Ne kadar şükretsek az, milletimizin asil genleri çok fazla.
Misafire, kapısına gelene, mağdur olana elinden geleni yapmakta, doğan yeni nesiller bile bu iyilik ve merhamet genlerini de beraberinde getirmekte.
Sokağımızdan geçip giden ne Afgan gençlerden rahatsız olmaktayız.
Ne de çocuğunun elinden tutmuş Özbek annenin, çizdiği şefkat halesinden.
Mahallemizde parfümeri dükkânı açan dört çocuk sahibi Suriyeli kadını herkes takdir etmekte.
Spor ayakkabıları satan Halepli mağaza sahibini de halk hemen benimsedi.
Marketler memnun, gelenler alışveriş etmekte, ticarete can katmaktalar.
Fakat geçmişinde çok kültürle yaşama pratiği olmayan Avrupa, insan hakları karnesine yeni zayıf notlar eklemekte.
Her gün değişik bir haberle Avrupa’nın ırkçı, çirkin, tehlikeli yüzünü bir kez daha görmekteyiz. Bu haber de onlardan biri:
“Daha önce yaptığı açıklamalarla sığınmacı karşıtlığını ırkçılık boyutuna vardıran Beziers kentinin aşırı sağcı Belediye Başkanı Robert Menard, son dönemde en önemli gündem maddesi haline gelen sığınmacılarla ilgili kentin yüzünü kızartan bir afiş bastırdı.
Film afişi formatında kurgulanan ve üzerinde, ‘Sonunda geldiler! Göçmenler kent merkezimizde, devlet bizi zorluyor’ yazan afişe fotomontaj ile yerleştirilen sığınmacılar da kentin sembollerinden biri olan ünlü Saint-Nazare Katedrali’nin önünde duruyor.
Ülkelerindeki savaştan kaçan sığınmacıların, sanki ‘Hem kenti hem de Hıristiyanlık dinini ele geçirmek üzere Avrupa’ya akın ettikleri’ imasını yaratan afiş, kent sakinlerini kızdırdı.
Belediye’nin internet sitesinden afişle ilgili yapılan açıklamada, hükümetin kent merkezinde yeni bir sığınmacı kampının açılmasını planladığını ve kenti geliştirmek için uğraş veren belediyeye bu konuda haber verilmeyerek kentin sırtına adeta bir bıçak saplandığı vurgulandı. Açıklamada, ‘Bir kez daha Beziers halkı istemediği bir kararın kendilerine dayatıldığına şahit oluyor. Ama bir kez daha Beziers halkı direnecek’ denilerek halk bu karara direnmeye çağırıldı. Ancak bölge valiliği, yeni bir merkez açılmasının söz konusu olmadığını, sadece mevcut sığınma merkezine 40 kişilik kapasite ekleme kararı alındığını belirttiler. Yeni kapasite ile kente yerleştirilecek sığınmacı sayısı ise 170’e yükselecek. Nüfusu 75 bin olan Beziers’te yer alacak göçmen sayısı nüfusa oranla yüzde 0,2 civarında olacak.”
Avrupa ırkçılığı, elbet bu haberle sınırlı değil, bir başka haber de Macaristan’dan:
“Macaristan’da yapılan referandumda oy kullananların yüzde 98’i, Avrupa Birliği’nin, ülkeye 2 yıl içinde 1294 mülteci yerleştirmesine yönelik planını reddetti.
Ancak yüzde 50’lik katılım sağlanamadığı için referandum sonucu geçerli olmayacak.
Macaristan Başbakanı ise katılım oranı yüzde 43’te kalmasına karşın, sonucu zafer olarak nitelendirdi.
Victor Orban, 160 bin mültecinin AB ülkelerine dağıtılmasına yönelik plana karşı çıkıyor, mültecileri AB’nin güvenliği ve Avrupa’nın geleceği için tehdit olarak gördüğünü söylüyor.
Başbakan, referandumda AB’nin planına destek verilmesi halinde istifa edeceğini açıklamıştı. Muhalifler referanduma katılım oranının yüzde 50’yi bulmamasının esasında Orban için bir yenilgi olduğunu vurguluyor.
Gözlemciler ise genelde sonucun yine de sağcı başbakan için zafer olduğu görüşünde.
Budapeşte yönetimi, mülteci akınını durdurmak için Sırbistan ve Hırvatistan sınırına duvar örmüştü.
Ülke içinde destek bulan bu adım, insan hakları gruplarının sert tepkisine neden olmuştu.”