYELERİ

1992’de, Kırgızistan Hava Yolları’ndan 70 bin dolara kiralanan uçak, 10 gün boyunca Erbakan Hoca ve 150 kişilik heyetini Türk Cumhuriyetlerine götürdü. Çok verimli görüşmeler yapıldı, bu ziyaretler boyunca.

Erbakan Hoca, 1992 Aralık ayında Türk Cumhuriyetleri ziyaretinde görüştüğü Orta Asya liderlerine ve üst düzey yöneticilerine özetle şu mesajları verdi;

* “IMF’den borç almayın, Moskova’dan sonra şimdi de Amerika’ya teslim olmayın!”

* “İslam ülkeleri olarak bir birlik oluşturalım.”

* “Kendi Birleşmiş Milletler’imizi, kendi NATO’muzu kuralım.”

* “İslam Dinarını getirmemiz lazım. Kültürümüzü geliştirip kendi Unesco’muzu kurmalıyız. İslam ülkelerinin Azerbaycan’a yatırım yapmaları gerekir. Sizden teşvik bekliyoruz. Asya Kalkınma Fonu ile Asya Sosyal Kalkınma Fonu’nu oluşturmak istiyoruz. Sizin IMF’ye (Uluslararası Para Fonu) teslim olmamanızı istiyoruz…”

***

Aradan neredeyse 30 yıl geçti…

30 yıl önce, Türk Cumhuriyetleri devlet başkanları, kendilerine Erbakan Hocanın sunduğu bu reçeteyi uygulamış olsalardı, acaba şu anda hangi konumda olurlardı?

Düşüncesi bile güzel…

KARABAĞ’DA ASLINDA NE OLDU?

Ermenistan Azerbaycan’a saldırdı. Azerbaycan ise 30 yıldır Ermenistan’ın işgali altında tutulan Karabağ’ı işgalden kurtarmak için harekete geçti, haklı olarak. Karabağ’da esasen neler oldu? Birkaç cümle ile Karabağ konusunu anlatmak istiyorum.

* Ermenilerin Karabağ’a yönelik faaliyetleri 1970’li yılların sonuna doğru yoğunlaştı. Daha Sovyetler Birliği döneminde…

* 1983’te Lozan’da toplanan Dünya Ermenileri Kongresi’nde Sovyet Rusya’da bulunan 29.000 km2’lik Ermenistan’ın kendilerine yetmediğini belirterek Karabağ’ın Ermenistan’a katılması için eylem kararı aldı.

* Ermenilerin benzeri çalışmaları karşısında kayıtsız kalmayan Azerbaycan yetkilileri, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan’ın ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtti ve bir deklarasyon yayımladı.

* 25 Ocak 1988’de Karabağ’da yaşayan Azerîler, Ermeniler tarafından göçe zorlanmaya başlandı. Karabağ’dan yapılan göçler hızlandı. Ermeniler 21 Şubat 1988’de Karabağ’ın Ermenistan’a ait olduğunu ilân etti.

* 24 Şubat’tan itibaren bu bölgedeki Azerîleri baskı altında tutmaya başladılar.

* Ermeniler, 1989’da Karabağ ile yapılan ulaşımı engelleyip yollara mayınlar döşeyerek kontrolü ellerine geçirmeye başladı.

* 1990’da Azerbaycan Halk Cephesi Millî Savunma Komitesi kurarken, Yüksek Sovyet Prezidyumu Karabağ’ın Azerbaycan’ın olduğunu tekrar teyit etti.

* Sovyetlerin dağılmasından sonra 1992 yılında Ruslardan silâh ve destek alan Ermeniler Şuşa, Hocalı ve diğer yerleri ele geçirdi. Bu esnada sivil halkın büyük kısmı mülteci durumuna düştüğü gibi bir kısmı da Ermeniler tarafından katledildi. Soykırım yaşandı. 

* Azerbaycan topraklarının %20’lik kısmı Ermeni işgali altında bulunmaktadır.

TÜRKİYE AZERBAYCAN’IN YANINDA…

Yazıyı yazarken bir yandan gözüm ekranda idi…

Zira Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışı dolayısıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kürsüde konuşmasını yapıyordu.

Erdoğan, Ermenistan’ı ‘haydut devlet’ olarak nitelendirdi, işgal ettiği topraklardan çekilmesi gerektiğinin altını çizdi ve “Azerbaycan’ın mücadelelerine tüm imkânlarımızla destek vereceğiz…” dedi.

Bu vurgular ve argümanlar elbette önemliydi…

***

(Erbakan: Hayat iman ve cihat… Gelecek yazıda…)