Ülkemiz her 28 Şubat yıldönümünde, yakın dönemin acılarını bir kez daha yaşamakta.
Şu anda içinde bulunduğumuz savaş sıkıntısı, ekonomik darboğaz ne kadar canımızı yakıyorsa,
O günlerde maruz kalınan baskıda, o kadar öz vatanı bizlere dar etmekteydi. Orduyu kışkırtan kalemi kanlı gazeteciler, ülkede darbe rüzgârları estiriyor, halkı galeyana getiriyor, askere ne duruyorsun elini çabuk tut çağrısı yapmaktaydı.
Ki bu darbe çığırtkanı, vatan haini, halk düşmanı gazeteciler hâlâ yargılanamadı, hesap sorulmadı, yaptıkları bölücülük ve zulüm, özgürlüklere ket vurulması, seçimle gelmiş bir hükümetin iktidardan uzaklaştırılması cürümleri cezasız kaldı.
O günler dehşetti.
Sokaklardan tanklar geçirilerek ülke tehdit edilmiş,
Atılan dehşetli manşetlerle, halk galeyana getirilmiş, ışıklar söndürülüp yakılmaya başlatılmıştı.
Hiç hoşlanmadıkları Erbakan iktidarının sonunu getirmişlerdi.
Sözcü’den S. Öztürk, ilginç bir yazı kaleme aldı, C. Çağlar ile konuştu. O günlerin önemli bir siyasi aktörü ve iş adamı Çağlar; “Erbakan beni Ç. Bir ile görüşmeye gönderdi. Görüşmede, Ç. Bir;
“Cavit Bey; evet, siyasi hava, toplumsal hava çok gergin. Bizler için haksız beyanlar oluyor. Vay efendim, biz ihtilâl yapacakmışız. Hiç olacak iş mi? Kamuoyunu sakinleştirmek, bizim görevimiz değil. Bu duyarlılığı, Parlamento’nun göstermesi gerekir. Sayın Başbakan’a, ‘Görevden ayrıl’ diyemeyiz. Parlamento’nun işlevi farklı, bizimki farklı. Ama aynı gemideyiz. Bakar mısınız, ülkenin her tarafında, geceleri ışıklar söndürülüyor, yakılıyor. Bu, bir huzursuzluk işareti. Parlamento’nun, bu tepkilerin sebebini araştırması gerekir.”
Çağlar görüşmeyi Başbakan Erbakan’a nakleder.
Erbakan; “Cavit Bey, herhalde bu görüşmemizi Süleyman Bey’e intikal ettirirsiniz. Ben, bu paşaların hepsini emekliye sevk ediyorum. Tansu Hanım da benim bu tavrımı onayladı. Bu kararımızı, aynen Cumhurbaşkanı’na söyleyebilirsiniz.”
Çağlar, Cumhurbaşkanı Demirel’e, Başbakan Erbakan’la yapmış olduğu görüşmeyi ayrıntılı bir şekilde anlatır. Cumhurbaşkanı, dinlemekle yetinir; herhangi bir soru sormaz.
Ortalık toz duman.
Kargaşa dozunu artırmaktadır.
54. Hükümet’in Başkanı, Başbakan Necmettin Erbakan, Çankaya Köşkü’ne çıkar, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e istifasını sunar.
“Cumhurbaşkanı, kendisine, “Niçin istifa ediyorsunuz?” demiş. Erbakan da, “Ortağımız Tansu Hanım’la nöbet değişikliği yapıyoruz” cevabı vermiş. Ancak o nöbet değişimi bir türlü gerçekleşmedi”.
Demirel, hükümeti kurma görevini T. Çiller’e değil, M. Yılmaz’a verir.
Yazıda ilginç bölümlerden biri de;
“Dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya ile Erbakan arasında devamlı gidip gelen emekli deniz subayı Kamil Yüceoral da, o günleri şöyle özetledi:
“Bana göre Refah-Yol Hükümeti ikna ile değil, tehditle bozuldu. Esasında Refah-Yol kanadından bankalar, sermaye ve Fetullahçılar rahatsızdı. Erbakan, Fetullahçılarla tek çalışmayan liderdir. Bir konuşmamızda, (Fetullahçılar aman aman bizden uzak kalsın. Ağlayıp sızlayanlarla işimiz olmaz) demişti.”
Kaderi pamuk ipliğine bağlı bir ülkenin geleceği ile oynamak bu kadar kolay işte.
Kötü niyetli birkaç medya, iş adamları ile bir araya geliyor.
İdam yaftasını hazırladıkları hükümet için en kısa yoldan kirli emellerini hayata geçiriyor.
Kışkırtıcı manşetlerle halk ve ordu galeyana getiriliyor.
28 Şubat karabasanı
Mine Alpay Gün
Yorumlar
En Çok Okunanlar
CHP'de ihraç kararları iptal: O isimler geri dönüyor!
Saadet Partisi Mustafapaşa’da zafere odaklandı: Seçime iki gün kala Saadet Partisi'nde galibiyet inancı!
Mahkeme ikinci kez karar verdi! Yerebatan Sarnıcı İBB'de kaldı
TÜİK 2026 Mayıs ayı enflasyon rakamlarını açıklandı
Bakanlık soruşturma izni verdi! Generalin astsubayı dövdüğü iddia edilmişti
Ebu Ubeyde’den garantör ülkelere anlamlı sorular: “Hani garantileriniz nerede?”
Ankara'da NATO alarmı: İşte şehir genelinde alınan kararlar
Direksiyon başında yeni dönem: Ehliyet için kritik şart değişiyor!
Özgür Özel ile Devlet Bahçeli arasında dikkat çeken görüntü! O sözlerin ardından el sıkıştılar
Sıfır araç piyasasında sıcak gelişme! Zamlar ve dev indirimler yan yana