Bir iktidar neden bu kadar uzun süreli iktidarda kalabilir? Bu sorunun cevabı herkese göre değişebilir ama bize göre iktidarlar vatana millete hayırlı ve faydalı işler yapar, milleti fakirlikten çıkarır, zenginliğe kavuşturur. Yani insanların refah düzeyini yükseltirse bu millet de ona uzun süre iktidar hakkı verir.
Peki, diyeceksiniz ki bugünkü iktidarın bu kadar süre iktidarda kalmasının esrarı mucibi nedir? Yukarıda söylediklerimizin tersini yaptıkları halde, neden halen iktidardalar? İşte bu noktada muhalefetin ne yaptığına bakmak lazım. Geçmişte de yazmışızdır, muhalefetin beceriksizliği ve hakkıyla muhalefet yapamaması... Üstelik de iktidarın ekmeğine yağ sürecek, değirmenine su taşıyacak söylemler ve radikal çıkışlardan kaçınmaması tam da iktidarın arayıp da bulamadığı argümanlardır.
Bu milletin özüne, mayasına dokunursanız, inancına ve manevi değerlerine hakaret ederseniz, canavar gibi saldırırsanız, hem de bunu çağdaşlık adına yaparsanız bu millet de size hak ettiğiniz iktidar olamama cezasını verir. Belki hiç istemediği halde iktidarı size inat desteklemeye devam eder. Ki yıllardır yapılan da tam olarak budur. İktidar yanlılarından; sol parti iktidar olursa, neler olacağını göreceksiniz, işte şimdiden başladılar, gibi sözleri biz şahsen duymazdan geliyor, kulak ardı ediyorduk. Ta ki ana muhalefet partisi grup başkan vekilinin dine, Diyanet’e böylesine saldırması artık bardağı taşırdı ve bizi de endişeye sevk etti. Bu zihniyeti taşıyanlar bilsinler ki, esas Ortaçağ karanlığını çağrıştıran Firavun’lar dönemidir. İslam ise bu karanlığı aydınlatan ışıktır, güneştir. Yani endişelerimizi haklı kılacak durumlar da yaşanmıyor değil. Özellikle Ankara’da CHP’li belediyelerin tesislerinde namaz kılma ortamını bulamıyoruz. Yarın iktidar olduğunda bütün kamu kurumlarında korkarız ki, namaz kılacak ortamı arar hale geleceğiz. Umarız ki bu endişelerimiz yersiz olur.
Bu ülkeyi iki partiye mahkûm edip iki kutba ayrıştırma, yani sağ-sol dönemini geri getirme gayretleri görünüyor. Bu milletin sağduyusu buna fırsat vermemelidir diye inanıyoruz. İnanmakla birlikte bu iki oluşumun haricinde bir üçüncü alternatif neden olmasın diye de düşünmüyor değiliz. Yıllarca dünyayı iki kutba ayırdı, sömürdü, kemirdiler. O bitti, şimdi başka yöntemlerle mazlum milletlere zulmediyorlar. Dünyada durum böyle iken bizde de geçmiş yıllarda, özellikle de 70’li yıllarda bir sağ bir de sol vardı. Toplumu bunlar üzerinden çatıştırıyorlardı. Allah’tan ki Milli Görüş çıktı. Bu oyunu bozdu ve kutuplaşmanın önünü kapattı. Şimdi bu yaşadığımız dönem kısmen de olsa o dönemi hatırlatıyor bize. Yani bir üçüncü alternatifin kaçınılmaz olduğunu ortaya koyuyor. Yani demokrasilerde çare tükenmez. Eskiye dönelim demiyoruz. Ama geçmişten ibret alarak geleceği buna göre dizayn etme ve yöntem geliştirme gayretleri içinde olunmalı diyoruz.
Dini değerlerimiz ve inancımız bütün Müslümanlarda olduğu gibi, bizim için de o kadar önemli ki; yağmur gibi gelen zamları, cep yakan doğalgaz, elektrik faturalarını, yoksulluğu, geçim sıkıntısını ve sosyal hayatı unuttuk ve yeniden gündemimiz bu oldu. Bu zihniyet bu şekilde böyle devam ederse, iktidarı daha nice yirmi yıllar bekler. Arzumuz ve temennimiz değil ama görünen köy kılavuz istemez. Allah inançsızlara inanmayı, inananlara şuur ve aklıselim nasip etsin. Âmin.