Dünyada hakim olan ekonomik zihniyet, hiçbir noktada

ahlaki ve vicdani bir temele oturmayan bir yapıdadır ve işin kötüsü İslam

alemini de etkisi altına almaktadır. Adına ister serbest piyasa ekonomisi,

ister kapitalizm deyin, işbu zihniyet insanı, sadece bir haz makinesi ve

çıkar azamileştiren bir varlık olarak görür. Bir nevi insan, çıkarının

peşinde koşan ve bunun için de hemen her şeyi yapabilen, hiçbir şeyin kendisini

sınırlamasına izin vermeyen, insanlık erdemleriyle ve ahlak ilkeleriyle bağını

koparmış bir hayvan dan farksızdır. Yani ta bir homo economicus tur.

Dünyayı etkisi altına alan bu zihniyet için makbul olan

harcayan dır, gösteriş yapan dır, daha fazlasını isteyen dir, lüksü hak

eden dir, yediği önünde, yemediği ve israf ettiği arkasında olan dır,

dünyanın etrafında döndüğü dür. Makbul olan insan tipi, hakla, hukukla,

adaletsizlikle, sömürüyle değil de hayattan keyif almak la ilgili olandır. Tüm

dünya hayatını ilkel bir keyif almaya indirgeyendir. Üstü başı cici bici ama

kafası bomboş olandır. Ne kokan ne bulaşan, emek harcamayan, hazıra konandır.

Bu mevcut zihniyetin ceberrut tapınakları dır AVM ler,

plazalar, bol yıldızlı rezidanslar İlle de AVM ler Birbirinden saçma sapan

isimleri, mevcut sömürü düzeninin manasızlığını, içinin ne kadar da boş

olduğunu ikrar ediyor gibidir. Süslü püslü mağazalar, kağıt bebek misali

müşterilerle, para harcama ve tüketme  ayinlerine sahne olur bu ceberrut kapitalist tapınaklarda . Asgari

ücrete talim eden ve günde bilmemkaç saat ayakta dikilen çalışanların yüzleri

devamlı güleçtir, ki bir yanda kof bir şatafatın hükümranlığı ve gösterişi

gözleri kamaştırırken, öte yanda yaşanan ekmek kavgası belli olmasın diye

sanki.

AVM demek parlak vitrinler, cicili biçili alışveriş

poşetleriyle dolu eller, gösteriş ve şatafat yarışına girmiş ve hayattaki tek

derdi keyif almak olan tipler demektir. AVM de ekmek kavgası yoktur, hayatın

tadını çıkarmak vardır. Sömürü konuşulmaz, hayattan keyif almaya yoğunlaşılır.

Dünyanın derdi, kederi giremez o kapıdan; daha fazlasını isteyenler , lüksü

hak edenler karşılanır kırmızı halılarla.

Ambalajı parlak, süsü gösterişi yerindeyse, hele bir de

arabayı kapıdaki valeye bıraktıysa gelen misafir , bilin ki o çok kaliteli

bir insandır, hayattan keyif almayı hem bilir, hem de bunu sonuna kadar hak

eder. Stil sahibidir, bir alışverişe çıkışta birkaç bin lirayı harcar, çünkü

bunu hak eder .

İşçi, emekçi ise giremez, girmemelidir bu kapıdan. Üstü

başı pis, bakımsız adamın ne işi olur AVM de. Gelen misafirleri rahatsız eder

en başta. Rahatsız olur kağıt bebekler, ensesi kalın kalantorlar ve sahte

zenginliklerle kendilerini avutanlar. Bir inşaat işçisinin vazifesi,

sigortasız, hiçbir güvenlik önlemi olmadan bir şantiyede çalışmak veya bir iş

kazasında ölmektir. Ne işi olur işçinin, emekçinin AVM de. Ne hakkı vardır

misafirleri rahatsız etmeye

Dolayısıyla, geçtiğimiz günlerde İstanbul

Mecidiyeköy deki bir AVM nin, şantiyede çalışan ve para çekmek için gelen bir

işçiyi misafirleri rahatsız eder gerekçesiyle almaması da sonuna kadar

doğrudur. Çünkü bu düzende, insani veya vicdani hiçbir şeye yer yoktur. Halden

anlamak lügatten çıkarılmıştır. O işçi de üstü başı düzgün, cicili bicili

gelmelidir. Bu ülkedeki keyif almak tutkunu diğer insanları niye rahatsız

etmektedir pis kıyafetleriyle Neden insanların zihinlerini ekmek kavgası

gibi bir gerçeklikle meşgul etmek istemektedir

Bu kararından dolayı söz konusu AVM yi tebrik eder, vahşi

kapitalizm yolunda hayırlı muvaffakiyetler dilerim.