Sınırlarımızın uzun yıllardan beri belirsiz hale

geldiğini, kaçak olarak ülkemize girip çıkmanın normal karşılanır olduğunu bu

köşede çeşitli kereler dile getirerek, artık buna son vermek gerektiğine dikkat

çekmeye çalıştım. Dünkü bir gazetede Suriye sınırına duvar başlığı altında

yer alan haberi görünce bundan böyle sınırlarımızın yolgeçen hanı olmaktan

kurtulacağını düşündüm. Ancak, haberi okuyunca olayın sınırlarımızın tümünü

kapsamadığını, sadece Suriye sınırı ile ilgili olduğunu görünce değişen bir

şeyin olmayacağını düşünmeye başladım. Çünkü `Suriye sınırına duvar başlıklı

haberin içeriğinde sadece 2,5 kilometrelik bir alanda duvar çekileceği

belirtiliyordu.

Başlatılan barış süreci ile birlikte sadece Suriye değil,

Irak ve İran sınırlarımızın da kontrol altına alınması gerektiğini hatırlatmaya

gerek yok. Bununla sınır komşularımıza giriş çıkışların işkenceye

dönüştürülmesini kastetmiyorum. Komşularla iyi ilişkiler kurularak vizelerin

kaldırılması, pasaportunu cebine koyan herkesin sınır kapılarından rahatlıkla

giriş çıkışlarını yapabilecekleri ortamın hazırlanması gerekiyor. AK Parti

iktidarının ilk yıllarında bu yönde atılan adımlar, komşularımızla vizelerin

kalkması, hatta ortak bakanlar kurulu toplantıları yapılması memnuniyet verici

gelişmelerdi. Ancak, tüm bunlara rağmen sınırlara hâkim olunması gerektiği, iyi

niyetlilerin geçişini kolaylaştırmak için yapılması gereken her şey yapılırken,

kötü niyetlilerin geçişini zorlaştırmanın ötesinde imkânsız hale getirmek

gerektiği bir gerçektir.

Yıllardan beri terör örgütü militanları sınırlarımızı

istedikleri gibi kullandılar, istedikleri zaman girdiler, istedikleri zaman

çıktılar. Böyle olunca da terör örgütüne geniş bir serbest kullanım alanı

doğdu. Bunun yanında kaçakçılık bölge insanın geçim kapısı haline geldi.

Sınırlarımızdan giriş çıkış yapan normal insanların çektiği sıkıntıyı kaçak

yollardan ülkemize girip çıkanlar çekmedi. Gümrük kapılarından giriş çıkışlarda

saatlerce beklendiğine çeşitli kereler şahit oldum. Böyle olunca da

sınırlarımızı normal yollardan kullanmaktansa hukuk dışı yollardan kullanmak

bazılarına daha cazip geldi.

Bu durum Suriye de patlak veren iç savaş ile birlikte

daha da berbat bir noktaya geldi. Denebilir ki sınırlar yok sayıldı. İnsanlar

istedikleri noktadan girip çıkmakta hiçbir engelle karşılaşmadılar. Sonuç

itibariyle özellikle Reyhanlı da yaşanan facianın ardından sınırlarımıza hâkim

olma yönünde yeni adımlar atılması gündeme gelmiş görünüyor.

Tekrar ediyorum Türkiye

giriş çıkışı iyice zorlaştırılmış bir ülke olsun istiyor değilim. Giriş

çıkışlar oluşturulacak düzenleme ile en kısa zamanda gerçekleşsin, bunun için

gerekirse gümrük kapılarının sayısı artırılsın. Kısacası kanunlara uygun

hareket edenler kapılarda çile çekmesin ama kanun dışı yollarla ülkemize girip

çıkmalar da engellensin. Birileri özellikle Suriye sınırının açık hale gelişi/getirilişini

Esad ın zulmünden kaçanlara kucak açmak olarak nitelendirebilirler. İlk bakışta

bu yaklaşım doğru gibi de görünebilir. Ancak, ülkemizde terör eylemine karışmış

kişilerin yüzlerce defa Suriye ile ülkemiz arasında gidip geldikleri halde hiçbir

takibe maruz kalmamış olmaları açık kapı politikasının terk edilmesi

gerektiğini gösteriyor. Açık kapı politikası normal insanlar için geçerli

olabilir ama özellikle teröristlere kapıların kapatılması için gerekli her

türlü tedbirin alınması, gerekirse bunun için sınırlarımıza duvar örülebilir.

Terör sebebiyle 30 yıldan beri ülkemizin uğradığı sadece maddi kayıplar şimdiye

kadar sınırlarımıza bir değil birden fazla duvarın çekilmesini sağlayabilirdi.