Türkiye aşağılık bir terör cenderesine alınmış durumda. Bu durumu “Türkiye küresel saldırı altında “şeklinde takdim edenler de var. İktidar makamındakilerin yaptıkları yanlışların hiçbir etkisi yokmuş tadında bir yaklaşım. Terörün yurtdışı ayakları olduğunu bilmeyen yokken, “küresel saldırı” yaklaşımı “kraldan fazla kralcı” ve “bir şeyleri aklamaya” yönelik bir gayretkeşlik gibi duruyor.

Terörün başlıca de4stekçilerinin, stratejik müttefiki olmakla onur(!) duyduğumuz ve Ortadoğu’yla ilgili her gelişmede “yakın çalışma arkadaşlığını” bir üst seviyeye taşıdığımız ABD olduğunu bilmiyorlar herhalde. İşin ilginci, 11 Eylül’den sonra kendisine hedef olan olarak İslam’ı seçen ABD ile “ortak çıkarlarda da buluşuyoruz”. ABD’nin pis Büyük Ortadoğu Planı’nı, “eşbakanlığı” kabul edecek kadar da sahipleniyoruz. Bu nasıl bir tezattır öyleyse, hem terörü desteklemekle suçladığımız (gerçi küresel saldırı diyenlerin birinin bile ağzından ABD lafı çıkmıyor her nedense, fail yok ortada) ABD’yle aynı amaç için çalışmak

Obama’nın Başkan seçildikten hemen sonra, 2009 yılında Türkiye’ye yaptığı ziyaret ertesinde “bir anda gelen ilhamla” Kürt açılımı başlatmadık mı İsmi daha sonra (“kervan yolda düzülür” mantığıyla) “demokratik açılım”a dönüştü. Çünkü bu işe girişilirken hesap kitap yaparak değil de, bir yerlerden gelen ilhamla girişildiği kabak gibi meydandaydı. Daha sonra terör örgütüyle başka bir ülkede görüşmeler yapıldığı haberleri çıktı. Bu haberler son derece sert şekilde yalanlandı. (“Bunu iddia eden şerefsizdir” gibi) Ondan sonra açılım bir anda “çözüm süreci” diye bir kimliğe büründü.

Çözüm süreci denmesiyle bir anda “Akil inanlar” türedi. Bu insanlar da en az sokaktaki insan kadar habersizdi bu süreç denen “şey”in içeriğinden. Bunu birçok defalar beyanatlarıyla yansıttılar kamuoyuna. Ancak bilmedikleri bir şey uğruna “halkı ikna”ya girişmekten de imtina etmediler her nedense.

Bugün gelinen noktada, bun akillere (en az hükümete olduğu kadar) soru sorma hakkına sahip bu ülkenin insanları Bugün yaşadığımız çıldırmış ve ipini koparmış terör sarmalı, bu sürecin neticesi değil midir Bunu devletin en üst düzeyindeki isimler birkaç defa tekrarladı. Çözüm süreci yürüdüğü için (bildikleri halde) teröristlerin şehirlere silah yığmasına müdahale etmediklerini söylediler. Bu çok ciddi bir itiraf değil mi Bu ülkenin insanları, bu durumda çözüm süreci denen “şey”i yürütenlere hesap sorma hakkına sahip değil mi Bu süreci yürüten Hükümet, Akiller denen güruh, çıkıp da halka bir açıklama yapmak mecburiyetinde değil mi

Çözüm süreci topluma “barış projesi” vs diye sunulurken, bu sürecin içeriğini, terör örgütüyle yapılan pazarlıkları soranları neredeyse “barış düşmanı”, “kandan besleniyor” vs diye itham edenler, bari bugün açıklamalılar teröristle hangi pazarlıkların yapıldığını, hangi sözlerin, taahhütlerin verildiğini… Bu ülkenin insanları evlatlarını, kardeşlerini, eşlerini, babalarını kaybediyor. Ne uğruna Çözüm süreci denen bir meçhul uğruna. O halde bunun içeriğini, yürütülen pazarlıkları, verilen sözleri de bilmek bu ülkenin hakkıdır.

Bu arada, daha 6 ay önce binlerce Apo bayrağının, posterinin, PKK’lı afişlerinin asılı olduğu Diyarbakır’daki Nevruz kutlamasına “Barış Nevruz’u”, “Silah dönemi bitti” başlığı atanların bugün kalkıp da onu bunu suçlaması da manasızdır. Biline!