Türkiye’nin gündemine oturan fon ve borsa soruşturması, iktidara yakınlığıyla bilinen Yeni Şafak’ın köşe yazarlarının da sert eleştirilerine konu oldu.

Aydın Ünal ve Ersin Çelik, kaleme aldıkları yazılarda soruşturmanın derinleştirilmesi çağrısında bulunurken, Çelik soruşturmanın üzerinin örtüldüğü algısının büyümesi halinde oluşabilecek siyasi kırılmaya ve iktidar değişimi ihtimaline dikkat çekti.

ÜNAL: “UCU NEREYE DOKUNURSA DOKUNSUN”

Yeni Şafak yazarı Aydın Ünal, “Ucu Nereye Dokunursa Dokunsun” başlıklı yazısında fon krizinin boyutlarına dikkat çekti.

Ünal, fonlara kimlerin girdiğinin, kimlerin astronomik kazançlar elde ederek çıktığının, kimlerin bilgi sahibi olduğunun ve olası ihmallerin bütün yönleriyle araştırılması gerektiğini belirtti.

Ünal, yaşanan finans krizinin yalnızca ekonomik boyutuyla ele alınmaması gerektiğini savunarak, sürecin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan açısından bir yıpratma aracına dönüşebileceği değerlendirmesinde bulundu.

“KİM OLURSA OLSUN, HANGİ MAKAMDA BULUNURSA BULUNSUN”

Ünal, soruşturmanın hukuki boyutunun yanı sıra siyasi ve ahlaki sorumlulukların da ortaya çıkarılması gerektiğini vurguladı.

Kimlerin fonlardan kazanç sağladığının, kimlerin ne zaman sisteme girip çıktığının ve olası bağlantıların kayıtlar üzerinden incelenmesi gerektiğini belirten Ünal, sürecin hiçbir isim veya makam gözetilmeksizin yürütülmesi çağrısı yaptı.

Ünal’ın yazısındaki temel vurgu, soruşturmanın ucu nereye uzanırsa uzansın sonuna kadar götürülmesi gerektiği yönünde oldu.

ÇELİK’TEN DİKKAT ÇEKEN SORU: “YA UCU KİMSELERE DOKUNMAZSA?”

Ünal’ın soruşturmanın derinleştirilmesi çağrısının ardından Ersin Çelik de kaleme aldığı yazıda meselenin siyasi sonuçlarına odaklandı.

Çelik, “Ucu nereye dokunursa dokunsun” çağrısını tersinden ele alarak, “Ya ucu kimselere dokunmazsa?” sorusunu yöneltti.

Çelik, soruşturmanın yalnızca birkaç kişinin ortaya çıkarılmasıyla sınırlı kalmasının toplumdaki güvensizliği gidermeyeceğini belirterek, meselenin vatandaşın kaybettiği paranın ötesinde, devlet ve siyasete duyulan güven açısından da ele alınması gerektiğini söyledi.

“BU KRİZ SİYASİ DEĞİL DEMEK, SİYASETİ BİLMEMEKTİR”

Çelik, yaşananların yalnızca finansal bir dosya olarak görülmemesi gerektiğini belirtti.

“Bu kriz siyasi değil demek, siyaseti bilmemektir” ifadelerini kullanan Çelik, soruşturmanın sonuçlarının toplumun siyasete bakışını da etkileyebileceği uyarısında bulundu.

Fon mağdurlarının yüz binlerle ifade edildiğine yönelik iddialara dikkat çeken Çelik, kaybedilen paraların aile bütçeleri açısından taşıdığı öneme vurgu yaptı. Çelik’in temel çağrısı ise sorumluların somut kayıt ve veriler üzerinden ortaya çıkarılması oldu.

UKRAYNA ÖRNEĞİYLE “SİYASİ KIRILMA” UYARISI

Çelik’in yazısındaki en dikkat çekici bölümlerden biri Ukrayna örneği oldu. Yıllar boyunca biriken yolsuzluk tartışmalarının siyasetin tamamına yönelik “hepsi aynı” algısını beslediğini belirten Çelik, bunun sonunda siyaset dışından gelen bir ismin iktidara taşınmasına kadar uzanan süreci hatırlattı.

Bu örnek üzerinden Türkiye için de uyarıda bulunan Çelik, fon ve borsa soruşturmasında kamuoyunu tatmin edecek bir sonuca ulaşılmaması halinde siyasete duyulan güvenin ağır yara alabileceğini belirtti.

“UCU KİMSELERE DOKUNMAZSA” ALGISI BÜYÜRSE…

Çelik’e göre soruşturmanın en kritik boyutlarından biri de kamuoyunun doğru ve şeffaf biçimde bilgilendirilmesi. “Ucu kimselere dokunmazsa” algısının yerleşmesinin ciddi bir toplumsal kırılmaya yol açabileceğini belirten yazar, özellikle gençlerin siyasete ve mevcut sisteme yönelik güveninin daha da zedelenebileceği uyarısında bulundu.

Çelik, fon skandalının üzerine gidilmemesinin yalnızca mağdurlar açısından değil, iktidarın siyasi geleceği açısından da risk oluşturabileceği mesajını verdi.

ORTAK ÇAĞRI: “HESAP SORULSUN”

Yeni Şafak’ta kaleme alınan iki yazının ortak noktasını soruşturmanın derinleştirilmesi çağrısı oluşturdu.

Fonlara kimlerin ne zaman girdiği, kimlerin hangi tarihte çıktığı, kimlerin yüksek kazanç elde ettiği, olası bilgi akışlarının bulunup bulunmadığı ve varsa kamu görevlilerinin ihmallerinin bütün yönleriyle incelenmesi istendi.

Ünal’ın “Ucu nereye dokunursa dokunmasın” çağrısıyla başlayan tartışma, Çelik’in “Ya ucu kimselere dokunmazsa?” sorusuyla siyasi güven boyutuna taşındı.

“TÜRKİYE SEVGİMİZİ KULLANARAK BİZİ SALAK ZANNETMEYİN”

Çelik, yazısında Aydın Ünal’ın çağrısını destekleyen bir başka dikkat çekici ifadeye de yer verdi.

“Türkiye sevgimizi ve Recep Tayyip Erdoğan’a bağlılığımızı kullanarak bizi ‘salak’ zannetmenize de en hafif tabirle içerliyoruz artık” sözünü aktaran Çelik, iktidara yakın çevrelerden gelen eleştirinin dozunu da ortaya koydu.

Fon soruşturması böylece yalnızca bir finans dosyası olarak değil, kamuoyunun adalet ve şeffaflık beklentisinin de sınandığı bir süreç olarak öne çıkıyor.

Ve Yeni Şafak cephesinden yükselen çağrı net:

Ucu nereye giderse gitsin, kime dokunursa dokunsun… soruşturma sonuna kadar götürülsün.

Muhabir: Abdullah Kutay Eskalen