Bismillahirrahmanirrahim;

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (C.C.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya (S.A.V.), âline ve sahabelerine olsun.

CAHİLİYE: Gerçeği tanımamak, doğru bilgiyi reddetmek, ilahi ve manevi olan her şeyi inkâr etmektir. Cahiliye; insanın Allah'ı gereği gibi tanımaması, kulluktan uzaklaşması, din ve düzen olarak İslam’a değil, beşeri din ve düzenlere, siyaset, düşünce ve hükümlere inanması ve yönelmesidir. Kur’an bu cahiliyeden insanları uyarır. MAİDE 50: “Onlar hâlâ cahiliye hükmünü mü istiyorlar? Kesin bilgiyle inanan bir topluluk için hükmü, Allah'tan daha güzel olan kimdir?”İslam'ın din ve düzen olarak yaşanmadığı dönemler ve zamanlar cahiliye çağlarıdır. Bu çağlarda insanlar, Allah’ı zannettikleri gibi tanıyıp, O’na ortak kıldıkları puttan ilahlara tapınırlar veya O’nu inkâr ederek “hevalarını” ilah edinirler. Hâlbuki Allah, Hz. Âdem’den günümüze insanları, Allah’ın varlığına ve birliğine inanmaya, Onun indirdiği dine ve düzene uymaya davet etmiştir. Şirkten, inkârdan, nifaktan uzak durmalarını istemiştir. ZÜMER 1-3: “Bu kitap (Kur’an) izzet ve hikmet sahibi Allah katından indirilmiştir. Şüphesiz, sana bu Kitabı(Kur’an’ı) hak ile indirdik; öyleyse dini yalnızca O'na halis kılarak Allah'a ibadet et.  İyi bilin ki, halis din (ve düzen) yalnız Allah’ındır (dini ve düzeni). O’nu bırakıp da başka veliler (rabler) edinenler, “Biz onlara(batıl ilahlara) sadece, bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz” diyorlar. Şüphesiz Allah, ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve inkârcı olanları doğru yola iletmez.”

Cahiliye düzenlerinde içki içmek, zina etmek, faiz alıp vermek, tefecilik yapmak, kumar oynamak, haksız yere adam öldürmek, kadınların açık dolaşması, isteyen erkeğin istediği kadınlarla, kadınların da istediği erkeklerle düşüp kalkması toplumsal bir değer olarak görülür ve bu günahları işlemeyenler adam yerine konulmaz. Cahiliye; bir şeyi gerçeği dışında bilmek, anlamak ve buna göre bir din ve düzen kurmaktır. Cahiliye; insanın ve toplumun İslâm dışı bir yaşayış biçimiyle yaşamasıdır. Doğru yolun zıddı, ilmin aksi olan, eskiyen ve değişken olan, bölgelere, kavimlere ve anlayışlara göre kurulan her türlü İslâm dışı rejimler cahili sistemler ve hükümlerdir. Cahiliye; insanları, kavimlere, renklere, tarihin karanlık çağ efsanelerine, mitolojilerine yönlendiren, Allah’a kulluktan koparıp kula köle olmayı sağlayan bir ifsat yoludur. Kısaca cahiliye, Allah’tan başka ilah ve İslam’dan başka din ve düzen arayanların icat ettikleri yaşam biçimidir. 

AHİR ZAMAN CAHİLİYESİ

Ahir zaman cahiliyesi dediğimiz şey batı cahiliyesidir. Burada batı kelimesi coğrafi olarak doğunun batısı değildir. Biz, batı kelimesiyle dini, ahlaki, siyasi, hukuki ve kültürel farklılığı ifade ediyoruz. Batı, İslam aydınlığının karanlığa dönüştüğü bir zemin olduğu için onabatı diyoruz. Bu batıyı, Kur’an’ın kitap ehli dediği Yahudiler ve Hıristiyanlar, ırkçılık ve şirk üzerine birlikte inşa etmişlerdir. Batı ırkçıdır ve müşriktir. Batının dünyaya pazarlamaya çalıştığı bütün değerler, ırkçılığın ve şirkin yansıması olan şeylerdir. Bunun için Rabbimiz bize, böyle bir dünyaya meyletmeyi yasaklıyor. BAKARA 120: “Milletlerine (din ve düzenlerine) uymadıkça Yahudiler de Hıristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki: Doğru yol, ancak Allah'ın(İslam) yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların hevalarına (düzen ve kanunlarına) uyacak olursan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.” Bu ayet meali, Müslüman bir toplumun İslam’ın din ve düzen esaslarını terk ederek, batılıların din ve düzenlerine meyletmesini kesin bir ifade ile yasaklamaktadır.  Kur’an bize bu konuda bütün ikazları yapmaktadır. MAİDE 51: “Ey iman edenler, Yahudileri ve Hıristiyanları veliler (dostlar ve yöneticiler) edinmeyin. Zira onlar birbirinin velileridirler (dost ve yöneticileri). İçinizden kim onları dost ve yönetici edinirse, onlardan olur. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez.” Bu ayet meali de net ve anlaşılır bir şekilde Müslümanları uyarıyor. Müslüman, bu uyarılara itibar edip duruşunu ve yolunu buna göre tayin eden kimse olmak zorundadır.

Batı bizi nereye davet ediyor? Onların bizi neye davet ettiğini ve bizim bu davet karşısında takınacağımız tavrı Kur’an bize telkin ediyor. BAKARA 135: “(Yahudiler ve Hıristiyanlar Müslümanlara:) Yahudi ya da Hıristiyan olun ki, doğru yolu bulasınız, dediler. De ki: Hayır, biz, hanif olan İbrahim'in dinine uyarız. O, müşriklerden değildi.” Bu ve benzeri ayetler Yahudi ve Hıristiyanların Müslümanlara yaptıkları bütün tekliflerin cahili teklifler olduğunu, onların bu tekliflerine uymanın, uyanları Allah’ın yolundan koparacağını haber vermektedir. Yine bu ayetler Müslümanlara, bu teklifler karşısında takınacakları tavrı da bildirmektedir. Müslümanlar, onların bu tekliflerine“bir elimize ayı diğer elimize güneşi dahi verseniz biz İslam’dan başka bir yola yönelemeyiz” şeklinde karşılık veren kimseler olmak zorundadırlar. Çünkü emir böyledir. 

ABD, AB VE İSRAİL

ABD, AB VE İSRAİL ahır zaman cahiliyesinin günümüzdeki Abu Lehep’leri, Ebu Cehil’leri ve Huyey b. Ahtab’larıdır. Bunlar, tevhit düşmanıdırlar ve varlıklarını inandıkları batıl ve cahili din ve düzenlerin hâkimiyeti için Allah’ın nurunu söndürmeye adamışlardır. Bunlar İslam’a karşı savaşan zalimler ve cahillerdir. Bunları tanımak için, öyle uzunca bir araştırmaya gerek de yoktur. Kur’an’ı okuyan ve okuduğunu selim bir fıkıhla anlamaya çalışan herkes bu dünyanın İslam düşmanı bir dünya olduğunu kavrar ve kendisini bu dünyadan korumak için Kur’an ve sünnete sarılır. Günümüzde kendisini bu zalimlerden korunmak isteyen herkes, Milli Görüş’e sığınmalı ve Saadet Partili olmalıdır. Selam hidayete tabi olanlara…